Ekonomik savaş ve Türkiye

ABD de artık tankla, topla, tüfekle savaşmıyor. Kendi askeri yerine taşeron örgütleri ve gizli silahı ekonomiyi devreye koyuyor. Türkiye’de ise bunun temellerini Marshall planıyla attı. 1980 yılında serbest piyasa ekonomisine geçiş planıyla bu planını daha da derinleştirdi.2002 krizi ile de anlaşamayacağı hükümeti nasıl ekonomik krizle düşüreceğinin sinyallerini verdi. Dünyaya yaydığı sıcak para ekonomisiyle de bunu bir adım daha ilerletti. Amaç ise gittikçe ekonomik olarak kendisine tam bağımlı bir modeli vizyona sokmaktır.

****

Bu politikadan ne yazıkki bizler etkilendik. Çünkü dünyaya bol bol saçılan sıcak paradan bizlerde büyük meblağda kısmetimizi aldık. Sıcak paraya aldandık ve yanlış yerlerde kullandık. bu sıcak paranın doğru yerlerde kullanılmamasından kaynaklı. İnşaat sektöründeki yoğun yatırım bunun başında gelir. Borca dayalı taksit taksit ev alma hikâyemizde zaten bu hatalarla birlikte başladı. Katma değeri yüksek ürün üretmek yerine tüketen ve borca dayalı bir sistemin temelleri atıldı.

****

Tüketim ekonomisi ve lüks hayat adım adım hayatımıza enjekte edildi. ‘’Kredi ile araba, kredi ile ev, kredi ile tatil’’ derken aslında bir büyük bir tuzağa düştüğümüzü fark edemedik. Çünkü gece uyumak yerine Amerikalının telefonunu almak için geceden kuyruğa girmiştik. Şimdi ise o lüks yaşamın bedeli ödetiyorlar. Sıcak paranın musluğunun kısılmasıyla beraber şuan 1 Dolar 3,87 TL seviyelerinde işlem görüyor. Geçmiş yıllardaki fiyatları araştırır iseniz ekonomik operasyonun adım adım nasıl yapıldığını göreceksiniz.

****

ABD Türkiye ile şuanda bir savaş halinde.15 Temmuz darbe girişiminden sonrada bu savaş derinleşti. Bunun ilk sinyalini Moody’s'in kredi notumuzu düşürmesiyle gördük ve sırasıyla bir dizi siyasi ve ekonomik operasyonlara maruz kaldık. Bu operasyonlar saymakla bitmez ve biz bu savaşın daha ortasında bile değiliz.

****

İşimiz gerçekten zor. Merkez Bankası'nın brüt döviz rezervi bir haftada 1 milyar 951 milyon dolar düşüş gösterdi. ‘’Kasada 120 milyar dolar paramız var ‘’ lafını uzun süredir duyamıyorum. Özel sektörün borçları 400 milyar doların üzerinde. Kısa vade ödenmesi gereken borç 100 milyar doların üzerinde. Sonuç olarak işimizin zor olduğu görülüyor. Umarım tahminlerimde yanılırım.