10388 Defa Okundu

Bu bölümde bir akademisyen dostumuzun bana gönderdiği bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada 2009 yılında Erasmus programına iştirak eden bir grup öğrencilerle yapılan çalışmaya yer verilmiştir. Merak edenler olursa ve makalenin tamamıma bakmak isterlerse çalışmanın tam başlığını verelim:

ERASMUS İLE İLGİLİ BİR AKADEMİK ÇALIŞMA VE SORULAR, ERASMUS PROGRAMININ KÜLTÜRLERARASI  DİYALOG VE ETKİLİ  İLETİŞİM AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ  (Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Volume 2 / 9 Fall 2009 Aysun DEMIR - Semra DEMIR”.

Araştırmadan bazı alıntılar yapılmış ve sorular sorulmuştur. Alıntılar tırnak içinde verilmiştir. Sorular tarafımıza aittir. 

Söz konusu makalede şöyle denilmektedir; “ Erasmus programına katılan öğretmen adaylarının sosyo-kültürel etkileşim , özgüven ve sorunların üstesinden gelme yeteneklerinde  gelişim, pozitif düşünme, önyargıların körelmesi, kendi kültürüyle ilgili farkındalık, dinler arası diyaloga yönelim eğilimi sağladığını belirlenmiştir”. (95)

Soru: “Dinler arası diyaloga yönelim eğilimi sağlandığı görülmüştür” ne demektir?  Ülkemizde 15 Temmuz darbe teşebbüsüne/dershaneler vakasına  kadar tatbik edilen “İbrahimîdin veya hoşgörü” kavramlarıyla gündemde tutulan uygulama değil midir?  

Makalede Erasmus’a katılan bir kız öğrenci hedefini şöyle açıklıyor; 

“Benim gidiş amaçlarımdan biri şuydu; iyi bir öretmen olacağım dedim kendi kendime ve öğrencilerime model olabilecek bir insan olmak istedim. Mesela ben yurtdışını görmüş, oradaki insanlarla iletişimde bulunmuş biri olarak öğrencilerime iyi bir model olacağım, öğrencilerim de hep bir adım önde olacak. Benim hiç böyle bir öretmenim olmadı ama ben öyle olursam öğrencilerim de hep benden bir adım ötede olacak” (97).

Soru: Yurt dışına gitmek ve yurt dışındakilere göre donanmak idealize edilebilir mi? Fetö’nün Papa’ya yazdığı mektuptaki “öğrencileri birbirine yaklaştırma “dinlerarası diyalog” olmuyor mu? 

Soru: Bir öğretmen öğrencilerine model olması kendi öz kültürüyle mi olur yoksa başkalarının  kültürüyle mi? 

“Katılımcılardan yarısı yardımseverlik vurgusunda bulunmuştur. Bunun yanı sıra, Avrupa insanının selamlaşmaya önem verdiğini, sportif aktivitelere, öğrenmeye mutlaka zaman ayırdığını ve yaşam dolu olduğunu belirtmişlerdir” (98)

Soru: Bir Türk öğrencisinin yurt dışından “yardımseverlik” hususunda etkilenmesi nasıl izah edilebilir? Vakıf cenneti olarak bilinen Osmanlı Devletinin kültürel mirasçısı olan ülkemizde yardımseverlik konusunda bilgi sahibi olmadığı ve bu durumun “özenti” oluşturduğu görülüyor ki, bu, sağlıklı değildir. Karatay Üniversitesinde verilmekte olan Medeniyet Tasavvuru ve Ahilik derslerinde bu husus üzerinde durulmaktadır. 

Soru: Selamlaşmak konusunda Müslüman bir kişinin Avrupa’dan etkilenmesini anlamak mümkün mü? 

Soru: Erasmus programlarına iştirak eden öğrenciler barınma ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlar? Beslenme ve ibadet ihtiyaçları nasıl karşılanıyor? 

Erasmus programında aile yanında kalanlar oluyor. Bu öğrencilerin beslenmesi ve ibadet ihtiyaçları nasıl  karşılanıyor? 

Makalede; erasmus programına iştirak eden 12 öğrenciye günlük hayata dair sorular sorulmuştur. Bu öğrencilerden sadece 3’ü yeme-içme hususunda problem yaşadığını söylemiştir. Buna göre; 

Soru: 9 öğrencinin domuz eti hususunda problem yaşamadığı anlaşılmaktadır. Bu öğrencilerin Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görenler olduğuna göre, domuz etiyle ilgili hiçbir problem yaşamamaları nasıl izah edilebilir? 

