28 °c

Bursa Ulu Cami ve Minberi 2

Namaz kılma alanı bakımından Türk tarihinde yapılan en büyük camidir. (Süleymaniye, Sultanahmet gibi diğer büyük camilerin büyüklüğü duvarlarla çevrili avluları ile birliktedir. Ulu Cami ise alçak tavanlı, çok kubbeli ve sütunlu olduğu için daha küçük olduğu izlenimi verir ama gerçekte namaz kılma alanı en büyük camidir.)

Ulu Cami, kimi din adamlarınca İslam’ın 5. en yüksek mertebesindeki ibadethane olarak kabul edilmiştir. (İslam’da en yüksek mertebeli cami, Mekke’deki Mescid-i Haram, diğerleri Medine’deki Mescid-i Nebevi, Kudüs’teki Mescid-i Aksa, Şam’daki Emeviye Camii’dir. Beşincilik kimilerine göre Anadolu’da inşa edilen ilk cami olan Diyarbakır’daki Ulu Cami’ye aittir; ancak Emir Sultan, Akşemsettin, Molla Gürani gibi din adamlarının konuşmalarına göre beşincilik metresi Bursa’daki Ulu Cami’nindir.) Ulu Cami’nin kutsallığı, yapıldığı devirde din adamlarının ve evliyalarının gösterdiği ilgiden gelir (Yapılmasını teklif eden Emir Sultan; ilk namazı kıldıran Somuncu Baba; ilk cemaati Emir Sultan, Molla Fenârî, Yıldırım; ilk imamı Süleyman Çelebi; müezzinlerinden birisi Üftade)

Cami yapımı sırasında işçileri sürekli güldürerek yapımı geciktiren demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz)’ün Yıldırım Bayezid tarafından öldürtüldüğü çok sık tekrarlanan bir hikâyedir.

Mevlit yazarı Süleyman Çelebi ömrü boyunca Ulucami’de imamlık yapmıştır. (Türbesi Çekirge ’de, mezar taşı Muradiye’de bulunmaktadır.)

Ulu Cami hakkında geliştirilen çeşitli söylentiler vardır. (Kıble duvarındaki vav işaretinin yanında Hızır Peygamber’in bulunduğu, işaretin önünde namaz kılanların her duasının kabul olunacağı; caminin kuzeybatı penceresindeki parmaklıkların Davut Peygamberin demirleri olarak tanıtılması ve o parmaklıklara yapışarak dua edilmesi gibi).

Sultan II. Bayezid dönemi mimarları arasında da yer alan Ali Neccar, 932/1525- 1526 tarihli defterde de"cemaat-ı mi 'Maran'a kayıtlıdır. Günlük 23 akçe aylık ise 678 akçe ücret almıştır.

Ali Neccar'ın günlük ve aylık olarak aldığı bu ücretten dönemin Hassa mimarları içerisinde en tecrübeli üstat bir mimar olduğu anlaşılmaktadır.

Çünkü bu defterde cemaat-ı mi marandan oldukları belirtilen 17 kişiden sadece Ali Neccar'a günlük ve aylık olarak bu yüksek ücretler verilmiştir.

İstanbul'un Fethinden sonra bayındırlık çalışmalarında da görev almıştır.

Ali Neccar, Mimarbaşı Alâeddin’den sonra gelen ikinci mimar olup, Ayasofya Camiinin de tamiratını yapan mimardır.

Sert ceviz ağacından, hiç çivi ve yapıştırma malzemesi kullanılmadan geometrik parçalar birbirine geçirilerek yapılmıştır. Küçük geçme panoları, geometrik örnekleri korkuluk şebekeleri, kitabe ve tacının yapımında kündekâri tekniği (Birbirine geçme küçük parçalar) kullanılan bu muhteşem minber için Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “Çiçek resimleriyle yazılarını, cihan ressamları toplansa yapamazlar, örneği yoktur.” der. Bu minber İslâm sanatında, Selçuklu üslûbundan Osmanlı üslûbuna geçiş döneminin bir şaheseridir.

 

 

Minber kulesinin batı yüzünde ağaca kabartmak suretiyle kûfi yazı ile yazılmış üç defa tekrar eder bir ifade vardır: “El-mülkü ilah” “Mülk Allah’ındır.” Minberin sağ yanında, kapısına yakın yerde, aşağıdan yukarı yan yazılmış oyma sülüs yazı ile minberi yapan usta, ismini “Amel-i el-hac Mehmed bin Abdilaziz bin ed-Dakiva” diye yazmış. Yani Hacı Abdülaziz oğlu Mehmed isminde bir sanatkâr bu muhteşem minberi yapmıştır. Bu usta hakkından kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Bazı kaynaklar bu ustanın Manisa’da Saruhanlı İshak Bey’in 1376 tarihli Ulu Cami minberini yaptığını ifade ediyor. Minber kulesinin batı yüzünde ağaca kabartmak suretiyle kûfi yazı ile yazılmış üç defa tekrar eder bir ifade vardır: “El-mülkü ilah” “Mülk Allah’ındır.”

Kalın sağlıcakla.

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.