724 Defa Okundu

Covid-19 tahmin ettiğimizden de dirençli çıktı. Önlemleri ciddiye almıyoruz ve aşı da bulunmadı. Sürü bağışıklığı fikri ise en başında iflas etti. Mart ayında başlayan önlemlerin bu kadar uzun sürmesi herkesin canını çok sıktı. Covid’e karşı geri çekilmek zorunda kaldık. Şimdi tekrar bazı direnme noktaları bulup orada yeni bir cephe ya da cepheler açmalıyız.

Yeni yapılan araştırmalar bizi rahatlattı. Çoğu kişinin bu virüsü belirti bile göstermeden atlattığını öğrendik. Marketteki ambalajlara ve asansör düğmesine dokunmakla virüsü doğrudan kapma riskinin olmadığını biliyoruz. Virüsün neredeyse tüm vakalarda ağzımızdan ve burnumuzdan “Damlacık” yoluyla girdiğini öğrendik.

Önlemler giderek basitleşiyor. Covid-19’dan korunmak çoğu insan için günde bir liradan az masrafla mümkün. Öte yandan sayılar artıyor. Her akşam daha çok insanı kaybediyoruz. Sıra bize geldiği gün tabi ki çok geç olacak. Test yaptırmak istediğimizde, hastanede yoğun bakım görmemiz gerektiğinde bugünkü imkanları bulamayabiliriz.

Mücadele neden yeterli değil? Çünkü Covid-19 bizden az şey istemiyor. Alışkanlıklarımızı değiştirmemizi istiyor. Özellikle “yeni normal” ile yeni alışkanlıklar kazanmamız gerekiyor. Peki 40 yılda kazandığımız alışkanlıkları 1 yılda değiştirmemiz mümkün mü? Cevap evet. Fakat bu psikolojimizin ne kadar güçlü olduğuna bağlı.

Rutinlerimiz büyük bir tehdit altında. Rutinlerimiz tehdit altında iken kendimizi de tehdit altında hissetmemiz normal. Bir arkadaşımızla buluştuğumuzda elini sıkıp sıkmamak konusunda bile büyük bir kararsızlık yaşıyoruz. O zaman çözüm ne? Kendimize hızlıca yeni rutinler bulmak. Ancak rutinlerle Covid-19’un psikolojimiz üstündeki baskısını aşabiliriz.

En önemli nokta çalışmaya devam etmek. Bu hem para kazanmak ve geçimimizi sağlamak için hem de işe yarar ve gerekli olduğumuza dair temel insani ihtiyacımızı karşıladığı için önemli. Bu dönemde herkes ciddi paralar kaybetti. Fakat tasarruf imkanları da arttı. Ortaya farklı iş kolları çıktı. Bilişim ve lojistik gibi sektörler çok büyüdü.   

İşimizi kaybetmişsek, hiç gelirimiz kalmadıysa nasıl direneceğiz, rutini nasıl kuracağız? Tek çözüm yok. Bir yandan yeni bir iş arayacağız, bir yandan masrafları azaltacağız, bir yandan da hangi kişi ve kurumlardan destek alabiliriz onu araştıracağız. Bu sürecin sonsuza kadar sürmeyeceğini aklımızdan çıkarmayacağız.     

Covid-19 sorumluluklarımızı yerine getirmememiz için bir mazeret değil. Bir çalışan olarak, anne ya da baba olarak veya bir öğrenci olarak… Hayat devam ettiği sürece bizim de kendimize ve çevremizdeki insanlara karşı sorumluluklarımız devam eder. Beklemek yerine sorumluluklarımıza odaklanmak en önemli direnme noktası.

Havalar hala güzelken açık havada zaman geçirelim. Havalar soğudukça da ev içi aktiviteleri hatırlayalım. Kitap okumak, film izlemek, çocuklarımız ile oyun oynamak, yemek yapmak, evimizi temizlemek ve düzenlemek ve uzaktan verilen kurslara katılmak gibi evden yapılabilecek etkinliklere yeniden odaklanabiliriz.

Pandemi bittiğinde pandemi boyunca yaşadığımız her şey biz ve ailemiz için farklı bir tecrübe olarak kalsın diye ümit edelim. Tüm çocuklarımız uzaktan eğitim alıyor. Belki bunu bir daha tecrübe edemeyecekler. Çoğunluk olarak Pandemiyi; tecrübe kazanmak, uyum becerimizi geliştirmek için bir fırsat olarak da görebiliriz.   

Yorumlar