2920 Defa Okundu

Faiz borç olarak verilen para veya eşyanın geri alınırken, üzerine bir miktar ilavesi ile alınmasıdır.

Günümüzde paranın para doğurması, sermayeden elde edilen kar, sermayenin veya paranın satışı ya da kiraya verilmesi sonucunda elde edilen maddi kazanç anlamına gelir.

Felsefi, ahlaki, sosyolojik, dini ve ekonomik açılardan değerlendirilebilir.

Faiz eski Yunan medeniyetinde filozoflar tarafından kabul görmemiş, reddedilmiş ve yasaklanması önerilmiştir. Ahlaki, sosyolojik ve dini açılardan da tarihsel süreç içinde kabul görmemiş, yasaklanmış, haksız kazanç olarak görülmüştür. Zengini zenginleştirici, fakiri de fakirekeştitici, sosyolojik dengeyi bozucu bir faktör olarak nitelendirilmiştir. Kısaca tüm kitabi ve semavi dinlerde yasaklanmış, felsefi, ahlaki ve sosyolojik doktrinlerde kabul görmemiştir.

Kur'an'ı Kerim'de pek çok ayette açık ve net bir şekilde kesin olarak, haksız kazanca yol açtığı için yasaklanmış ve haram kılınmıştır. 

Batıda, Avrupa'da ortaçağ skolastik felsefe döneminde kilisenin etkisiyle yasak olan faiz, rönesans ve reform hareketlerinden sonra Protestanlık mezhebi akımı çerçevesinde yasak olmaktan çıkarıldı. Burjuvazinin güçlenmesi, kentleşme ve ticaretin gelişmesiyle yaygınlaştı.

Sanayi devriminden sonra yeni liberal akımların etkisiyle ekonomik sistemin ve finans işleyişinin sistematik bir parçası haline geldi.

Dünyada son 200 yıllık süreçte, İslam medeniyetinin ve Osmanlı imparatorluğunun gerileme-dağılma  sürecine girmesiyle birlikte, özellikle son 100 yılda, 1. ve 2. dünya savaşından sonra hakim ve  egemen güçler tarafından kurulan ulusal ve uluslararası klasik-liberal-neoliberal ekonomik sistemin vazgeçilmez para politikası aracı haline geldi. Tabi bu liberal ekonomik düzen zamanla sınırsız kar, aşırı kazanç elde etme amacıyla insani olmayan ve insanı sömüren vahşi ve barbar bir kapitalizme dönüştü. Bu sistemde insan sadece bir üretici, işçi ya da tüketicidir. Herşey üretim, tüketim ve finans baronlarının ve burjuvanın daha çok kazanç ve kar elde etmesi içindir.

Günümüzde faiz, küresel hakim ekonomik düzen içinde ulus-devletlerin ekonomiyi kontrol ve dizayn etmek amacıyla uyguladıkları para politikası araçlarından biri ve makro ekonomik göstergelerden bir parametredir. Devletler merkez bankaları aracılığı ile para politikası uygular. Para politikalarıyla piyasada para arzını artırıcı ya da azaltıcı bir hedefle hareket ederler. Ekonomiyi hareketlendirmek, talebi arttırmak ve buna bağlı olarak üretimi arttırmak için piyasada para arzını arttırıcı bir politika izleyerek faiz oranlarını düşürür, Devlet. Faiz oranlarının düşmesi halinde piyasada para arzı artar, buna bağlı talep artar. Talebin artması fiyat artışına neden olur, bu da enflasyona ve paranın değer kaybı ile alım gücünün düşmesine neden olur.

Devlet artan talebi ve enflasyonu düşürmek amacıyla ise para arzını azaltıcı bir para politikası izleyerek faiz oranlarını yüksektir. Böylece elinde para olanlar, yatırımcılar parasını bankaya ve faize yatırırlar. Bu durum ise enflasyonun düşmesini sağlamakla birlikte, reel sektörün ve  doğrudan yatırımların olumsuz etkilenmesine, ürün arzının azalmasına, ekonominin daralmasına, işsizliğin artmasına yol açar. Böylelikle toplumun geneli, geniş halk kitleleri yüksek faiz nedeniyle üretim azalması ve işsizlik artışına, ekonomik daralmaya bağlı olarak olumsuz etkilenirken ve fakirleşirken, para ve sermaye sahipleri ve zenginler daha da zenginleşir, kazancına kazanç katarlar.

Yani Devletler tarafindan para politikası aracı olarak, sermaye sahiplerince de yatırım aracı olarak kullanılan faiz; ekonomik daralmanın, arz yetersizliğinin, işsizliğin, oranların düşürülmesi halinde bile enflasyonun, paranın alım gücü düşüklüğünün, gelir dağılımı adaletsizliğin, kazanç hakkaniyetsizliğinin, sosyolojik uçurumların nedenidir. O bakımdan sonuç değil, faktördür. Ekonomik olumsuzlukların, adaletsizliklerin  kökeninde yatan en temel faktördür.

Gelinen aşamada netice itibariyle 2. dünya savaşından sonra kurulan IMF, Dünya Bankası ve soğuk savaş sonrası kurulan Dünya Ticaret Örgütü gibi örgütler vasıtasıyla dünyayı sömürme, bütün dünyayı hakim güçlerin pazarı haline getirme, dünyayı ekonomik ve finansal olarak kontrol etme, borçla bağımlı kılma  politikalarında küresel sömürgecilerin, küresel finans baronlarının ve haçlı-siyonist ittifakının en önemli araçlarından biridir.

