47680 Defa Okundu

Türkiye’de 1877’den beri yüzlerce parti kuruldu ve kapandı/kapatıldı.

Günümüzde 20-30 civarında parti var.

Partiler demokrasinin bir gereğidir ve hepsi meşruiyetini anayasadan alır.

Partilerin kuruluş maksadı yönetime talip olmaktır ve bunu gerçekleştirmek için millete programlarını anlatırlar.

Halkı ikna ettikleri oranda oy alırlar.

Bundan iki hafta önce bu partilerden birinden bir milletvekili tarafından meclise bir kanun teklifi verildi.

Verilen kanun teklifinde 1915’de yaşanan olayların “Ermeni soykırımı” olarak görülmesi isteniyor.

Bu Ermeni meselesi gittikçe başımızı ağrıtmaya başladı.

Bu meseleyle ilgili kanaatlerimizi ifade edelim.

Marjinal bir partinin yine marjinal bir milletvekili tarafından verilen bahse konu kanun teklifinde gerekçe olarak şu ifadelere yer verilmiş:

"24 Nisan 1915 tarihinde 250'ye yakın Ermeni aydının tutuklanması ile başlayan sürgün ve katliamlar, 27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarılan Geçici Tehcir Kanunu'yla Ermeni halkının topyekün kadim topraklarından sürülmesi ve büyük çoğunluğunun yaşadıkları yerlerin civarında ve göç yollarında katledilmesiyle sonuçlandı."

24 Nisan 1915’de bir kısım Ermeniler durduk yere tutuklanmadı. Bu tutuklanan Ermeniler “aydın” değil teröristti.

Şubat 1915’de Ruslar saldırıya geçtikleri bir sırada Osmanlı vatandaşı olan bir kısım Ermeniler bir taraftan Rus ordusuna rehberlik yapıyorlar diğer taraftan köyleri basıyor Müslüman ahaliyi katlediyordu.

Van’ın Zeve köyü vardır. Buraya civar köylerden sığınan 2500’den fazla Müslüman ahali işkence ile katledilmiştir. Bu köyün kedisine varıncaya kadar en vahşi ve gaddar şekilde insanlar katledilmiş ve evler yakılmıştır.

Sadece Van’ın Zeve köyünde mi katliam yaşandı?

Doğu Anadolu başta olmak üzere Anadolu’nun her tarafında bu katliam yaşandı.

Bu marjinal partinin marjinal milletvekilinin sözünü ettiği kişiler “aydın” değil tam bir teröristti.

Erkekleri vatan savunmasına cepheye gitmiş olan köyleri basan bu teröristleri dönemin hükümeti tutuklamayıp da ne yapacaktı?

Kadınların namuslarını kirleten, çocukları akla zarar katleden teröristlere yardım edenleri sürgüne göndermeyip de ne yapmalıydı hükümet?

Dönemin hükümeti, 24 Nisan 1915’de terör faaliyetinde bulunan Ermenileri tutuklamış fakat bunların terör faaliyetlerinin önü alınamayınca 27 Mayıs 1915’de bulundukları bölgeden başka bir bölgeye sürgüne göndermek zorunda kalmıştır.

Hiçbir Ermeni Osmanlı Devleti tarafından katledilmemiştir.

Kaldı ki, Osmanlı Devleti savaş halindeyken asayişi bozan bir kısım Ermeniler için sürgün kararı alındıktan sonra bunların sevk ve idaresi için gerekli güvenlik tedbirleri de alınmıştır.

Osmanlı Devleti’nin tarihin hiçbir devresinde hiçbir topluluğa “soykırım” yapmamıştır ve yapmaz.

Şurası tuhaf değil mi; Ermenilere Osmanlı’nın soykırım yaptığı iddiasının tarihi 1915.

Osmanlı soykırım yapmak isteseydi niye 1915 yılını beklesin?

Ermeniler, Selçuklu döneminden beri bizimle birlikte değiller mi?

Osmanlı isteseydi Ermenileri Yavuz döneminde yok edemez miydi?

Fatih döneminde Osmanlı yönetimi Ermenileri un-ufak edemez miydi?

Bu “soykırım” iddiasının sahiplerinin çelişkisi evlere şenliktir.

Hiç bir Müslüman Türk devleti soykırım yapmaz.

Bakınız “yapamaz” demiyorum, yapmaz!

Zira inancımız buna müsaade etmez.

Arşivleri açın dedik.

Ermeni tarafı arşivleri açmaya yanaşmıyor.

Yukarıda sözünü ettiğim marjinal milletvekili de biliyor ki “soykırım” diye bir şey yoktur. Bu milletvekili meclise böyle bir kanun teklifi vereceğine Ermenistan parlamentosuna dilekçe vererek onların arşivlerini açmasını istese ya!

Mesele gerçeğin ortaya çıkması değildir.

Bu soykırım iddialarını Fransa bazen kaşır. Fransa’nın Cezayir’de nasıl bir dehşetli soykırım yaptığını cümle âlem biliyor.

Şunu hatırlamak gerekir ki, 1915’de yaşanan olayların aydınlanacağı merci arşivlerdir.

Osmanlı arşivleri açıldı ve yayınlar yapıldı ve yapılmaktadır.

Bizim yazılı ve görüntülü medyanın ağzını açıp Amerikan başkanı 24 Nisan’da ne diyecek diye bakmasını yadırgamaktayım.

Artık biraz kendimize güvenelim.

Vesselam...

Yorumlar