1616 Defa Okundu

Son yılların sürekli gündemini meşgul eden en önemli konularından biri hiç kuşkusuz “Kadın Cinayetleri”dir.  

Gün olmaya ki kadın cinayetleri ile ilgili bir haber olmasın! Bu konu ile ilgili söz çok, icraat ise çok az! Yapılan tek iş “İstanbul Sözleşmesini” savunmak! Sonuç, felaket!

Burada üzerinde durulması gereken en önemli konu, sadece kadın cinayetleri değil, her türlü cinayetin önüne geçecek adımların atılmasıdır.

Böyle giderse cinayetlerin önüne geçemeyeceğimiz gibi daha iç acıtıcı olaylarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır. Acı ama karşılaşıyoruz da!

Daha dün, bir cani evlenme teklif ettiği kadın teklifi reddedince kadının ailesinden dört kişiyi hunharca öldürdü. Ölenlerden biri de evin gelini hem de hamile!

Cehennem kütüğü adi herif! Bu caniliğin bir açıklaması varsa buyurun sizsöyleyiniz!

-Suçluya lanet etmekten başka söyleyecek bir sözümüz maalesef yok!

-Sahi, bu vahşetin tek suçlusu bu vahşeti yapan kişi mi?

Elbette ki, bu vahşeti yapan canavar ruhlu cani suçluve en ağır şekilde cezalandırılmalı; ancak, suçlu aramanın, birilerini suçlamanın çözüme dönük bir faydasının olmadığını da düşünüyorum.

Çünkü, yaşanan toplumsal olaylarda toplumu oluşturan her bireyin bir payının olduğu gerçeğini yok sayamayız.

Dolaylı veya dolaysız hepimiz ülkemizde işlenen her türlü suça belli oranda ortağız!

-Azıcık düşünün, ortak değil miyiz?

Bu toplum insanı cinnet derecesinde suç işleyebiliyorsa baştayönetenler olmak üzere toplumun tüm kesimleri özellikle de insanımızın eğitimine direkt etki eden eğitimciler; öğretmen ve hocaların suçunun dabüyük olduğuna inanıyorum.

Bugün, yüzde 99’nun kendisini Müslüman olarak tanımladığı bir ülkede yoğun bir şekilde hem de insan aklı sınırlarını zorlayan, vicdanları yaralayan kadın, çocuk ve tüm cinayetler işlenebiliyorsa en önemli sorgulanması gereken husus Müslümanlığımızı sorgulamamız olmalıdır.

-Müslüman bir ülkenin insanı olarak ne kadar Müslümanız?

İslam’ın emir ve yasaklarına ne kadar uyulduğu; İslam’ın ahlak, merhamet, adalet gibi en temel ilkelerinin hayatımızda ne kadar yer aldığı, sorgulanmalıdır.

Bu sorgulamayı objektif olarak yapabilirsek sadece cinayetlerin değil, toplumun yaşadığı tüm sorunların çözümünün İslam’da olduğunu görürüz.

-Cinayetlerin önüne nasıl geçebilir, bunun çözümü nedir?

1-Eğitim, en önemlisi dini eğitimdir.

İnsanların kalbine merhamet, Allah(cc) korkusu ve adalet duygusunu yerleştirmek. Yapılması gereken en önemli iş dinimiz İslam’ın hayatımıza yansıyacak düzeyde öğretilmesidir.

İnsan öldürmenin ve tüm canlılara eziyet etmenin Allah(cc) katındaki cezası ortaya konularak insanların beynine ve gönlüne yerleştirilmelidir,

2-Ceza kanunları,

Suça uygulanan ceza, işlenen suç ile orantılı olmalıdır. Özellikle kadın ve çocuk cinayetlerine infial düzeyinde toplumsal tepki bundan kaynaklanmaktadır.

Farkındaysanız “idam talepleri” bu olaylardan sonra daha fazla dile getirilmektedir. Cinayetlerin çözümüAllah(cc)’ın koyduğu ölçü olan “KISAS”tadır.

Dinimizde insan öldürmenin günahı o kadar büyük o kadar büyük ki,Kur’ân-ı Kerîm’de;

Bir insanı haksız yere öldüren kimsenin sanki bütün insanları öldürmüş gibi büyük bir cinayet işlediği haber verilmiştir. (Mâide 5/32) 

Kasten işlenen cinayetlerde gerek mağdur tarafın tatmin edilmesi gerekse suçun önlenip insan hayatının devamını sağlamak üzere suça denk bir ceza demek olan KISAS hükmü konulmuştur. KISAS en büyük caydırıcıdır.

Günümüzde yürürlükte olan ceza hukukunda adam öldürme gibi ağır suçlarda suçluya suç işlemeyi caydırmayacak oranda hapis cezalarının uygulanması hem mağdur tarafta hem de toplumda büyük bir tepkiye yol açmaktadır.

Bunu en iyi bilen Rabbimiz suça denk bir ceza emrederek, insan hayatını korumanın  yolunun KISAS olduğunu şöyle buyurmaktadır:

"Ey akıl sahipleri! Sizin için kısasta hayat vardır. Umulur ki böylece hem öldürmekten hem de öldürülmekten korunursunuz." (Bakara Sûresi 179)

Birileri İslam’ın hükümlerinden kırmızı görmüş boğa gibi kızgınlaşacak olsa da çözüm “KISAS” tadır.

“KISAS” sizi rahatsız ediyorsa buyurun hep beraber “İDAM” isteyelim!

Yorumlar