Felsefe nasıl İslamileştirilir?

Bütün tarihte iz bırakan felsefecilerin fikirleri incelenerek, İslami açıdan kurana aykırı olan fikirlerinin, ayetlerden deliller gösterilerek reddedilmesi amaçlı geniş çaplı ve uzun süreli çalışma yapılmalıdır. Felsefe alanında yazılan tüm fikirlerin bir kişi tarafından okunup, kurana arz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu çalışmayı bir grup ilim adamı tarafından yürütülmelidir. Tabii bu çalışma ancak devlet tarafından desteklenmesi halinde yapılabilecek bir çalışmadır. Finans edilmesi bir cemaat veya bir grup tarafından yapılması halinde, toplum tarafından sahiplenilmez. Ayrıca yapılan çalışmalar İngilizce ve Arapça olarak da yayınlanmalıdır ki, dünya üzerinde çok fazla kişiye ulaşılabilsin.

***

Yöntem olarak her felsefecinin Kuran’a aykırı olan düşünceleri özetlenmeli, daha sonra da fikirlerle çatışan ayetler tespit edilmeli, gerekli açılamalarda yapılmalıdır. Ya da günümüzde kabul göre felsefi fikirler belirlenerek tanımlanmalı, daha sonra söz konusu fikirlerle çatışan ayetler tespit edilerek gerekli açıklamalar yapılmalıdır. Böyle bir çalışmayı İmam Gazali hazretleri, Tehafütü'l Felasife (filozofların tutarsızlığı) isimli eseri ile yapmıştır. Ancak o zamandan bu zamana felsefe alanında çok fikirler üretildi. Aynı tür bir çalışmaya bu gün yeniden ihtiyaç vardır. İmam Gazali’den sonra İslam medeniyeti zirveye ulaşmıştır. Bu gün aynı çalışma yapılırsa, düşünen Müslümanların kafa karışıklığı giderilebilirse, yeniden İslam medeniyeti, diğer medeniyetlerin önüne geçecektir. İmam Gazali’den sonra aynı usulde 50’nin üzerinde eser yazılmıştır. Aynı alanda yazılmış İbn Rüşd’ün Tehâfut et-Tehâfut (tutarsızlığın tutarsızlığı) eseri, tartışmayı zirveye çıkarmıştır. Tarihte İslam adına, felsefi görüşler hakkında felsefi fikirler üzerinden yapılan tartışmalar, günümüzde de yapılmadığı sürece, düşünen insanların savunuculuğunu kazanamayız. Teori dünyasında kazanamadığımız bir mücadeleyi, pratik uygulamalar üzerinden önde götüremeyiz.

***

İlahiyat mezunu veya yıllarını cemaatlere vermiş kişilerin büyük bir çoğunluğuna, herhangi bir felsefecinin fikirlerinin hangilerini, neye göre reddediyorsun diye sorsanız. Size ancak çok okuma kafan karışır diye cevap verir. Veyahutta, size ehli sünnetin dışında, kendi kurduğu veya kurulan taze mezheplerin görüşlerini aktarır. Neden? Çünkü ehli sünnet savunucuları, cevap vermeyi gerekli görmediği için boşluğu insanlar usulsüz olarak dolduruveriyorlar. Sonra herkesin kendine göre ürettiği bir mezhebi oluyor; olsun önemli değil, ama bu kurduğu yeni mezhebi de, ehli sünnet olarak görüp, başkalarına öyle aktarıyor. Deseler ki, bu benim yorumlarımla oluşturduğum yeni bir kuran yorumlama yöntemidir, yeni bir İslamı anlama yoludur, bu yeni bir mezheptir, yeni bir yorumlama şeklidir, hiçbir problem yok. Ama bu yeni mezhebe, ehli sünnetin en doğru şeklidir, ehli sünnetin fikirlerini yanlışlardan ayrılmış halidir, gözü ile bakılıyor. Bu gün İslam dünyasının, felsefi fikirlere cevaplar üretirken karşılaştığı en büyük zorluk, Felsefecilerin fikirlerine cevaplar üretilirken, ehli sünnetin dışına çıkıldığı halde, ehli sünnetin içindeymiş gibi davranılmasıdır.

***

Acaba bu dertler ile dertlenenler varmıdır? Vardır inşaallah diyelim, harekete geçmesi için dua edelim…