9 °c

Devlet Bahçeli

 

Milenyum çağına yeni girilmişti 2000 yılında…

Aynı yılda Türkiye, cumhuriyet tarihin hiçbir döneminde olmadığı gibi ekonomik bir krizle karşılaşmıştı…

İktidarda Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı, Bülent Ecevit’in DSP’si ve Devlet Bahçeli’nin MHP’si vardı…

Bir Milli Güvenlik toplantısında fırlatılan anayasa kitapçığı meselesiyle siyasi kriz ortaya çıkmıştı. Bu ekonomiyi tetiklemiş ve memleket ekonomisi bir gecede % 40 değer kaybetmişti… 

Ortalık yangın yeri gibiydi…

Firmaları bırakın koca koca bankalar kepenk kapatır hale gelmişti…

Başbakanlık önünde yazarkasa da o zaman fırlatılmıştı…

Derken bu dönemde Amerika’da ikiz kulelere bir saldırı gerçekleşmişti…

Türkiye’deki kriz şurada kalmış, dünya bir anda Amerika’daki bu saldırıya kilitlenmişti…

O dönemin ABD Başkanı Bush demişti ki:

“Bu saldırının faillerini dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar bulup cezasını vereceğiz!”

Sonra çok geçmeden Afganistan’a sefer düzenlemişti… Aranan terörist kadro oradadır diye…

Ve ardından “sıra Irak’a mı gelecek?” diye söylentiler başlamıştı…

Amerika Irak’a girer miydi girmez miydi?

Bu süreçte Türkiye’deki koalisyonun bu üç parti lideri bir araya gelip bildirge yayınlamıştı.

“Görevimizin başındayız!”

Hükümetin koalisyon ortakları arasında tam mutabakat vardı.

Hatta o zaman ABD’den bir de abasız postsuz bir Derviş getirmişlerdi. Daha sonraları getirilmediğini gönderildiğini söyleyenler de olmuştur…

Her ne ise… Bu açıklamanın üzerinden bir ay bile geçmeden koalisyonun ortağı Sayın Devlet Bahçeli “hodri meydan” diyerek herkesi erken seçime çağırıvermişti…

Türkiye o zaman da bugünkü gibi her şeyi bırakıp erken seçime kilitlenmişti…

Ve o seçim sürecinde Türkiye bir yeni parti kazanmıştı…

AK Parti…

Kasım ayında yapılacak seçime katılacak şekilde hazırlığını yapmış bir partiydi…

Genel Başkanı da, vesayetçilerin şiir okudu diyerek mahkûm ettirdiği ve hapis yatmasına sebep olunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı…

Seçim kampanyası başladığında her tarafta “İnadına Tayyip!” sloganları baş göstermişti…

Ve kısa zamanda AK Parti, iktidara tek başına gelmeyi başarmıştı…

Ancak AK Partinin iktidara gelmesine vesile olan Devlet Bahçeli ve MHP’si diğer ortaklarıyla birlikte sandığa gömülmüştü…

Devlet Bahçeli’nin şimdi yaptığı “erken seçim” çağrısına olumlu cevap veren AK Parti işte yıllar önceki bir erken seçim sonrası Türkiye’ye kazandırılan bir partidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK kadro, işte o gün Devlet Bahçeli’nin bu çıkışı sonucu iktidar olmuştu.

Ve bu parti 2018 yılına kadar Türk siyasetinde hep kazanarak iktidarda kalmıştı.

7 Haziran 2015 seçimlerinde ise 1. Parti olsa da tek başına iktidar olamayınca Devlet Bahçeli yine devreye girmiş ve kimseyle koalisyon kurmayıp koalisyon hükümeti kurulmasının önünü kesip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi 1 Kasım’da tekrar seçime götürmesinin yolunu açmıştı.

Ve şimdi Devlet Bahçeli, yaptığı erken seçim davetiyle Türkiye’yi yine bir seçime yönlendirdi…

Türkiye her şeyi bir yana bıraktı seçime kilitlendi…

Bu nasıl bir siyasi öngörüdür ki yaklaşık yirmi seneden beri Türk siyasetinde her daim kilit noktada rol alınmıştır?

Bu nasıl bir etkidir ki yirmi sene önce koalisyon üyelerine olurken şimdi tek başına iktidara erken seçim kararı aldırtmayı başarmıştır.

Bu nasıl bir liderliktir ki? Ana muhalefet bile değilken ülkenin gündeminde iktidar gibi yer almaktadır?

O sene koalisyon ortaklarını seçimde sandığa gömen erken seçim kararı, bugün ittifak ortaklarının seçimine bakalım nasıl yansıyacaktır?

Ve Türkiye iki ay sonra yeni yol haritasını belirleyecektir…

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.