33156 Defa Okundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin en yalnız, en çık yalan söylenen ve en fazla aldatılan insanıdır kanaatimce.

Ve Sayın Cumhurbaşkanı bunun farkındadır da. Adamcağız kendine “Cumhurbaşkanı” diyor, etrafındaki ve medyadaki yalaka takımı “başkan” diyor.

Adam, kalifiye, iş bilen, FETÖ karşıtı ve harama bulaşmamış isimleri bulup belediye başkan adayı yapmaya çalışırken, etrafındakiler, haramzade, riyakâr, FETÖ ile iltisaklı ve hatta bu ihanet ve casusluk şebekesi ile içli dışlı olanları aday olarak Erdoğan’ın önüne koyuyorlar.

Neredeyse her alanda durum böyle. Anladığım kadarıyla Sayın da durumun farkında ne var ki etrafındaki bu kalın duvarı ya yıkmıyor ya da yıkamıyor. Veya yıkması durumunda bizim bilemediğimiz çok riskli ve hassas durumlar meydana gelmesinden endişelendiği için bu duvara dokunamıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a en büyük darbe şu anki yakın çevresinden geleceğinde endişe ediyorum. Batı, Siyonistler ve FETÖ, Cumhurbaşkanımızın en büyük düşman amenna. Lakin onlardan önce en büyük zararı verecek olan etrafında oluşturulmuş duvardır. Bu duvar, Erdoğan’ı günden güne siyasi bir mevtaya doğru evirmektedir.

Örneğin TCDD’yi ele alalım. Sayın Erdoğan’ın kalkınma ve Türkiye’ye çağ atlatma projelerinden biri de demiryolu ulaşımının verimli hale getirilmesiydi.

Demiryolunun başına Süleyman Karaman isimli biri getirildi. İETT’de müdürlük falan yapmış. Başat hasleti, Erzincanlı olmasıdır. Bir diğer özelliği ise göbeğinin objektiflerden taşmasıdır. Süleyman Bey’in büyük özelliklerinden biri de mevcut demiryollarındaki rayları değiştirdikten sonra onları yeni yeni kurulmuş gibi göstermesidir.

Bu olağanüstü bir PR çalışmasıdır. İş her ne kadar hikâyeden de olsa, Süleyman Bey’in bu PR çalışmasına şapka çıkarılır.

Ve Süleyman Karaman, TCDD’nin başına geçtiğinden beri inanılmaz ve çok ölümlü facialar meydana geldi. Hatta gittikten sonra da kurduğu sistemden Türkiye’de hala canlar alıyor insanlar öldürüyor.

Bürokratı ile sağlam rapor alan bir başkan veya başbakan bu durumda ne yapar? O başarısız bürokratını görevden alır. Normal prosedür budur. Lakin Türkiye’de Karadeniz oligarşisi kadar Erzincan oligarşisi de AK Parti’de mevcuttur. Erzincan yapılanması, Süleyman Karaman gibi başarısız bir bürokratı Milletvekili olarak taltif ettirmeyi başarmıştır.

Süleyman Karaman figürü, siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisi okuyanlar için inanılmaz bir ampirik kaynaktır. Ben akademide öğretmen olsaydım, Yüksek lisans veya doktora öğrencilerime Karaman tipolojisi üzerine doktora çalışmaları yaptırırdım.

Doktora öğrencilerine siyaset duvarını koşarcasına tırmanışını, yüksek lisans öğrencilerine de “Siyasette Erzincanlılık, Süleyman Karaman ve PR” başlıkla mezuniyet tezleri hazırlamalarını salık verirdim.

Ne var ki üniversitelerimizin en yüksek yönetim birimleri siyasete temenna, teenni ve hürmetlerini sunmaktan akademik çalışmalara pek vakit bulamıyorlar.

Peki kimdir bu Süleyman Karaman?

12 yıl Devlet Demiryolları Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak görev yapan bir zattır.

Sadece bu kadar mı?

Tabi ki hayır. Aynı zamanda Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliği yaptı.

Bitti mi?  Biter mi hiç.

TTNet Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı yanısıra, Met Ekran Televizyonculuk ve Medya Yönetim Kurulu üyeliği de yaptı.

Maaşaalllah barekallah, sayın genel müdürümüzün on parmağında 110 marifet. TÜRKSAT’ın da yönetim kurulu üyeliği yaptı 7 yıl boyunca.

Bunlar, şu anda aklıma gelen veya bildiğim kurumlar. Bilmediklerimi de Allah biliyor.

Unutmadan, bu yönetim kurulu üyelikleri başkan vekillikleri vesaire, Allah Rızası için yapılmıyor. Hepsinin hatırı sayılır bir maaşı sosyal hakları imtiyazları vs var. Helali hoş olsun diyemiyorum çünkü ne yaptıklarını bilmiyorum. O yüzden benim hisseme düşen kısım için helali hoş olsun demiyorum.

Karaman, ilk olarak 2004’te Sakarya Pamukova’da meydana gelen ve 41 yolcunun hayatını kaybettiği hızlandırılmış tren kazasıyla kamuoyunun gündemine gelmişti.

Karaman döneminde demiryollarında Yüksek Hızlı Tren hatları devreye girmeye başladı.

Ancak hızlı trenler TCDD’nin rekor zararını önleyemedi.

TCDD’nin zararı 2012’ye göre yüzde 45 artarak 2013’te 1,3 milyar liraya ulaştı.

Yani Süleyman Karaman, kurum yönetimi olarak Kemal Kılıçdaroğlu’ndan aşağı kalmamış. İkisi de kurumlarını borç batağında bırakıp siyaset arenasına çıkmışlar.

Çorlu ve en son Ankara’daki tren kazaları da Süleyman Karaman dönemi çalışmaların ürünüdür.

Akılcı siyasetle yönetilen ülkelerde bu tür bürokratlara devlet kapısında değil ekmek, yaz ortasındaki bollukta hıyar dahi vermezler. Ele hele Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetim ve yönetişim anlayışında Karaman’ın adı dahi zikredilemez. Ama bir bakıyorsunuz, milletin iradesinin tecelli ettiği yere mebus olarak gönderiliyor.

Biz ısrarla Sayın Erdoğan’ın çevresi sert ve kalın bir duvarla örülmüş diyoruz. Kendi partisinde başarısızlar halkın önüne aday olarak çıkarılıyor. Ve bu başarısızların faturası maalesef sayın Erdoğan’a çıkarılıyor. Ve korkarım, Mart seçimlerinde bu faturanın yükü oldukça ağır olacaktır.

Eğer Türkiye’ye iyilik yapmak istiyorsak, etrafındaki kalın duvarın yanlış bir duvar olduğunu sürekli dile getirip Sayın Cumhurbaşkanının önünü açmaya çalışmaktır.

Yorumlar