1556 Defa Okundu

Gelen onlarca maillerin yarısından fazlası eleştiri mahiyetinde olsa da konuya dair çok isabetli, can alıcı, nokta atışı yorumlarda da yok değildi.

“Gençlik neden deizme kayıyor?” sorusunun sebep ve sonuçlarını irdelerken bunun tek sorumlusunun yüzbinlerce din görevlisi ve ilahiyatçıların olmadığını söylemeye çalışırken… Onlarca inanç gurubunun ve binlerce üyelerinin de olmadığını, çıkardığı kanun ve uygulamalarla toplumun yaşam tarzını ve düşünce yapısını etkileyen iktidarında tek başına bunun sorumlusu olamayacağını anlatmaya çalışmaktan başka bir şey değildi yazdıklarım…

Keskin çizgileri olan bir toplum olarak ya “sağda” ya “solda” olmak mecburiyetinde, ya da bir şeye kesin olarak “ak” veya “kara” demek gibi bir alışkanlığa, “ya bendensin ya kara toprağın” gibi bir düşünce yapısına sahip oluşumuzdan kaynaklanan haddi aşan yorumlarda içeriyordu. Anlatmaya çalıştığım bu gidişattan herkesin ve her kesimin pay sahibi olduğuydu. Tıpkı şahsımın da olduğu gibi…

Aslında ilk etapta düşüncem gelen yorumları isimleri ile birlikte buraya yazmaktı. Bir öneki yazıda bunu belirtmemiş olmam, sonrasında teker teker izin almam gerektiği beni bundan vazgeçirdi. Konunun ciddiyetine ve derinliğine mutabık mesaj gönderen, bu hususu dert edinen herkese teşekkür ediyorum.

Gelen yorumlardan çok teferruatlı ve uzun olanları sadeleştirerek, anlamsal karışıklık içerenleri de mevzunun bütünlüğüne yazının üslubuna uygun düzeltmeleri yaparak yer veriyorum.

“İnandıklarımızla yaşadıklarımız arasındaki uçurumda kaldı gençlik.”

“Gençlerin ‘Allah bizi yarattı ve kendi halimize bıraktı’ gibi bir derbeder ruh halinde oldukları gibi, yetişkinlerinde bundan farklı olmadığı kanaatindeyim.”

“İletişim imkanlarının çeşitlendiği bir çağda yaşıyoruz ve bu yüzden yeni kuşakları geleneklerin ışığında geleceğe hazırlamakta zorlanıyoruz.”

“Dinin hayatımıza yön veren temel ilkelerini, Kur’an’ın mesajıyla yeni nesillerin dünyasını buluşturamıyoruz.”

“İslam’ın temel kaynaklarının tartışmaya açılması ünvanı profesör olan çapsız tiplerin sürekli ekranlarda yer alması naylon fetva üretmeleri bu süreci hızlandıran hadiseler arasında sayabiliriz.”

“Bu hadise dünyevileşmiş görsel dindarların eseri.”

“Müslümanca düşünmenin ve Müslümanca bir hayat inşa etmemenin sancısını yaşıyoruz.”

“Gençleri suçlamak kolay; Türkiye’deki 84.684 caminin altındaki dükkanların yerine, camilerin gençler için cazibe merkezleri olmasında katkısı olabilecek kültüre, sanata, edebiyata ve spora dair ücretsiz faaliyet alanları yapmazsanız, gençleri cafelerden, nargile ve bilardo salonlarından, meyhanelerden toplarsınız. Camiyi sadece ibadet alanı olarak görmek en büyük hatadır.”

“Tasavvuf erbabı gerçek alimler, her ne kadar ismine gölge düşmüş olsa da cemaatler, medreseler itibarsızlaştırılıp ehl-i sünnet itikadına muhalif tiplerin parlatılması gençlerde inanç erozyonuna sebep oldu.”

“Her kesimin kendine göre bir İslam anlayışının oluşu gençlerin kafasını bulandırdı.”

“Ehl-i sünnet bilinen insanlar bilgi, birikim, tebliğ, tatbik, itikad ve amel konusunda ne kadar donanımlılar? Ne kadar bu çerçevede kalabiliyorlar?”

“İslam dininin tüm insanlığa gerek inanç, gerek kültür ve yaşam biçimi olarak insanlığın ulaşabileceği en yüksek seviye olduğunu yüksek sesle haykıran kaç kişi var ülkemizde?”

“Özgürlük İslam’dadır. Maalesef özgürlüğü başıboşluk ve sorumsuzluk olarak algılayan insanların limanı olmuştur deizm.”

Kalın Sağlıcakla…

 

 

 

 

 

Yorumlar