2776 Defa Okundu

Beni yakından tanıyanlar bilir. Oto yan sanayi fabrikasında işçi olarak çalışıyorum. Her sene ağustos ayında otomotiv ve oto yan sanayi fabrikaları genel bakıma girer. Üretim durur bir süre. Personeller de kademeli olarak yıllık izne çıkartılır. Ben de bu yıllık izinde ata yurdu Erzurum’a gitmeye niyetlendim. Anne, baba, dede, dayı, teyze hep Erzurum doğumlu, ben ve kardeşim ise İstanbul doğumluyuz. Erzurum’a en son 1999 yılında gitmiştim. Aradan 20 sene geçmiş. Maddi imkansızlıklar sebebiyle uzun süre gidemedik. Bursa-Erzurum arası yaklaşık 1300 km. Otobüsle 18 saat sürüyor. Bileti internetten aldım. Bilet fiyatı kişi başı 170 lira. 2 çocukla düştüm yola. Hanım hayatta olsaydı onu da götürecektik, nasip değilmiş. Hanım Erzurum‘u göremedi. Daha evvel bir türlü beraber gitmek nasip olmamıştı. 3 gün otelde kaldık. Açık büfe kahvaltılı bir otel. Geceliği 175 lira. Otel fiyatları gayet uygun. Daha ucuz oteller de var. Ama yemek yok. 2 gün de Erzurum merkezde yaşayan teyzemlerde kaldım. Kaldığım mühlet boyunca, elimden geldiğince gezmeye çalıştım. Erzurum doğunun Paris’i diye tanımlanır. Tarihe meraklı her insanın bu şehirde hemen hemen her sokağında karşısına bir eserin çıkması kesindir. Şehirde tarihi yapı bol. Ve eserlerin birbirine uzaklığı, yürüme mesafesinde. Herkesin gelip ziyaret etmesini şiddetle tavsiye ederim. Erzurum’a gelen herkes burada döner yemeli porsiyonu ortalama 20 lira civarı. Hayvanlar gezdiği için, otladığı için, et inanılmaz lezzetli. Döner içinde kıyma kesinlikle yok. Hemen hemen her gün çocuklarla döner yemeye gayret ettik. Döneri çağ olarak yemeyin. Hem karnınız doymaz hem daha pahalı. Normal porsiyon yiyin. Şehirde süt ürünleri çok ucuz. 1. Sınıf beyaz peynirin kilosu 20 lira. Tereyağı 45 lira. Buradan paket yaptırdığınız ürünü kargoyla istediğiniz şehre güvenle yollayabilirsiniz. Annemlerin isteğiyle bir teneke peynir, 2 kilo da tereyağını alıp kargo ile yolladık. Bir tenekede 17 kg peynir var.

Erzurum’da en merak ettiğim yerlerin 1. sırasında tabyalar vardı. Otelin önünden taksi çağırdık. Aziziye tabyasına kadar 30 lira yazdı. Sabah erken saat olduğu için kimseler yoktu. Çocuklarla bol bol gezdik rahat rahat inceleme yaptık. Aziziye tabyası pek çok bölümü harabe halinde, acilen restorasyon gerekiyor. Yapı içi çöp dolu duvarlara serseriler yazılar yazmışlar. Pek çok bölgede göçmeler çatlaklar var. Aziziye tabyası adından anlaşılacağı üzere Sultan Abdülaziz döneminde yapılmış. Tabya yakınında halk arasında 93 Harbi denen, 1877-1878 Türk-Rus harbinde şehit olan askerlerin mezarları var. Bazılarının künyeleri belli bazılarının künyeleri belli değil. İsimsiz olan çok sayıda mezar da mevcut. Mezarların yakınında Sultan 2. Abdülhamit’in şehit olan askerlerle alakalı fermanı da bir mermer üzerine yazılı. Aziziye tabyası yakınında 93 Harbi’nde gösterdiği kahramanlıkla anılan Nene Hatun’un mezarı var. Tabyanın arka tarafında sanırım belediye bir şeyler yapmaya çalışmış. Artık anıtlar kurulu mu yoksa, başka bir kurum mu çalışmayı durdurup yapılan kısımları da yıktırmış. Tabyanın üst tarafı bu enkaz yığınlarıyla dolu. Kimse rahatsız olmamış.

