520 Defa Okundu

Son günlerde okulların tatil edilmesi ve havaların ısınması ile birlikte medyada tartışma konusu yapılan “cinsel taciz, cinsel istismar ve kaçırılma” konuları anne babaları iyice korkutmuş görünüyor. Özellikle büyük şehirlerde oturan aileler gönderdikleri elektronik mektuplarda çocuklarını bu konularda bilgilendirmek istediklerini, ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmediklerini söylüyor ve kendilerine yardımcı olmamızı istiyorlar. Küçük yaştan itibaren mahremiyet eğitimi alan, cinsellik konusunda soru sorabilen, duygularını çekinmeden dile getirebilen çocukları bu konuda bilgilendirmek daha kolaydır. Öğrenmenin ayıbı olmaz. Çocukları, ayıplamadan, eleştirmeden sorularına cevap vermek ve bilgilendirmek mümkündür.

Anne babalar özellikle dini eğitim ve cinsiyet eğitimi konularında çocukların sorularına cevap vermekte zorlanmaktadır. Bunun sebebi konuya yetişkin gözüyle bakmalarıdır. Peygamberimiz bir hadisinde; “çocuğu olan onunla çocuklaşsın,” buyurmaktadır. Bu hadiste anne babalara ve aile büyüklerine çocuklara zaman ayırmaları, onlarla oyun oynamaları tavsiye edilirken bir pedagog için bunun anlamı eğitimde empatidir. Çocuğumuz dini ya da cinsel konularda bir soru sorduğunda kendimizi onun yerine koyarak, onun seviyesine inerek yani çocuklaşarak anlayacağı basit bir dil kullanarak cevap vermeye çalışmalıyız. Çocuklarda cinsiyet hormonları henüz aktif olmadığı için cinsiyete ait soruları cinsel meraktan değil, öğrenmeye yöneliktir. “Anne ben nasıl oldum?” diye soran bir çocuğun sorusu, “Anne bu kocaman uçak nasıl düşmeden uçabiliyor?” sorusu arasında bir fark yoktur. Çocuğumuzun cinselliğe ait sorularını cevaplandırırken, bütün vücudumuzun mükemmel yaratıldığını, cinsel organlarımızın da diğer organlarımız kadar gerekli ve değerli olduğunu anlatmalıyız.

Cinsel taciz ve kaçırılma konusunda çocuğu bilgilendirirken abartıya kaçmadan ve korkuya yol açmadan bilgilendirme yapmalıyız.  Eğer konuyu abartarak anlatırsak insanlara, özellikle yabancılara olan güvenini yitirebilir. Konuyu abartarak anlattığımızda çocuk kendisine gülümseyen veya şefkatle başını okşamak isteyen iyi niyetli birinden bile kuşkulanacak ve korkacak hale gelebilir. Çocuk henüz insanların kötü yanını görmemiştir, kalbi temiz, ruhu berraktır. Bizim kötü tecrübeler yoluyla kazandığımız peşin yargılardan uzaktır. Eğer sorularına onu korkutmadan cevap verirsek maksadımıza ulaşmış, onu gelecek tehlikelerden korumuş oluruz.

Cinsiyet Eğitimine Kaç Yaşında Başlamalıyız?

Seminerlerimde anne babalar bana bu soruyu sorduklarında, “çocuk daha beşikte iken,” diyorum. Cevabıma şaşıran annelere diyorum ki: “Çocuğun altını temizlerken takındığınız tutum ve davranış çocuğun bilinçaltına işlemekte; cinsel organları hakkında olumlu ya da olumsuz bir kanaat edinmektedir. Eğer, “Yine mi kaka yaptın, yine mi bezini ıslattın, öf ama da kokuyor!” derseniz; çocuk , “Annem cinsel organlarımdan çıkanları beğenmedi, demek bu organlar pis,” diye düşünecek¸ cinsiyetinden utanacaktır. Kimi anneler de bezini sık kirlettiği, kakasını/dışkısını ve çişini/idrarını haber vermediği için altını temizlemeyip kirli bezle dolaştırarak onu cezalandırmaktadır. Bu olumsuz tutum ve davranışlar çocuğun cinsel organları hakkında olumsuz kanaatler edinmesine yol açmakta, ileri yaşlarda cinsel yönden özgüven ve özdeğer kaybı yaşayabilmektedir.

Cinsel taciz ve istismar konusunda çocuklarımızı 4-5 yaşlarından itibaren bilgilendirmemiz gerekir. Daha önce hem anlamaları zor hem de cinsel istismar riski çok düşük olduğu için gerek yoktur. Vereceğimiz bilgileri şöyle sıralayabiliriz:

*Eğer başkaları, en yakın akrabalar bile, tenha yerlerde seni sever, okşar ve severken cinsel organlarına dokunursa buna izin verme, koşarak oradan uzaklaş.

* Başına böyle bir şey gelirse, gelip bana anlat. Bu kişi yaptıklarını anlatmaman için seni korkutsa bile gelip bana anlatmalısın. Korkma, biz seni koruruz. “Kimseye söyleme” sözü de doğru değildir. Eğer gelip bize anlatmazsan o kişi sana zarar vermeye devam eder.

* Her sevme ve okşama kötü niyetli değildir. Sen akıllı bir çocuksun, bunu anlayabilirsin.

* Eğer bizi kendi çocuğu gibi seven iyi kalpli insanlardan da şüphe edecek olursak onlara haksızlık etmiş oluruz.

* Çarşıda veya pazarda kaybolursan, yanında çocukları bulunan bir aileden yardım iste, seni polis karakoluna götürmelerini söyle. En yakındaki bir dükkâna da girip yardım isteyebilirsin. Dükkâna girmeden önce içeride başka insanlar olup olmadığına bak, başka insanlar varsa gir.

