288 Defa Okundu

Korona Virüs, Pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı, ekonomik kriz derken evlilikler ve ilişkilerde kriz yönetimi konusunda da açıklamalarda bulunma zamanı çoktan geldi. Öncelikle şunu vurgulamakta yarar var, evliliklerindeki krizi yönetemeyen çiftler arasındaki evlilik nedenleri ile boşanma nedenleri çoğunlukla aynı oluyor. 

Örneklerle açıklamak gerekirse; statüsünden dolayı evlendiğiniz kişi işi dolayısıyla partnerlerin evlenme sebebinin zamanla ilişkiyi bitirme sebebine dönüştüğünün altını çiziyorum. Yazımın ilerleyen satırlarında daha net bu konuyu irdeleyeceğiz. 

Kişiler evlenme nedenlerini çok iyi gözden geçirsinler, çünkü evlilik nedenleri boşanma nedenleri ile aynı oluyor. Başka bir örnekle ele alalım; çok titiz bir kadın diye evleniyorsunuz, ardından bu sebepten dolayı ayrılıyorsunuz. Statüsünden dolayı evleniyorsunuz, o statülü işi dolayısıyla evine gelemediğinde ayrılıyorsunuz. Başlangıçta başınızı döndüren neden, ilerleyen süreçlerde ve ilişkinin gidiş yolunda değişiyor. 

İlişki aslında kimyasal bir tepkimeye benzer. Ortaya çıkan tepkimeden korkabiliyoruz. Peki ya bu korkuyu yenmek için neler yapabiliriz ? İlk olarak, Evlilikte koyulan kuralları bazen esnetmeli, güncellemeli ve değiştirmeliyiz. “ Her zaman titiz, düzenli, sosyal olmamak “ kuralı ve durumu gibi. Kendimizin ve gücümüzün de limitli olduğunu bilmeliyiz. Anayasa kuralları bile zamanla değişirken çiftler koydukları kuralları neden değiştirmek ve güncellemek konusunda isteksiz davranırlar acaba ? diye aile-evlilik-çift danışmanları konuyu araştırıyorlar. 

Bu arada TÜİK verilerine göre ileri yaş boşanmalarında artış gözlemleniyor. İleri yaş boşanmalarında artış yaşandığına değinmeyi gerekli görüyorum şöyle ki; Kadınlarda 40 yaşından sonra bir aydınlanma oluyor. ’Ben neye sabrediyorum?’ diyor. Bizim vatan topraklarımızda emekliler genellikle kahvelerde ya da camilerin çay ocaklarında vakit geçiriyorlar. Çünkü o döneme kadar eşleriyle kurmadıkları ilişkiyi o saatten sonra kurmaya çalışıyorlar. Bir arada kaldıklarında ise stres ve uyum bozukluğu ortaya çıkıyor. 

Günümüzde, 2021-2022 yılları istatistiklerine göre artan bir ivmeyle ileri yaş boşanmaları gözümüze çarpmaya devam ediyor. Çünkü kadınların tahammül ve sabır kotaları doluyor ve eşinin değişmesini beklemenin anlamsız olduğunun farkına varıyorlar. 

Bu ara ileri yaş yalnızlığı veya yaşlı yalnızlığı dediğimiz bir yalnızlık var toplumumuzda. Hele birde çiftlerin ilişkilerinde katlanmayı sabır ile karıştırmaları işi iyice çıkmaza sokuyor. Bu konunun da çözümüne katkıda bulunmak için ruh sağlığının çok kıymetli olduğunu belirterek, öncelikle insanın kendisiyle ilişkisini düzenleyebilmesinin önemine değinmek istiyorum. 

Çiftlerin birbirlerini değişecek diye beklemesinden ziyade olduğu gibi kabullenmesi gerektiğini belirterek sözlerime devam etmek istiyorum. Biz bazen katlanmayı sabır zannediyoruz. Yıllarca bu insan değişsin diye beklenti içerisine giriyoruz. Sürekli karşı tarafı gizli değişecek borçlanmasına sokmak yerine; değişecek diye beklemektense olduğu gibi kabul etmemiz gerekmektedir. 

Başka neler yapabiliriz? 

Erkek kadın fark etmeden her birey güzel sözler duymaya ihtiyaç hisseder. Lütfen bu konuda dilinizi kısır alıştırmayın. İltifatı ve takdiri hepimiz hak ediyoruz. Toplumda sadakati artırmanın birinci kuralı paylaşımı arttırmaktır. İkincisi ise bazı beklentilerin karşılanamaz olduğunu kabul etmektir. Beklentilerimiz konusunda esnekleşeceğiz.

Bu hamur çok su götürür, eğer aile-evlilikte ve çiftler arasında bir sorun yaşanıyorsa mutlaka profesyonel yardım alınması gerekiyor. Her birey özel olduğu gibi her ilişkinin dinamit ve dinamikleri de farklı olabiliyor. 

“ Kazan Kazan  & Al Gülüm Ver Gülüm “ gibi yöntemler ile sorunlarınızın “ Vın Vın ” çözülmesi dileğiyle…

Yorumlar