1228 Defa Okundu

KÖTÜMSERLİĞİN kıskacına yakalanmak ruhun hapsedilmesi gibi bir şey.

Siz nereye giderseniz eşlik ediyor.

Yalnız bırakmıyor.

EVVELA târif etmek gerek.

Dilerseniz iyimserliği tanımını yaparak kötümserliğin ne olduğunu anlamaya çalışalım.

“Mümkün olan en iyi sonucu bekleme ve olayların olumlu yönlerini üzerinde durma eğilimi.”

Konu üzerinde çalışma yapan uzmanların açıklaması bu yönde.

Tersini düşünecek olursak kötümserlik “Mümkün olan en kötü sonucu bekleme ve olayların olumsuz yönleri üzerinde durma eğilimi” anlamına geliyor.

KÖTÜMSERLİK Psikolojik İyi Oluşa mani.

Algıda olumsuz seçicilik gelişip yerleşiyor.

Her konuda önce işi yokuşa sürüyor en olmayacak hususlar öncelik kazanıyor.

“Atalet Sendromu” da diyebileceğimiz hareketsizlik gelip üzerimize çörekleniyor.

Fikirde durgunluk.

Düşüncede eylemsizlik.

Duyguların dumûra uğraması diyebileceğimiz hissizlik hâli gelip yanı başımıza oturuveriyor.

YENİ ve yaratıcı bir fikir öne süremem. YA YANLIŞ OLURSA.

Yeni bir fikir geliştiremem. YA KARŞI ÇIKARLARSA.

Yeni filizlenen bir duygumu açığa çıkaramam. YA KARŞILIK BULMAZSA.

Yeni bir işe teşebbüs edemem. YA İFLAS EDERSEM.

Yeni bir iş görüşmesine gidemem. YA BEĞENİLMEZSEM.

Yeni bir tartışmaya giremem. YA YETERİNCE GÜÇLÜ SAVUNAMAZSAM.

Bir sevme sevilme eylemine girip evlenemem. YA YÜRETEMEYİP BOŞANIRSAM.

Yeni bir arkadaş edinemem. YA YETERSİZ KALIRSAM.

Yeni dostlar kazanamam. YA ARKASINI DÖNERLERSE.

Yeniden kimseye güvenemem. YA İHANET EDERLERSE.

Kendimi tanımadığım bir hekime emanet edemem. YA ÖNEMSEMEZSE.

Kimseye borç veremem. YA ÖDEMEZSE.

Kimseye sırrımı veremem. YA AÇIK EDERSE.

Bu ikilem böyle başka mevzularda da sürüp gider. Kişi yapıp yapmama arasında azaplar içinde azap çeker.

KÖTÜMSER değil iyimser olmalıyız.

Taktığımız siyah gözlükleri çıkarıp dünyaya bakmazsak gerçek renginde göremeyeceğiz.

Tüm mevsimler kış olacak bizim için.

İlkbaharda dala yürüyen sudan mahrum kalacağız.

Sonbaharda dökülen yaprakların hüzünlü ritmi kalbimize dokunamayacak.

Yazın sıcağı üşüyen ruhumuzu ısıtamayacak.

KÖTÜMSERLİK bir nevi kirlenme hâli.

Dikkat gerekir.

ARTIK enseyi karartmamalıyız.

“Yattı balık yan gider, gelen gideni aratır” felsefesi hayatımıza kastediyor.

Zira zihnimiz farklı işlemeye başladığından “Acırsan acınacak hâle düşersin” cümlesini kurdurtuyor.

Merhamet yoksunu oluyoruz.

Affedicilikten uzaklaşıyoruz.

Şükredecek bir şey bulamaz oluyoruz.

Mutluluk şüphelerimiz sebebiyle kendisini bize emanet etmiyor.

Psikolojik iyi oluş gerçekleşmediğinden moral ve motivasyonsuz kalıyoruz.

Özgüven kaybına uğruyoruz.

Kendimiz dâhil kimseye itimat edemez oluyoruz.

Kötümserlik tahrip edici olduğundan zorluklarla mücadele azmimiz zaafa uğruyor.

BURADA durmuyor tabi.

Kendimizi suçlamaya başlıyoruz. Bu bizi kesmediği zamanlardaysa çevremize sardığımızdan bizden uzaklaşmaya başlıyorlar.

Sosyal izolasyon, yalnızlık durumu.

Kötümserlik yaşam kalitemizi ciddi oranda düşürüyor.

GERÇEKÇİ olmayan kötümserlik insanı bilgi basamaklarında ilerletmez.

Tekrar tekrar deneme azmimizi kırar.

Başaramayacağımıza, sevemeyeceğimize, sevilmeyeceğimize, bir değer ifade etmediğimize olan yanlış inancımızı pekiştirir.

Korku ve kaygı üretme merkezi şeklinde çalıştığından duygularımıza öldürücü etki yapar.

DİNİ kötümserliklerimiz var bir de.

Kalbim bozuldu.

İmanım zayıf.

Gerçek bir Müslüman, iyi bir mü’min, sâdık bir âşık değilim.

Ben cennet yüzü görmem.

Bu günahkâr dünyada yaşanmaz.

Hacıya hocaya inanma.

Saçımın teli göründü şu kadar sene yanacağım.

BU kadarla sınırlı değil tabi.

Ebeveyn ve diğer büyüklerimizim dini kötümserliği bizi hayat boyu sıkıştırmaya devam eder çemberi kıramadığımızda.

Allah seni cehenneminde yakacak.

Soru sorma kâfir olursun.

Sorgulama ne söylenirse ona inan.

Sen hocamdan, mürşidimden, üstadımdan daha mı iyi bileceksin. Kur’an’ı anlayamazsın onları dinle, kitaplarını oku bu yeterli.

Ve daha neler, neler…

Hepsi de dini kötümserliğimizi körükleyip alevlendiren yaklaşımlar.

ANNEM rahmetli çocuk yaşlarımda “Kâfirûn Sûresi”ni yanlış okursam kâfir olacağımı söyleyerek korkutmuştu.

Ona da öyle söylenmişti muhtemelen.

O gün bugündür bu sûreyi okumaya çekinirim.

İçimden halen atabilmiş değilim tam olarak bu korkuyu.

Ya yanlış okursam?

CEVABI siz verin.

Ne görüyorsunuz, ne hissediyorsunuz?

Artıyor mu, azalıyor mu dini kötümserlik?

Bir soru daha!

Televizyon ve YouTube’da yer alan dini meselelerin ele alındığı tartışma ve bireysel programları takip ediyor musunuz?

Birbiriyle anlaşamayan hatta kimi zaman ciddi suçlamalarla sonuçlanan bu programlar sizde dini iyimserliğe mi sebep oluyor yoksa dini kötümserliğe mi?

Aynı dini metinlerden binbir farklı yorum ve tevil üreten bilim insanlarının bu görüşleri bize hangi yönden etki ediyor?

Ya Selam!

Yorumlar