* Uzak ve ıssız yerlerde, boş ve terkedilmiş evlerde, inşaatlarda, bodrumlarda oyun oynama. Bu gibi yerlerde yardım alamayacağın için kötü niyetli insanların işi kolaylaşır.

* Tek başına çocuk parklarına gitme. Bir yabancı sana şeker, çikolata gibi şeyler verirse alma. Hemen oradan uzaklaş.

* Kötü niyetli insanlar çocukları kandırmak için yalan hikâyeler uydururlar. “Annen/baban seni çağırıyor, gel seni annene/babana götüreceğim» derler. Bazıları da yalancıktan yardım isterler. Mesela, “köpeğim kayboldu, bulmama yardımcı olur musun, beni şu adrese götürür müsün, şu paketi eve çıkarmama yardım eder misin?” derler. Onlara inanma. Peşlerinden gitme.

* Yolda bir araba durur, “beni şu adrese götürür müsün?” veya “annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi,” derse inanma, arabaya binme, hemen oradan uzaklaş.

* Evde yalnızken başkalarına kapı açma. Biz evde iken bile yabancılara kapıyı açma. Gelen, “Ben tüpçüyüm, ben sütçüyüm, ben tamirciyim, ben postacıyım!” dese bile kapıyı açma.

* Bizden izinsiz arkadaş ve komşu evlerine gitme.

* Okuldan eve gelirken tenha yerlerden geçme, içinde yolcu bulunmayan servise veya dolmuşa binme.

Çocuklar bu anlattıklarınızın hepsini aklında tutamayabilir.   Ara sıra sorular sorarak bilgisini tazeleyebilirsiniz. Mesela, “Tanımadığın biri sana şeker veya çikolata verirse ne yaparsın? Yolda bir araba durur, ‘Beni şu adrese götürür müsün?’ veya ‘Annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi,’ dese ne yaparsın?” gibi benzeri sorular sorabilirsiniz.

Çocuklarımızı Korumada Anne Baba Olarak Bize Düşen Görevler

* Çocukların okula gidiş-dönüş saatlerini, kimlerle arkadaşlık yaptıklarını, kimlerle nerelere gittiklerini ve ne zaman eve döneceklerini yakından takip etmemiz gerekir.

* Çocuk sapıkları daha çok av mekânı olarak tenha yerleri, çocuk parklarını, oyun ve eğlence salonlarını tercih ederler. Buralarda tek başına dolaşan, kontrolsüz, bilgisiz çocukları avlarına düşürürler.

*Akraba, komşu, arkadaş gibi yakınlarımızdan biri çocuğumuza aşırı ilgi gösteriyor, çocuğumuz da bu ilgiden sıkılıyor ve rahatsızlık belirtileri gösteriyor ise sebebini araştırmalıyız.

* Çocuğa verilen hediyelerin nereden ve kimden geldiğini araştırmalı, sebebi bilinmeyen hediyelerden şüphe etmeliyiz.

*Çocuğu spor ve müzik gibi özel bir etkinlik kursuna göndermeden önce kurumun ve ders verecek öğretmenin ahlakı ve güvenirliği araştırılmalıdır.

* Çalışan anneler, çocuğunu teslim edeceği bakıcıyı iyi araştırmalı, teslim ettikten sonra da takip etmeli, çocuktan bakıcı ile geçirdiği saatlerde neler yaptığı anlattırılmalıdır. Çocuk bakıcıdan korkuyor, onunla beraber olmak istemiyorsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır.

* Yatılı okullar da riskli alanlardır. Ailesinden uzak kalan çocuklar bütün sevgilerini bir arkadaş veya yetişkin üzerinde yoğunlaştırabilir. Eğer çocuk sadece bir arkadaşla yetiniyorsa ve her yerde onunla görülüyorsa bu beraberliğin arka plânı araştırılmalıdır.

* Cinsel taciz ve istismar konusunda iyimser olmanın da bir faydası yoktur. Elimizdeki cinsel taciz ve istismar vakalarının çoğunda “bu tür şeyler bizim ailemizde olmaz” diyen fazla iyimser anne babaların çocukları vardır.

*Böyle bir olayla karşılaşan anne babaların çoğu, deşifre olma (dile düşme) utancı ile polise ve psikiyatra başvurmamakta, acısını kalbine gömerek olayı unutmaya çalışmaktadır. Anne babaların bunu yapmaya hakkı yoktur. Burada mağdur olan çocuktur, anne baba çocuk adına karar veremez ve fedakârlık yapamaz.

* Cinsel istismara maruz kalan bir çocuk, istismarcının elinden kurtarılmaz ve psikiyatrik tedavi görmez ise, hasta bir kişilik kazanacak, sağlıklı bir evlilik yapamayacak, büyük ihtimalle alkol ve uyuşturucu batağına saplanacaktır. Polise başvurulmaz, istismarcı yaptığının cezasını ödemez ise, eylemine devam edecek, başka çocukları da tuzağına düşürecektir.

* Emniyet ve adalet de çocuk kaçıranlara, taciz edenlere ve özellikle istismar edenlere en ağır ceza ile cezalandırarak buna niyetli olanlar üzerinde caydırıcı etki bırakmalıdır.

Cinsiyet eğitimi ve yaratılış konusunda daha geniş bilgi için Uğurböceği Yayınları arasında çıkan “Anne Ben Nerden Geldim?”  isimli kitabımı çocuğunuz/çocuklarınız ile birlikte okuyup özerinde fikir alışverişi yapabilirsiniz.

Yorumlar