Üç beş örnek vermek istiyorum. Birincisi, Amerika'da faiz oranları % 0.25, İngiltere'de % 0.10, Japonya'da % 0.10, Almanya'da ise % 0.90'dır. Korona virüs salgını nedeniyle Amerika'da 30 milyon, diğer ülkelerde de 100 binlerce insan işsiz kaldı. Ekonomiler felç. Amerika'da bugün itibariyle GSMH 21 trilyon dolar, Devletin iç ve dış toplam borcu ise 24 trilyon dolar. Ciddi bir finans sıkışması ve ekonomik daralma söz konusu.  Buna rağmen Amerika ve diğer ülkelerde faizler % 0'larda.

Klasik ekonomik liberalizmin tezi olan faiz, ekonomik daralmanın, üretim azalmasının ve işsizliğin, arzın talebi karşılamamasının yani enflasyonun sonucudur yaklaşımı eğer doğru olsaydı; yukarıdaki söz konusu ülkelerde faizler tavan yapması gerekir. Ama olmuyor.

İkincisi, emekli bir CIA çalışanın itirafları ve sözleri. Diyor ki " Biz dünyayı ve kendimize bağımlı kılmak istediğiniz hedef ülkeleri önce yüksek faizle borçlandırırız. Borç almak istemezlerse ekonomik yaptırım uygularız. Olmadı, toplumsal karışıklık çıkartırız. Olmadı darbe yaparız. Yine olmadı, uydurma gerekçelerle  asker gönderir, o ülkeyi işgal ederiz. Hedefimize ulaştığımızda ise yüksek faizle borç ya da kredi verir, kendimize bağlarız…"

Üçüncüsü de dünyada tüm kredi kartı harcamalarında ve gecikme faizlerinin tahsilinde Amerika'daki kart merkezlerine komisyon ve pay aktarılmaktadır. Bu yolla dünyanın kaynakları küresel finansal baronlarının ceplerine akmaktadır.

Dördüncüsü de Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre Devletin 2020 yılında ödeyeceği borç faizi tutarı 129 milyardır. Ayrıca geçmişe dönük olarak Devlet, 2019 yılında 96 milyar, son 20 yılda ise toplamda 590 milyar sadece borç faizi ödemesi yaptı.   

Hülasa faiz, küresel soykırımcılar ve finans baronları ile haçlı-siyonist ittifakı tarafından dünyada kurulan ve küresel soygun düzenin, uluslararası ekonomik, ticari ve finans sisteminin, vahşi ve kapitalist kan emici sistematiğin en önemli araçlarından biridir. Günümüzde baktığınızda Ulusal ekonomik, ticari ve finans sisteminin de en önemli araçlarından biridir.

Ulusal ekonomimiz de faiz sistemi üzerine çalışan küresel ekonomik sistemin bir parçası ve ona entegre bir pozisyondadır.

Bu arada konu ile bağlantılı bir husus daha belirtilmelidir. İnsan hakları ile de ilintili olarak dini hassasiyetleri ve yaşam tarzları icabı faize bulaşmak, faiz almak, vermek, faiz sistemi içinde iş ve işlem yapmak istemeyen vatandaşların da bu en temel talebinin ve insan hakkının bulunduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi zorunluluğu vardır. Bu gerçeklik temelinde yeni seçeneklerin ve faizsiz dikensiz kulvarların oluşturulması zorunluluğu kaçınılmazdır.

Reel politik, güncel ekonomik gerçeklikler, ulusal ekonominin küresel ekonomik sisteme entegre olduğu gerçekliği temelinde, faiz sistemi tamamen kaldırılmadan, ancak merkezi irade ile % 1'in altına çekilmesi, insan hakları ve yaşam tarzlarının da gereğinin sağlanması için şu anda uygulanan ve faizin diğer adı olan katılım bankacılığı ve kar payı uygulaması olmaksızın; alternatif olarak faizsiz bankacılık, finans ve sigortacılık sistematiğinin kurulması gerekmektedir. Bu sistematiği besleyecek DEVLET FONU oluşturulması gerekmektedir. Kurulacak bu fonun kaynağı ise faizsiz ve kar paysız işleyecek, zorunlu olmaksızın tamamen isteğe bağlı katılım sağlayan vatandaşlardan alınacak VATANDAŞLIK PRİMİ olması gerekmektedir.

Böylelikle, fona vatandaşlık primi yatıran vatandaşlar, faize bulaşmadan ve bulanmadan ev, araba, proje, iş kurma, işyeri açma, fabrika kurma amacıyla; her türlü ihtiyaç için, ev, araba, tarla, işyeri, fabrika vb. malvarlığına yönelik kaza ve afetlerde masraflarını karşılamak amacıyla faizsiz ve kar paysız fondan, belirli vade planında aynı tutarın geri ödenmesi şartıyla, ödünç kredi çekebileceklerdir.

Haksız kazancın engellenmesi, gelir dağılımı adaletinin sağlanması, halkın kaynaklarının buharlaşmaması, Milletin faizle sömürülmemesi, Anadolu ve Anadolu insanının dişinden ve tırnağından arttırdığı birikim, varlık ve alın terinin Ulusal faiz baronlarına ve uluslararası soykırımcı faiz baronlarına akıtılmaması, vatandaşın ekmek parası ile çoluğunun-çocuğunun rızkının cebinde kalması ve Devletin-Milletin daha fazla KANININ VAMPİRLERCE EMİLMEMESİ için faizsiz ve kar paysız, amasız, fakatsız, kemiksiz ve kılçıksız yeni bir felsefe, kültür, anlayış ve medeniyet vizyonu ile bankacılık, finans, sigorta ve FON sistematiğinin kurulması gerekliliktir, kaçınılmaz bir zorunluluktur ve mutlak bir tarihi mecburiyettir.

Saygı ve selamlarımla…

 

 

      

 

 

  

Yorumlar