2000 Defa Okundu

Yıllarca bağ kurup, gönlüme dağladığım, düşündüğüm, başarılarına sevinip, dertlerine üzüldüğüm dostlarım var. Çoğu zaman esiri olsam da koşuşturmacaların; bir kez samimiyetini kalbime işlediğim dostu, hiç mi hiç unutmam. Dostlarımla ben bazen doğu ve batı… Ama dünya yuvarlak ve yollar kavuşmak için… Biraz ayrı düşsek de yollarımız kesişsin, uzaklıkları yakın etsin özlem, hasret can versin muhabbete.

Dikkatle dinlerim sesini bir telefon ötesinde. Tınında bir hüzünlü sadâ, biraz iç çekişleri varsa; üzülürüm başka söz edip bir şeyler anlatamam. Onu dinler, dinlenmesini isterim, yorgunluğunu taşımak isterim. Bir heyecanı varsa onla birlikte mutlu olur; sevincimden coşar, susamam.

Kötü gün dostu da olmak, iyi gün dostu da olmak gerek… Her haline yarenlik etmek... Mücadele etmeden, yarışmadan, başarısına suskun düşmeden, kalbimi daraltmadan, ben başarmış gibi mutlu olurum.

Hesap kitap yapmadan; param pulum, emeğim, zamanım, her şeyim; onun olsun. Azıcık düşünmem önünü arkasını. O an mutlu etmişsem ne mutlu.

Sevgili dostum… Hüzün yıldızlar kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun. Ama sen ne kadar iyi kalpli ve yerinde ağır olsan da her tozu savuracak bir rüzgar var elbet. Ne zaman sıkışsa başın yanında ben olurum şüphesiz. Her hayal yaşanacak bir can bulur derler, kadere teslim olanların huzuru var gönlümüzde. Ne gelirse gelsin başımıza bir ruh olmuşuz biz, acımızı da beraber tadarız, tatlımızı da… Mevlana’nın bir sözü var; “Ruhun ruhuma o kadar yakın ki düşündüğün her şey aklımdan geçiyor.” der. İşte muhabbet bu kadar tesirlidir. Bu kadar yakın eder aklı ve kalbi…

Derler ki, bozulan dostluklara ağlarmış melekler. Hiç gözyaşı dökmesin bizim meleğimiz.

 

Yorumlar