15784 Defa Okundu

Hep aynı kafa ve zihniyet!

Çarşaflıya önce rozet takıp, sonra da özgürlüklerini elinden alıp ne okuma ne çalışma ne de yaşama hakkı vermek!

Rahibelere laf söylemeyip hatta muazzam saygı duyup, tesettürlü kadınlara “gerici yobaz” diyerek toplumdan dışlamak!

Sanatçısı, topçusu, popçusu sakal uzatsa şalvar giyse “modern ve ilerici” hatta aydın (!) demek.

İnançlarından dolayı uzatılan sakala “Arap adeti” diyerek küçümsemek, hor görmek!

Yahudilerin taktığı kippaya laf etmeyip, sarık takanlara gerici-yobaz diyerek aşağılamak!

Anlayacağınız bu kafadakiler nasıl isterlerse öyle yorumlarlar ve öyle inanırlar.

Kendileri ev gözetler fotoğraf çekerler ve bunu hak görürler ama onlardan birinin evine baksan ortalığı ayağa kaldırırlar.

Dindar insanları yıllarca aşağılayan bu zihniyetin değişeceğini düşünenler, kusura bakmayın ama lütfen biraz akıllı olun!

Bunların ellerine fırsat geçse yine eskisi gibi tüm yasakları getirip inanç özgürlükleri adına ne varsa önüne geçerler.

Hep söylediğim gibi CHP zihniyetinin ana fikri “dine tepkili” olmaktır.

Aynı davranış veya yaşam tarzında olanlar dine tepkiliyse onların kılığı, kıyafeti rahatsız etmez ama içinde “din” ile ilgili ufacık bir şey varsa asla kabul etmezler.

Dünyanın en iyi şeyini yapsanız bile, şayet onların zihniyetinde değilseniz ne görürler ne de “iyi olmuş” derler. Aksine iyi olanı karalamak için çabalar dururlar.

Şu pandemi döneminde Türkiye’nin kontrollü durumundan bile rahatsız oldular!

Beklediler ki; çok insanımız ölsün, ortalık karışsın, hastaneler dolup taşsın, millet yerlerde sürünsün, cesetler üst üste yığılı morglarda beklesin vs...

Bu dönemde “millet fakr u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş” olsun ama olmadı ve adeta yıkıldılar.

O halde ne yapacaklardı; tabi ki görmezden gelip yapılanlar yokmuş gibi davranacaklardı ve öyle de yaptılar, yapmaktalar.

Ve en son nokta da darbe çığlıkları atıp sözüm ona aba altından sopa gösterircesine “eh olmadı darbe yaparız” demeye başlarlar.

Demokrasi bunların ruhunda barınamaz çünkü anlamından bihaberler!

Sandıkta olmadı mı istedikleri zorla, zorla yapamadılar her fırsatta yine zorla yani antidemokratik yollarla baş vururlar.

Ana fikirleri; Dindar insanları ve kendi gibi olmayanları ezmek, yok saymak ve yaşama hakkı vermemektir.

Tamam, bu kafalar böyle; peki ya bu kafaların değiştiğini veya değişebileceğini zanneden halkımızın bir kısmına ne demeli?

Umarım şu pandemi döneminden sonra insanların gözü açılır ve bu kafaların hiç değişmeyeceğini bu sefer anlarlar.

Evet; Dünya artık eski dünya değil. Şu geçirdiğimiz süreçte dik duran ve taviz vermeyen kazanacak.

Virüs bir proje ve bu projenin amacı dünyayı belli güçlerin kendi merkezinden yönetme operasyonu.

Bu virüs olayında onlar ise bir yerlerde bir hata yaptılar. Durum kontrollerinden çıktı ve en fazla zararı kendileri gördüler. Ama her şeye rağmen planlarını işletecekler, bizdeki bu kafalar da bunların kuklası maalesef.

Kısacası artık “ekmek gerçekten aslanın ağzında” yani ya aslan olacaksın ya da aslanın (!) sömürgesi.

İşte biz de ülke olarak bu süreçte dik durmuş olmanın yani “aslan” olmanın nimetlerini ileriki yıllarda göreceğiz.

Fakat en önemlisi şu: Bu yaşananları asla unutmamalıyız. Bu süreçte millet olarak birlik olmayı başardık. Her şeye rağmen bunu başardık. Her türlü ayrıştırıcı siyasetçilere rağmen bunu başardık. Bundan sonra da birlik ve beraberlik içinde olmalı ve özümüze, kendimize benliğimize sahip çıkmalıyız. Kendi milli ve manevi değerlerimize sıkı sıkıya sarılmalıyız.

Bugün Türkiye bu süreçte dik durduysa “insan” odaklı, yani örfünden adetinden, kültüründen gelen o gelenekçi yönetim tarzından dolayıdır.

Yardımlaşma ve birbirine sahip çıkma bizim kültürümüzün bir gereğidir. Bu süreçte devletimiz bunu çok güzel sergiledi. Yeni nesle de bunları çok daha iyi aşılamalıyız anlatmalıyız.

Peki bundan sonra neler olacak!

Artık olaylar, kurgular, planlar anlık değişip hayata sokuluyor. Biz de ülke ve bireyler olarak artık eskisi kadar rahat olmamalıyız.

Ağustos böceği günleri geçti, artık hep karınca olmak lazım ki ayakta kalabilelim.

Ve şunu da asla unutmayalım; şayet sana zulmedenleri dost edinirsen veya öyle zannedersen ilk fırsatta seni arkandan vuracaklardır.

Asla kin duyarak değil aklımızı kullanarak, eski yasaklı ve yokluk günlerine dönmemek için çabalayacağız.

Güçlü devlet olmak güzeldir ama millet, bireysel olarak devletine güç katmalı. Ben yan gelip yatayım, devlet güçlü olsun bana baksın mantığı ile bu iş olmaz.

Devlet güçlü olacak ama bizler de yani millet olarak güçlü olacağız.

Ve kimse şunu unutmasın; zayıfları kullanırlar, güçlülerle uğraşırlar.

Bizimle de neden uğraştıklarını varın siz anlayın artık!

 

Yorumlar