1104 Defa Okundu

Maddi veya manevi bir getirisi olmayan bir işe başlamak ve o işi devam ettirmek kadar büyük zorluk yoktur. Çünkü böyle işler biz insanların fıtratına uymaz. Ödül ve ceza insanı harekete geçirir. Davranışlarımızın sonucuna göre ödül veya ceza almak anlamsız ve işe yaramaz bir yöntem olsaydı Allah iyilere cenneti kötülere de cehennemi vadetmezdi. Şüphe yok ki bu boş bir yöntem değil.

Peki, eğitimde ödül ve ceza yöntemi kullanılmalı mıdır? Bu yöntem öğretmenler ve anne-babalar tarafından ne sıklıkta ve nasıl kullanılmalıdır? Çoğu düşünür eğitimde ödül ve cezanın dikkatli şekilde ve sınırlı oranda kullanılmasını tavsiye eder. Öncelikle ödül ve ceza dışındaki yöntemler asla unutulmamalıdır. Mesela çocuğu eğitecek kişinin çocuğa örnek olması ödül ve ceza kadar önemlidir.  

Ödül ve cezaları maddi ve manevi diye ikiye ayırmak da şarttır. Mesela dövmek ya da oyuncak almak maddidir. Övgü ve görmezden gelme ise manevidir. Maddi ödül ve cezanın manevi ödül ve cezalardan daha az işe yaradığı herkesçe kabul edilmektedir. Çünkü maddi olanaklar sınırlıdır. Her kötü ve iyi davranışın fiziksel bir karşılığı olmaz. Ayrıca maddi ödül ve cezada ısrar aşırılıklar getirir.  

Maddi ceza ve ödüllerin sayısı çok değildir. Elimizde sadece; dayak, yasaklama, bağırıp çağırma, oyuncak alma, dondurma alma, para verme vb. şeyler olur. Yalan söyleyen çocuğu döverek bir daha yalan söylemesini engellediğinizi sanabilirsiniz. Tekrar yalan söylediğinde ise daha ağır bir şiddet uygulamaya yönelirsiniz. Bunun sonu yoktur. Çocuğa kalıcı zarar vermeye kadar gider.

Maddi cezanın sonu olmadığı gibi maddi ödülün de sonu yoktur. Karnesi iyi olan çocuğa her sene çikolata alamazsınız. Büyüdükçe daha büyük şeyler isteyecektir. Belki pahalı bir oyuncak. Belki de arabanızın anahtarını isteyecektir. Vermediğinizde veya veremediğinizde ise görev ve sorumluluklarını aksatabilecektir. Maddi ödül veya cezada ısrar çıkmaz sokaktır.

Peki ne yapmalıyız? Maddi ödül ve ceza sıfırlanamayabilir. Ama küçük yaşlarda ve çok sınırlı miktarda kullanılabilir. Bunun yerine manevi ödül ve cezalara yönelebiliriz. Örneğin çocukları güzelce gözlemleyip yaptıkları iyi şeyleri övmek ve ön plana çıkarmak yine yaptıkları bazı önemsiz hataları ise görmemezlikten gelmek ve onları yaptıklarında soğuk ve ilgisiz davranmak en iyi çözüm yoludur.

Kalıcı çözüm ise çocuklarımıza küçük yaştan itibaren doğru ve yanlışı öğretmek olmalıdır. Çocuklara doğru ve yanlışı vermedikten sonra hangi yöntemle neyi verirsek verelim sonuç alamayız. Çocuklarımız; iyi olan şeyleri yaptıklarında her zaman ödül alamayacaklarını kötü şeyleri yaptıklarında ise her zaman ceza göremeyebileceklerini ama iyi ve kötünün yine de değişmeyeceğini bilmeliler.

Çocuklarımıza toplumun hastalığını anlatmalıyız. Tedavi için gerekli ilacı da sunmalıyız. Çare; Kuran ve sünnet temelli bir ahlak sistemidir. Bu; nezaket, merhamet, saygı, cömertlik, ibadet, ihlas, dua, şükür, sabır, tevekkül, iffet, edep, adalet, azim, affetme, tevazu, basiret, cesaret ve feraset temelli kapsamlı bir sistemdir. Çocuklarımızı savrulmaktan İslam’ın erdemine sarılmak kurtaracaktır.   

                   

                 

Yorumlar