884 Defa Okundu

İslama göre temizlik imandan gelir. 5 vakit namaz öncesi abdest  temizliğe, eğilip kalkmak da vücudu hareketli ve zinde tutmaya hizmet eder. Beden eğitmenlerinin önerdiği kasları çalıştırma hareketlerinden bazılarının namazda var olduğu dikkate değmez mi? Oruç bedensel ve ruhsal nefis terbiyesi yanında aç haliden bilmeyi de yaşatarak öğretmez mi? Ayrıca organların sağlığına da yararlı değil midir? 40’ta bir zekat, sosyal dengeyi koruma amaçlı değil mi? Bu ibadetlerin dua ile bütünlüğü bedensel ve ruhsal rahatlama sağlamaz mı? Ayetler adeta ikramdır insanlığa ve sorulur: Akletmez misiniz?

Akledelim: Fıtratında yaratıcıya inanç temayülü olan insana ve onun sosyal hayatına İslamî yaşamın faydası mı zararı mı var? Haram-helal yiyecek-içecek sınıflamasının önemi de Çin’den gelen pandemide daha iyi anlaşılmadı mı? İnsanlık İslâmî yaşama bağımlı olabilseydi bu salgın olur muydu? Bugün bilim insanlarının Çin artık hayvan pazarlarından insana bulaşan öldürücü virüslerden korunmamız için vahşi hayvanlardan uzak durmalı uyarısı düşündürücü değil mi? Bilim insanları sürekli kalabalıklar oluşturmadan maskeli yaşam ve temizlik çağrıları yapıyor. Geceleri uyukumu bölüyor bir ilahî sesleniş! Diyor ki sıkışık kentleşmeyle temizlikten, doğal yaşamdan uzaklaştınız; çok yüzlülüğünüzü de çeşitli tutum ve davranış maskeleri takarak birbirinizle hayatlarınızı zehredici gereksiz mücadelelere girdiniz. Alın size görünür maske! Takın da iyi nefes alın şimdi. Bu, yaptıklarınızın bedeli.

Gönüller fethederek İslamı dünyanın büyük nüfusuna tebliğ ile benimseten Peygamberimiz (s.a.v), ne güzel komutan İstanbul’un fatihi niye demişti? Dünyanın incisi bu kentin yüzyıllarca İslam başkenti olmasını sağlayan Fatih, fetih sonrası kente girince  gönülleri de nasıl fethetmişti? O fetihle İslam anlayışlı yücelişimiz, torunu muhteşem Süleyman’la üç kıtaya hükümetmeder olmadı mı? Yok sayılabilir mi bu şanlı tarih? Ancak ne oldu da önce duraklama sonra da gerileme sürecine girdik?

Gerileme ardından da yok edilme noktasına nasıl geldik? Çanakkale’de askerine ölüm emrini veren, bu emirle şehadete yürüyen askerlerini akılla, bilimle yöneten ve hiç şüphesiz bu zaferi kazanan büyük milletimin iman dolu göğsündeki yüksek ruhtur diyen kimdi? Peygamberimizin (s.a.v) baş adıyla bütünleşmiş bilgelik ve yetkinlikte olgunluk anlamlı Kemal adının sahibi değil miydi? Tarihî sevaplarımıza da günahlarımıza da iyi bakmalıyız. İslamla yükselmişken fitne-fesat virüsü salgınını durduramadığımızı ve yine Rabbim’in lütfuyla Çanakkale’de Kemal’e erdiğimizi, büyük kurtuluş mücadesi ardından da kurduğumuz cumhuriyetin kıymetini bilip onu vazgeçilemez bir çağ gücü yapma sorumluluğumuzu asla unutmamalıyız.

