CHP’NİN EVRİMLEŞME SÜRECİ

Aslında hayli zaman önce aynı başlık altında bir yazı daha kaleme almış ve CHP’nin sol şeritten sağ şeride geçişini kronolojik olarak belirtirken, aynı zaman da ciddiyet ve samimiyetini de tiye almıştım.

Tiye almıştım zira CHP’nin bagajı olumlu bakabilmem, tedirginlik yaşamadan kendisini tercih edebilmem noktasında ağzına kadar ürkütücü donelerle doluydu. Tarihi yaşanmışlıklar, devrimle beraber radikal kararlar ve bu kararların pratize edilirken gösterilen sıfır tolerans ve bütün bunların yarattığı travma, atlatılması pekte kolay cinsten değildi.

Evet, CHP inatla ve ısrarla değişiyor ve dönüşüyordu. Özellikle muhafazakâr kesim ile arasında ki eylem ve söylemsel farklarda ki makas aralığı yavaş, sakin ama emin adımlarla kapatılıyor ve ülke sosyolojisinin ortalamasına denk gelen bir dil hâkim kılınıyordu.

Ancak bütün bunlara rağmen korku ve endişe yerini mutlak bir inanç ve güvene bırakma noktasında ciddi bir direnç gösteriyordu.

Zira henüz iktidar olmamış, gücü eline geçirmemiş olması dolayısıyla, salt dil ile yapılmış vaatlerin, bütün bu yüksek dozda ki endişeleri izole edilmesine yeterli gelmiyordu.

Halk, bu ikilem arasında sıkışıp kalmış, bir ileri iki geri anaforundan çıkamıyordu. İşte tam bu boğuk iklim ortasında bir İstanbul seçimi yaşanırken, ürkütücü background, Ekrem İmamoğlu ile birlikte yavaş yavaş yerini umuda terk ediyordu. İnatla, ısrarla ve inançla yapılan değişim vurgusu ve bu yolda atılan istikrarlı adımlar nüvesini veriyor, CHP ile kitle arasında ki soğuk savaş yerini umut ve heyecana bırakıyordu.

Her şey güzel olacak demişlerdi.

Her şey başka olacak demişlerdi. Kimse ötelenmeyecek, kimse ayrıştırılmayacak, kimselerin inanç dünyasına müdahale edilmeyecek denilmişti.

Siyasi, sosyal, ekonomik ve teolojik açıdan birçok sözler verilmiş birçok vaatler sunulmuştu. Bütün bu sözler ve vaatler, gerek partiyi ve gerekse adayını takip eden herkes tarafından bilinmektedir.

Bize düşen, bütün bu vaatlerin takipçisi olmak, verilen sözlerle ne kadar uyumlu olunduğu ya da tenakuza düşüldüğünü yine bu satırlardan deklere ve deşifre etmektir.

Uzunca yıllardır ulaşmak istediği, eline geçirmek istediği İstanbul belediyesi artık CHP’nin yönetimine geçmiş, uzunca bir sürece yayılmış olan değişim ve dönüşüm iddiaları, kendisini ispat edecek bir saha, imkân ve olanağı elde etmişti.

Halk, önemli bir risk almış ve kendisine ciddi bir kredi açmıştı. Yapılacak her eylem, her söylem ve her icraat mercek altına alınmış, bir güvercin ürkekliği yaşayan halkın en küçük yanlış bir davranış sonucunda, bir daha dönüşü imkânsız bir kaçış ve savruluş içerisinde olacağını bilmek ve buna göre davranmak artık CHP ve adayının kendilerine kalmıştı.

Her şey güzel olacak mı !?

Bütün ülkenin buna ihtiyacı var. Umuyor ve diliyorum ki her şey güzel olsun. Umuyor ve diliyorum ki bütün vaatler hayata dönüşsün ve Türkiye siyaseti alternatif olabilen bir başka partiye sahip olsun.