292 Defa Okundu

Açıkça bölgesel nitelikte olan BRI projeleri, tekrar tekrar ikili düzeyde müzakere edilmektedir. Mombasa limanını Nairobi üzerinden, ardından Uganda ve ötesine bağlayacak olan, daha önce de bahsedilen köşe yazılarımda, standart hat demiryolu, bölgesel bir proje olarak tasarlandı. Buna rağmen, proje şu ana kadar çoğunlukla ikili olarak tartışıldı. Çin hükümeti, Kenya ve Uganda hükümetleriyle ayrı görüşmelerde bulundu. Görüşmelerin, ikili olarak yürütmek için iyi nedenler olabilir. Örneğini demiryolu, Kenya’dan başlayıp daha sonraki bir tarihte Uganda’ya geçerek, aşamalar halinde inşa edilecek. Masada ne kadar çok ortak oturursa, ilişkiler o kadar uzun olur, eylemler zaman alır. Bu nedenle, bazı tartışmaların ayrı ayrı yapılması anlaşılabilir. Ancak, dahil olan Afrika hükümetleri (özellikle daha küçük ülkelerinkiler), anlaşmanın kendileri için işe yaradığından emin olmak istiyorlarsa, ortak müzakereler için baskı yapmalıdırlar. Bölge olarak iş birliği, Afrika ülkelerine Çin ile daha iyi bir müzakere pozisyonu sağlayabilir. Afrika ülkeleri, Çin tarafından desteklenen altyapı projeleriyle uğraşma konusunda zaten daha fazla deneyime sahip olan Asya ülkelerinden de öğrenebilirler. BRI, bugün küresel bir strateji olabilir, ancak öncelikle Çin’in çevresindeki ülkeleri birbirine bağlamaya yönelik bir vizyon olarak ortaya çıktı. Afrika ülkeleri de ayrıca bu deneyimden yararlanabilir. 

Yeni İpek Yolu’ndaki Çevre Standartları

BRI projelerinin çoğu, önemli çevresel ve sosyal etkileri olan büyük inşaat projeleridir. Çevresel etki için en büyük potansiyele sahip BRI yatırım projeleri arasında karayolları, demiryolları, termik santraller, hidroelektrik santraller, nükleer santraller, güç iletim sistemleri, petrol ve gaz boru hatları, madencilik faaliyetleri ve ağır sanayi bulunmaktadır. Bu büyük yatırım projelerinin, Küresel Güney ülkelerinde önemli olumsuz çevresel etkileri olabilir. Baca emisyonları ve inşaat tozundan kaynaklanan yerel hava kirliliği ile ilgilidir. Su çekimi ve akışı nedeniyle su kıtlığı, su kalitesi ve büyük yeni altyapıların inşası nedeniyle azalan habitat ve biyolojik çeşitlilik söz konusu. Buna ek olarak, atmosfere karbondioksit, metan ve diğer sera gazlarını salan yüksek emisyonlu altyapıların sınırlandırılmasından kaynaklanan küresel iklime yönelik riskler de var.

Son derece kirletici teknolojilere yapılan yatırımların ölçeği önemsiz değildir. Kömürle çalışan santraller burada vurgulanmalıdır. Boston Üniversitesi’nin Küresel Kalkınma Politikası Merkezi’ne göre, bu tür santraller 2018’de Çin’in enerji geliştirme finansmanının tam %42’sini temsil ediyordu. BRI’nin beş yılı boyunca, BRI ülkelerine verilen ortalama kredi, kömürle çalışan elektrik santralleri için en az 4,68 dolardı. Ayrıca, bu yatırımların önemli bir kısmı, kritik altı olarak adlandırılan yatırımlara gitti.