Adı haram dışılık, iyilik, güzellik, hoşluk anlamlarına da gelen Tayyip, milletin adamı şimdi. Fetih Fatih’le, yüzyıllar sonra kurtuluş Kemal’le oldu ama ona emr-i hak vaki olduktan sonra yine fitne fesat salgınlarıyla 2002’ye kadar “Biz adam olmayız!” aşağılık duygusuna düşmüştük. Son 18 yıl milletin sağduyusu Tayyip dedi. Dirayetiyle yazdığı destanlar tarihteki yerini aldı ama hâlâ sarsılmaya devam ediliyor. Fitne kazanı kaynatılıyor durmadan. Eskiden müslümanlar “Keyif tayyip?” tabiri kullanırlardı. Hüseyin Rahmi Gürpınar Hakk’a Sığındık romanında yer vermiş böyle bir sahneye. Lakin bugün milletçe keyfimiz tayyip değil fitneden. Muhalefetlerin günahı görüp sevabı görmeme eğilimi mutasyona uğramadı gitti. Halkın dertlerinin icra makamlarına kolayca yansımasını sağlayacak ulaşılmazlık zırhı maalesef kırılamadı. Eleştirilere hamasetten uzak, ikna edici cevaplar verilemiyor. Oy kaybı görüldüğü halde böyle. Geçmişte bedeli ödenmiş hatalar da yok sayılıyor ve tekerrür ediyor. Oy tuzağı nasıl bozulacak? Tedbir acil!

İşsizlik, geçim derdini önleyecek tedbirler de en önemlisi. Çare peşinde koşulmuyor, malî kurallara uyulmadı, güven sorunu var… gibi eleştiriler dünkü yol arkadaşlarının dilinden bile düşmüyor. Kitlelere ulaşabilen medya organlarında atamalardaki kayırmacılık haberleri hiç eksik olmuyor. Acilen hiç değilse kamu çalışanlarının ikinci, üçüncü maaş almaları önlenmeli ve maaş-ücret adaleti sağlanmalı. Devletin torpilli, seçkin, özel veya bankamatik gibi adlandırılabilecek memuru, bürokratı hiç olmamalı. Atanan herkesin liyakati vicdanlara sığabilmeli. Kayrıldığı ileri sürülen bazı kişilere keyfe keder yönetim kurulu üyelikleri, danışmanlıklar verildiği iddia edilememeli açıkça kamuoyunun önünde. Bu halkı tahrik eden en tehlikeli fitne virüsü. Daha önce öne sürdüğüm Gelir Adaleti Kanunu (GELİRAK) tek gündem yapılıp 2021 yılı sonuna kadar tartıştırılmalı. Fikirlerin çarpışmasından da halkın keyfini tayyip kılacak sonuçların çıkmasına yol açılabilmeli. Bu gerçekleştirilebilirse inancım odur ki yeni bir destan daha yazılacaktır.

Bu ülkenin deprem, çevre çirkinlik ve kirliliğine yol açan kaçak yapılaşma, büyük rant kapısı olarak muhalefetin dilinden hiç düşmeyen imar-inşa sorunu var. Kentler sıkıştı, canavar sofrasına dönüştü. İstanbul’a ihanet ettik diye nedamet de getirdik ya seçime gidilirken beyana dayalı bir imar barışı yapı kayıt belgesi getirildi. Şimdi de sadece Muğla’da 500’den fazla binanın belgeleri iptal edilip yıkılmış. Duyduğum doğruysa yazık! Yıkıma ve cezaya değil, eğitime dayalı sistemler, kanunlar getirilmeli artık.

İmar barışı depreme dayanıklılık ve çevre kirliliği yaratmamaya dayandırılmalıydı. Belgesi onaylanıp depreme dayanıksız ve çevre kirliliği yaratan binalar olduğu gibi bunun tam aksi durumda olup da yıkım kararı verilen binalar olduğu iddialarıyla çalkalanıyor kamuoyu. Yazık değil mi millî servete? İslam ülkesinin sanayicileri bu bürokrasi anlayışı yüzünden gidip ateist-komünist Çin’de yatırım yapıyor.Niye efendim niye, yazık etmiyor muyuz işsizi çok ülkemize? Buna da mutlaka tüm vicdanları rahatlatacak çare acil!

Ne demek efendim işsizlik? Peygamperimizin (s.a.v), Hazreti Ömer’in sosyal adaleti nerede? Arap ülkelerinde mi yoksa başka bir İslam ülkesinde mi? 40’ta bir zekat mantığıyla çok geliri olanlara önletmek bile mümkündür işsizliği. Haydi yeni bir yol açılsın artık, faizci kapitalizmi kapı dışarı etme destanı istiyor millet! Haydi bozalım oy tuzağını da olsun keyifler tayyip!

Yorumlar