3060 Defa Okundu

"Tartışmayı" tercih edenlerden değilim. Gerekirse fikrimizi söyleriz/ifade ederiz/etmekteyiz.

“Tartışma” kavramını bendeniz, istişare ve münazara olarak anlamak istiyorum.

Yoksa bazı televizyon programlarında görüldüğü gibi, gürültü kumkuması içinde horoz döğüşünü hatırlatan manzaralar mesmuum değildir (kulak vermem).

Fikir alış-verişi benim tercihimdir. Biz buna “istişare” diyoruz. Nitekim Milli Mücadeleyi deruhte eden I.TBMM’nin kürsüsünün hemen arkasında “Veşavirhümfi’l-emri” (işlerinde istişare et)  ayet-i kerimesi vardı. Daha sonraki günlerde/aylarda/yıllarda o ayet-i kerime oradan kaldırıldı ve işlerin rengi farklı mecralara savruldu. 

Bazen sosyal muhtevalı tenkitler yapıyorum. Bu sosyal tenkitler siyasi iktidara dokunduğu mülahazasıyla tepkide aşırı gidenler oluyor/olabiliyor.

Benim, özellikle dikkat çekmeye çalıştığım husus;  Dindarlık muhtevamızın hem sathileştiği hem de bulanık ve bulaşık  bir mecraya geldiği mülahazası ile feryat etmektir.

Dindarlık meselesini kimse hafife almamalıdır.

Efendiler!

Dini hissiyatın bulanık ve bulaşık hale gelmesiyle ekonomik meselelerin buhran hale gelmesi arasında fark vardır. Dinî meseleler bulanık hale gelmesi sosyal yapıda derin tahribatlar meydana getirir/getirebilir. Telafisi/tedavisi kolay olmayabilir.

İslam'da dünya-ahiret ayırımı yoktur. Dolayısıyla aile, ibadet, helal gıda vs hususlarda gelinen noktayı hep birlikte görmek durumundayız. En son TÜİK rakamlarına göre ülkemizde internet kullananların oranı % 75 iken beş vakit namaz kılanların oranı % 22’dir. Bu sosyo-kültürel manzara hepimizi ilgilendirmelidir. 
Elbette bu ve benzeri tenkit ettiğimiz hususlara son 17 yılda gelinmedi. Bu, hepimize zararlı olduğunu düşündüğüm hususların yakın tarihimizde arka planı vardır ama son 17 senede bu hususta tamir edici çalışmaların yapılmadığını/yapılamadığını ifade etmek istiyorum.

Bu meselenin ana eksenidir.

Meselenin diğer boyutu siyasidir. Ben hiç kimseyle mümkün olduğu kadar siyasi tartışmaya girmeyi tercih etmiyorum. Çünkü siyasi tartışmalar konjonktüreldir. 

Yani bir siyasetçi, dün söylemiş bir sözü bugün tekzip etmek durumunda kalabilir/kalabilmektedir.

Mesela 15-20 sene önce aynı siyasi parti ile yola çıkanlar muhtelif mülahazalarla yollarını ayırabiliyorlar/ayırmaktadırlar.

Birbirlerine çok ağır tenkitlerde bulunabiliyorlar/bulunmaktadırlar.

Bendeniz ehl-i sünnet anlayışını benimseyen  bir kişi olarak, siyasi zeminde değil inançlarımız konusunda ve ülkemizin sosyo-kültürel sahada gelmiş olduğu iç yaralayıcı hususlarda teati-i fikr etmeyi tercih edenlerdenim. .
Hatırlamak lazımdır ki,  bir siyasi partiye organik bağı olan birinin davranışıyla siyasi tercihte bulunacak olanın davranışları aynı olmamalı.

 Siyasi parti  propaganda yapar. Bu, onun görevi ve gereğidir.

 Propaganda da mutlak abartı vardır. Abartıda yanılma olur/olabilir. Mesela bir siyasi parti kendine oy vermeyenleri PKK'lı, vatan haini vs gibi yaftalarla itham edebiliyor.  Ama kendisi PKK ile masaya oturabiliyor.  Bunları siyaset gereği yapıyor olabilir veya olmayabilir.

Bunlar günlük tartışmaların gürültüsü arasında olabilmektedir.

Demek istiyorum ki, dostlar arasında siyaset girmemeli.

Bu, biraz da bizim ülkemize mahsus. Bunun tarihi zemini de var. Mesela Osmanlı'yı darmadağın eden ve Gök Sultan Abdülhamid Han’ı  tahttan indiren ve Selanik'te bir Yahudi’nin evine sürgüne gönderen İttihatçılar bir  siyasi partiydi. Bunlar kendilerine oy vermeyenleri "vatan haini" ilan etmişlerdi.

Bu partiye oy vermeyenler “vatan haini miydi?”

Değildi elbette.

Bu yanlışlığı tekrar etmemek lazımdır. Geçmişte merhum Necmettin Erbakan da aynı hatayı yapmıştı. MSP'ye oy vermeyenleri "patates dinine mensup" olarak ifade etmişti.

Bu hataları tekrar etmemek lazım.
Tekrar ediyorum siyasi parti üzerinde birbirimizi itham etmeyelim.
 Siyasi tartışmalarda sonuç her zaman kırıcıdır ve inciticidir.

Tertemiz duygulara sahip ve inancını yaşamaya çalışan mütedeyyin çoğunluğun hissiyatının böyle olduğu kanaatindeyim.

Ben de bunlardan biri olmaya gayret sarf edenlerdenim.

Belli bir partiye angaje olmuş, itham etmeyi refleks haline getirmiş, mesuliyet duygusundan mahrum, wc ile mutfak arasında seyr-ü sefer  yapanlara  bu açıklamalarımın  beyhude olduğunu bilenlerdenim.

Ülkemize faydalı olmuş bütün partili-partisiz herkese milletçe müteşekkir olmayı tercih ederiz.

Bütün mesele budur.

Durun ve dinleyin.

Ve biraz dinlenin.

 

 

Yorumlar