4628 Defa Okundu

            Gerek Kasım Süleymani’nin öldürülmesi gerekse Diyanet’in İran ile dini konularda yaptığı anlaşma Şia’yı son günlerin en çok tartışılan konusu haline getirmiştir.

Bu konu bana göre Kanal İstanbul ve Libya’ya asker gönderilmesinden çok daha önemli ve titizlikle üzerinde durulması gerekli bir konudur. Hatta kıyası bile abesle iştigal olur; çünkü, imani konular bir insan için her şeyden önemlidir.

Bundan kaynaklı bu yazımda Eshab-ı Kiram’ın biz Müslümanlar için ne kadar önemli olduğu üzerinde durmaya çalışacağım. Hepimiz bu durumu biliyoruz diyeceğim de maalesef bilmiyoruz­, bilmek gibi bir derdimizde yok! Bilmediğimiz için de kim ne derse balık gibi atlıyoruz.

-Eshab kime denir?

Eshab, dünya gözüyle bir defa bile olsa Müslüman olarak Efendimiz(sav)’i gören bahtiyarlara denir. Eshab-ı peygamberler hariç üstün ve şerefli kılan tek unsur; şereflilerin şereflisi Efendimiz Hz. Muhammed(sav)’in dünya gözüyle görülmesidir. Bu büyük şerefe mazhar olmuş insanlara ASHAB denir.

Kendi aralarında üstünlük dereceleri olmakla birlikte bir Müslümana düşen Hz. Vahşi(ra) ve Hz. Muaviye(ra) olmak üzere Hz. Ebubekir(ra) Efendimize kadar tamamını sevmek, saymak ve haklarında ileri geri konuşmamaktır.

Hele hele Ehli Beyt üzerinden eshabın büyüklerine kötü söz söylemek çok veballi olup sahibinin İslam’dan çıkmasına sebep olabilir.

Ayrıca, Ehli Beyt başımızın tacı olup o yüce insanları sevmek Müslümanlığımızın gereği olup Ehli Beyt’i sevmeyen Müslüman olamaz!

Hiçbir Müslümanın, aralarında her ne olumsuz olay olursa olsun Eshab-ı Kiram Efendilerimiz hakkında kötü söz söyleme, eleştirme hakkı yoktur. Bu husus bu kadar açık!

Peygamber Efendimiz (sav):

“Ashabıma dil uzatmaktan Allah’tan korkun. Benden sonra onları kötü emellerinize alet etmeyin. Onları seven, beni sevdiği için sever. Beni sevmeyen de onları sevmez. Onları inciten beni incitmiş olur. Beni inciten de Allah-ü Tealayı incitmiş olur. Bununda cezası gecikmeden verilir.”

“Ashabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları, Allah-ü Teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine af ve mağfiret edecektir. Sonra gelenler, bu fitnelere karışan Ashabıma dil uzatarak cehenneme girecektir.

“Ümmetimden bazıları, Ashabımı kötüleyecekler. Bunlar, Müslümanlıktan ayrılacaklardır.”

“Allahü Teâlâ, bana ashab ve akraba olarak en iyileri seçti. Birçok kimse, ashabıma ve akrabama dil uzatır, kötülemeye çalışırlar. Böyle kimselerle oturmayın; birlikte yiyip içmeyin, bunlardan kız alıp vermeyin!” Buyurarak, bizleri uyarmaktadır.

Şimdi gelelim asıl konumuza;

Peygamber Efendimiz(sav)’in Ashab-ı Kiram ile ilgili yukarıdaki hükmüne rağmen ŞİA’nın özellikle de Eshabın en üstünleri Hz. Ebubekir(ra), Hz. Ömer(ra), Hz. Osman(ra) ve Hz. Aişe(r.anha) annemize karşı düşmanlıklarını nereye koyacağız?

Efendimiz(sav); “Ümmetimden bazıları, Ashabımı kötüleyecekler. Bunlar, Müslümanlıktan ayrılacaklardır.” Buyuruyor.

Ondan sonra birileri televizyonlarda ahkam keserek Şia’ya hak mezhep diyor! Bırakınız hak mezhep olmayı ehli sünnet alimlerin fetvalarına göre Müslüman olmaz!

-Ya arkadaş sizin derdiniz ne de Müslümanların kafasını bulandırıyorsunuz?

Elbette ki, biz çatışma olsun demiyoruz; ancak, gerçekleri de bilelim! Müslüman ahmak olmaz; zararını kârını bilir.

Açık ve net söylüyorum; Hz. Ebubekir(ra) Efendimize dil uzatan her kim olursa olsun, havada bin takla atsın, yıldızları eline alsın benim için zerre kadar değeri yoktur, olamaz!

Bir Müslüman için Allah(cc) ve Efendimiz(sav)’in sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemek imanın gereğidir. 

-Hz. Ebubekir(ra) ve Hz. Ömer(ra) Efendilerimizi Allah(cc) ve Rasulü(sav)’nün sevdiğinden şüpheniz mi var?

Öyleyse, kim bu büyük zatları sevmez, düşmanlık ederse onlara karşı tavrımız net olmalı; yamukluğa, yalakalığa lüzum yok!  

Amacımız düşmanlık üretmek, dedi kodu içerisinde olmak değil; Allah(cc) rızası için Müslüman kardeşlerimi Müslümanlığımın gereği ikaz etmektir.

Unutmayın herkes vazifesini yapar; Allah(cc) hayırlı vazifeyi ifa edenlerden eylesin.

  

 

Yorumlar