Edeb ya Hu..

Edeb ya Hu..

Şailer sultanı merhum Necip Fazıl üstad, “tahsil cehaleti alır, eşeklik bâkî kalır” demişti...

Birine mi kızıp böyle demişti? Belki, fakat aslında o “Edeb ya Hû” demişti..

Hani şu hat levhasını camilerden evlerimize kadar her yere astığımız güzel sözün mündericâtını (kapsamını, içindekileri) hatırlatmıştı öncelikle..

* * *

Edeb yok ise ilim ilim değildir, kişi âlim, hattâ insan bile değildir.

Edeb yoksa padişah köleden aşağı derekeye iner..

Edebsiz âdem olmaz, pekâlâ ne olur? …..Evet edebi olmayana aynen öyle derler.. Demeseler de edeblerinden demezler, arif olan anlar..

Yunus Emre, “Gezdim Halep ile Şam’ı, eyledim ilme talep! Meğer ilm bir hiç imiş, illâ edep, illâ edep!” demişti…

* * *

İslâm eksenli düşmanlık sonucu edebiyatımıza da saldırıya başladılar. Bazı densizler “Divan Edebiyatı okutulmasın..” diyorlar..

Divan edebiyatı, Türklerin İslâm kültürüyle oluşturdukları zirve edebiyattır.

“Klasik Türk Edebiyatı”, “Havas Edebiyatı”, “Saray Edebiyatı” diye de anılan divan edebiyatına düşmanlık büyük çirkinlik, edebsizliktir..

Aslına bakarsanız, belirli kural ve kalıpları olan bu edebiyata; daha ziyâde şairlerin şiirlerini “DİVAN” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı “Divan Edebiyatı” denilmiştir..

Divan edebiyatı, Arap - Fars kültürü etkisiyle ortaya çıkmışsa da Türklerin dehası ve ahlâkî yapısından, yani edebinden neşv’ü nema eylemişti..

* * *

Edeb, ahlâk-ı hasene sahibi olmaktır.. Pekâlâ nedir ahlâk-ı hasene?

Yüksek ahlâkı her haliyle göstermek, yaşamak suretiyle Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) ve ashabının ahlâkına talib olmaktır.

Ayşe (r.anha) validemizden öğreniyoruz ki, bu ahlâk “Kur’ân ahlâkıdır.”

* * *

Cenab-ı Hak (c.c), dağların taşıyamayacağı yükü insanoğluna teklif etmiş (Lev Enzelnâ - Haşr Sûresi, 21-24), lâkin insana taşıyamayacağı yükü de yüklememişti.

İnsan yaratılışı itibarıyla Kur’ân’ı taşımaya hazırdı..

İslâm âlimlerinden öğreniyoruz ki, bunun anlamı her yönden en iyi, en üstün, en güzel surette (ahsen-i taqvîm üzere, Tîn Sûresi) yaratılmışız..

Fakat sonra Şeytan’a (lâ’netullahi aleyh) uyarak haddini aşan insanlar; o fıtrî güzellikleri  taşıyamaz hale gelip, çirkinleşiyor..

Çirkinlik küçükse, günah küçük, büyükse büyük. En çirkin olan günah ise, kendisini bütün mahlûkatan aziz yaradan Rabbine isyan, yani küfür..

Bütün günahlara külliyen edebsizlik diyebiliriz o halde..

Dikkat edin saldırganların tamamı edebsiz..

Yani mesele Divan Edebiyatı değil, siz hálâ anlamadınız mı?

* * *

Dikkat!.. Sözlükteki pek çok kelimeyi yüksek sesle telaffuz edebiliriz. Lâkin, hattâ isterseniz hemen deneyin, “edeb” kelimesini bağıramazsızınız!.

Harflerin dizilişi sesimizi yükseltmeye mânidir. Bu kelimenin ses tonu adeta önceden ayarlanmıştır.

Ancak fısıltıyla, sakin bir edayla söylenebilir «edeb»!..

#harbiden: O halde haydi can’ü gönülden, duâ kabilinden, fısıltıyla bir kez daha: “Edeb ya Hû..” diyelim.. Mevlâm hiçbirimizi edebsizlerden, mahrum kalacaklardan eylemesin. Amin.. 02.12.2017

Yorumlar