Soru: Makalede bahsi geçen öğrenciler erasmus programı çerçevesinde Avusturya, Danimarka, Yunanistan’a gittikleri ifade edilmektedir. Söz konusu öğrencilerin öğretmen adayları olduğu düşünülürse “domuz etinden” rahatsız olmayan bir öğretmenin öğrencilere hangi anlamda örnek olacağı düşünülebilir? 

Domuz eti hassasiyeti olan öğrenci şunları söylüyordu; “Yemek kültürleri bize çok benziyordu, tek sorun domuz etiydi. Bu açıdan biraz sıkıntı oldu. Öğrencilerin menülerinde genellikle domuz eti çıkıyordu. Bu nedenle tedbirli davrandım. Peynir gibi süt ürünlerinde de domuz yağının olduğunu düşünerek yemedim”.  

Soru: “Yemek kültürleri bize çok benziyordu” derken kast edilen neydi? Yemekten önce ellerini mi yıkıyorlar? Besmele mi çekiyorlar?  Tabaklarını sünnetliyorlar mı? Ekmek kırıntısına dikkat mı ediyorlar? Büyükler yemeğe başlamadan küçükler yemeğe başlamıyorlar mı? Söz  konusu makaleden bu hususlar anlaşılmamaktadır? 

Dinlerarası diyalog konusunda makalede şu ifadeler var: “Dinlerarası diyaloga yönelim noktasında katılımcılardan biri şöyle diyor: ‘Ben orada hatta kiliseye de gittim arkadaşlarımla” (101). 

Erasmus programlarının temel hedeflerinden birinin dinlerarası diyalog olduğu bilinen bir gerçektir. Bahse konu makalede de bu husus ifade edilmiştir. 

Soru: Erasmus programına iştirak edenlerden birinin kiliseye arkadaşlarıyla birlikte gitmesi bu programın nihai hedeflerini ortaya koyması bakımından dikkate değer. Acaba kiliseye arkadaşlarıyla birlikte giden öğrenciler camiye gitmişler midir? 

Dinlerarası diyalog hususunda başka bir yerinde şöyle denilmektedir; “Erasmus programına katılan öğrenciler, program süresince kültürlere ait özel günleri, dini ve milli bayramları doğal süreç içinde hep birlikte kutlamışlar ve böylece hem kültürler arası hem de dinler arası diyaloga katkı sağlamıştır” (102)

Soru: Türkiye’de 15 Temmuz darbe teşebbüsünden önce tatbik edilen dinlerarası diyalog zeminin bu tür erasmus programlarıyla temeli oluşturulmak istendiği görülmüyor mu? Birlikte hem ayin yapmak hem de Kur’an-ı kerim okumak, Müslüman ile hristiyanın yanyana mezarının yapılması, bir kişinin hem Müslüman hem de Hristiyan olabileceğinin telkin edilmesi, Hristiyanlığın da hak olarak ifade edilmesi, hutbelerde “Hak din İslam’dır” ayetinin uzun süre okutulmaması gibi örnekler erasmus programlarında ulaşılmak istenen  hedeflerden değil midir? 

Sonuç: 

Yapılan çalışmalar ve elde edilen sonuçlara göre erasmus programının, meslekî ve sosyo-kültürel bakımdan faydaları olduğu söylenebilir. Ancak bu programa iştirak edecek olanların kendi kültür ve inançlarını sahih bir  şekilde biliyor ve yaşıyor olmaları gerekir. Ayrıca beslenme ve barınma hususunda değerlerimize uygun şartların gözetilmesi gerekir. Bu şartların mevcut olmadığı erasmus programının negatif yönleri pozitif taraflarından daha fazladır. Ayrıca erasmus programında Türk-İslam kültürünün icap ettiği şartların oluşması gibi bir hedefi olmadığı aşikadır ve bizim de böyle talebimiz yoktur. Nitekim 1998 yılında F. Gülen –Para görüşmesinde (yazdığı mektupta) öğrenci değişiminin dinlerarası diyaloga katkı sağlayacağı ifade edilmiştir.   

Erasmus programları günümüzde bütün üniversitelerde “hararetle” yapılmakta ve teşvik edilmektedir. Bu bir tercihtir. İsteyenler iştirak edebilir veya teşvik edebilirler. 

Bendeniz böyle bir programın Türk gençliğine faydasından ziyade zararı olduğu kanaatindeyim. Bu tercihime hürmet edilmesini bekliyorum...

Vesselam... 

 

 

 

Yorumlar