Kömürle çalışan santraller, en az verimli ve en kirletici santral sınıfıdır. Bu tür bitkiler çok zararlı hava kirliliğini beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda, sadece küresel iklime değil, aynı zamanda yerel halkın sağlığına da zarar vermektedir. Çin, tam da bu tür sağlık riskleri nedeniyle yerli kömür tüketimini azaltmaya çalışıyor. Çin hükümeti 2016’da yalnızca bir “yeşil İpek Yolu” önerdi. BRI’nin yeşillendirilmesi, özellikle BRI projelerini finanse eden ve inşa eden Çinli şirketler tarafından uygulanmaktadır. Küresel Çevre Enstitüsü’ne göre, 15 yıllık bir süre boyunca (2016’ya kadar), Çin 65 BRI ülkesinde 240 kömür yakıtlı elektrik santrali projesini destekledi. Diğer bir önemli endişe ise, kirletici endüstrilerin, Çin’den Pakistan gibi düşük endüstriyel üretime, zayıf çevre ve çalışma standartlarına sahip ülkelere taşınması olasılığıdır. Büyük endişe kaynağı, BRI’nin, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan, sayısız tehdit altındaki, nesli tükenmekte olan türlere, ev sahipliği yapan Güneydoğu Asya gibi küresel biyoçeşitlilik noktaları üzerindeki etkisidir. Güneydoğu Asya, planlanan BRI yatırımlarının çoğuna da ev sahipliği yapıyor. BRI projelerinin etkisi konusundaki tartışmalar artıyor. Mali, çevresel ve sosyal etkilerle ilgili çeşitli yerel veya ulusal endişeler nedeniyle bazı projeler ertelendi, hatta bazıları iptal edildi. Yerel çıkar gruplarının gücü, yerel hoşnutsuzluktan bağımsız olarak kararları hızlı bir şekilde güvence altına almaya ve ardından daha ileriye götürmeye daha alışkın olan Çinli karar vericiler, şirketler adına yeni bir deneyimdir. 

Yatırımlar ve Sosyal Standartlar

Yeni İpek Yolu altyapı projeleri kuşkusuz yeni işler sunuyor. 2017 yılına kadar Çinli şirketlerin BRI proje rotaları boyunca yaklaşık 180.000 yeni iş yarattığı tahmin ediliyor. Kenya’daki demiryolu inşaatı, tek başına toplam 46.000 yerel iş yarattı. Ancak Afrika’daki Çinli şirketlerin çalışma koşulları tartışmalı. Düşük ücretler, kötü çalışma koşulları, Çinlilerin yüksek vasıflı, Afrikalıların düşük vasıflı ve kol işçileri adına istihdam edildiğine dair raporlar birikiyor. Çin, yalnızca sermaye ve malları değil, aynı zamanda yerel işsizlikle mücadele için işgücü de ihraç ediyor. Afrika'daki şantiyelerde ve üretim tesislerinde çok sayıda Çinli işçi istihdam edilmektedir. Özellikle Afrika’da gençler arasındaki yüksek işsizlik oranı nedeniyle bu olumlu bir gelişme değil. Çin’deki ihracat fabrikalarındaki ciddi işçi ve insan hakları ihlalleri göz önüne alındığında, Çinli şirketlerin zayıf çalışma koşullarını zayıf kurumları olan BRI ülkelerine, “ihraç edeceğinden” korkmak için de neden var. Bu nedenle Çinlilerin karıştığı iş uyuşmazlıkları Afrika’daki ve başka yerlerdeki şirketler, işçiler dahil, önemli uluslararası medya ilgisini tetikledi. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO), çalışma standartları gibi uluslararası standartlara (şu anda Batılı şirketler tarafından bile yeterince uyulmadığı için), artan Çin yabancı yatırımlarının dibe doğru bir yarışı tetiklemesi, nihayetinde daha da ileri gitmesine yol açması, büyük tehlikedir. Sivil toplum kuruluşları, çıkar grupları, BRI projeleri çerçevesinde sosyal, çalışma, çevre standartlarına uyum için kampanya yürütmek, BRI içindeki ve dışındaki mevcut fırsatları kullanmalıdır. Böyle bir yaklaşım, BRI projeleriyle ilişkili çeşitli zorlukların, risklerin azaltılmasına yardımcı olacak ve daha sürdürülebilir, adil kalkınma ivmesi sağlayacaktır.

Yorumlar