Halbuki vatan müdafaasında bulunmuş çok sayıda askerin mezarları hemen alt tarafta. Orda bulunduğum müddetçe, sanki orada yatan biri de benmişim gibi, bu durumdan rahatsız oldum. Tabyada işimiz bitmek üzereyken, yeraltındaki odalardan birinde bir hareket gözüme çarptı. Pencereden korkarak içeri kafamı soktum. Gözlerime inanamadım. Alt tarafa bir tilki düşmüş, hayvan çıkamıyor. Kim bilir kaç gündür aç susuz orada bekliyor. Oraya insan da düşse çıkamaz 5 metre filan derinlik var. Odanın bir yanda bir de üst tarafında 2 pencere var. Ne amaçla yapılmış, bilmiyorum belki su sarnıcı.

Üstteki deliğin üzerinde bir vincin kalıntıları hala duruyor. Demirler paslanmış ama hala sağlam. Hayvanı orada bırakmaya gönlüm el vermedi. O panikle polisi aradım. Polis beni itfaiyeye yönlendirdi. Durumu operatöre anlattım. “Derhal geliyoruz” dedi. Aradan bir 15 dakika geçti. Gelen giden yok. Bu sefer itfaiyeyi arayıp gelen giden olmadığını beyan ettim. Meğerse ekip yanlışlıkla, Aziziye yerine Mecidiye tabyasına gitmiş. Neyse tekrar ‘Aziziye’deyiz’ dedik. Ekip hemen geldi. 5 tane çakı gibi genç arkadaş. Liderleri Emre diye bir delikanlı. O halatla indi aşağı. Ama tilkiyi yakalamak öyle kolay olmadı. 20 dakika filan uğraştı. Hayvan en sonunda yoruldu ve yakalandı. Bez bir torbaya konan tilkiyi halatla yukarı çektiler. Resimlerini çekip tekrar doğaya saldık. Operasyonun hepsini cep telefonu ile kayda almıştım lakin, en son kalite çektiğim videoyu bilgisayarda oynatamadım. Meğerse kodeği telefonda kaldığı için video kullanılamaz hale geliyormuş. Yaklaşık 3 gb yüksek çözünürlüklü kayıt çöp oldu. Yardım da aldığım halde videoyu kurtaramadık. Videoyu hem sosyal medyada yayınlamak istiyordum, hem de bir haber ajansında haber yaptıracaktık. Ayrıca Erzurum itfaiyesi de bir kopya talep etmişti. Maalesef olmadı. Buradan kahraman Erzurum İtfaiye teşkilatına çok teşekkür ederim. Yarım saat boyunca o zorlu bölgede, hayvanı kurtarmak için uğraştılar. Emre Bey odada 2 hayvanın daha çürümüş leşinin olduğunu söyledi. İçeri düşüp çıkamamış, açlıktan, susuzluktan ölmüşler. Halbuki belediye buralara sineklik gibi tel kafes kapatsa, içeri hayvan giremez. Gerçekten de buraya insan düşse çıkamaz. Aziziye tabyasında çektiğim fotoğraflardan birkaç adet makaleye ekliyorum. Şehirde yaptığım her şeyi yazmakla görgüsüzlük yaptığım anlaşılmasın. Ben yeni gelecek misafirler için deneyimlerimi paylaştım. Belki gelmek isteyen arkadaşlar olabilir. Yazı dizisinin devamı gelecek inşallah…

Ya işte böyle arkadaşlar. Sen Bursa’dan Erzurum’a 1300 km yap. Gezmeye gel. Burada bir tilkinin kurtulmasına vesile ol. Yaşamasak inanılacak gibi değil…



Tabya üzerinde sonradan yaptırılan eklenti yıkılmış .Bu da enkazı öylece duruyor.



Tabyanın odalarından biri.



Bir başka odada inceleme yaparken oğlum Ali Hüseyin’in çektiği bir kare.



Yapı üzerinde orijinalin bozulmasıyla alakalı örneklerden biri. Pencere kapatılmış. Maalesef çok sayıda örnek var.




Tabyanın üst tarafındaki harabeler.



Aziziye tabyası yakınındaki şehitliklerden biri .Bazılarının künyesi maalesef yok. İsimsiz mezarlar var. Künyesi olanlar da var.



Sultan 2. Abdülhamit’in Erzurum Fermanı.



Tilkinin düştüğü yeraltındaki derin oda.



Derin odaya düşmüş tilkiyi görüntülemek için baya uğraştım.



Kahraman Erzurum itfaiyesi ekibi tilkiyi kurtarmaya çalışırken.

Yorumlar