83824 Defa Okundu

Bu ne ağır imtihandır?

Bugüne kadar nice darbeler  yaşadık.   Aziz milletimizin diline, tarihine ve inancına saldırılar yapıldı yakın tarihimizde. 

Fakat bu kadar ağır olmadı. 

Türk tarihinde hem kilise temeli atan hem de camii açılışı yapan hiç olmadı.  Bana hiç kimse Sultan II. Abdülhamid’in inşa ettirdiği Bulgar kilisesinden bahsetmesin.  II. Abdülhamid  dahil olmak üzere Türk-İslam tarihinde hiçbir hükümdar  kilise temeli atmamıştır.  Buna Cumhuriyet dönemi de dahildir. 

II. Abdülhamid’in  yaptığı; Rum patrikhanesinin karşısına  Bulgar  kilisesini “dikmektir”.  Başka bir ifadeyle Yunanlılar ile Bulgarların birleşip aziz vatanımıza kast etmelerini önlemeye yöneliktir. 

II. Abdülhamid Hristiyanlığı idealize edecek hiçbir davranışta bulunmamıştır. Hristiyan vatandaşlarımızın inançlarını, devlet olarak, yaşamalarını temin etmek başkadır, onu idealize etmek başkadır. 

İşin tuhafı şudur ki, bir taraftan kilise temeli atılıyor diğer taraftan Kur’an Kursu yıkılıyor. 

İşin tuhafı budur, bu. 

Şunu ifade edelim ki, iyi anlaşılsın.  Bir ülkede Hristiyanlar yaşıyorsa elbette kiliseleri olacaktır.  Zira her dinin mensubu ibadet yapacak mekanlara sahip olmak hakkı vardır.  Bu Osmanlı’da böyleydi. Günümüzde de öyledir. 

İşin garabeti şudur: Bir taraftan kilise temeli atılıyor diğer taraftan Kur’an Kursu yıkıyorsunuz.  Burada muazzam bir garabet var. 

Şu inceliği de atlamayalım: Osmanlı döneminde Islahat Fermanına kadar kiliselerin inşasına müsaade edilmedi.  Tamirine ve varlığına müsaade edildi.  Buradaki farkı iyi anlamak lazım.  Kilise temeli atmak ile mevcut olan kilisenin devamına müsaade etmek farklıdır. 

Kilise temelini atmak ile dinler arası diyalog arasında bakış fark yoktur.  Kilise temelini atmak,  Hristiyanlığı (hangi mezhebe aitse o kilise) idealize etmektir.  Bir Müslümanın böyle bir davranış içine girmesi  beklenemez. 

Kilise temelinin  “besmele” ile  “atılması” meselesine girmiyorum. 

Dedim ya, ne ağır imtihandır bu?

Muarızlarınıza “summun, bükmün, umyün…” ayetini okuyordunuz yıllar önce.

Diğer  taraftan yurt yıkıyorsunuz, Kur’an Kursu  yıkıyorsunuz. 

Bahane arıyorsunuz bir kısım derneklere ait yurt ve kursları “kapatmak” için. 

Kermeslerini engelliyorsunuz. 

Haftalardır Doğa koleji ile ilgili haberler  yer alıyor, yazılı ve görüntülü medyada.  Bu okulun öğretmenleri mağdur.  Maaşlarını alamıyorlar. Maaşlarını alamayan öğretmenler ne yapsın? Elektrik paralarını ödeyemiyorlar.  Doğa Koleji genel müdürlüğünün önünde toplanarak  mağduriyetlerinin giderilmesi için seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Anayasal haklarını kullanıyorlar. 

Mesela Doğa Kolejindeki öğretmenler için kermes tertip edilse, bu kermesi  valilik engeller mi? 

Soruyorum?

Bence engellemez. 

Niye engellemez? 

İhtiyaçları var çünkü? 

Ben biliyorum ki, Doğa Koleji öğretmenleri kermes yapmayı düşünmezler. 

Mesele Doğa Koleji öğretmenlerinin kermes yapıp yapmayacağı değil.  Mesele mevcut yönetimin bakış açısıyla ilgilidir. 

Dedim ya; Bu ne yaman imtihandır?

Gecenin dördünde talebelerin ikamet ettiği yurdun kapısını balyozlarla kırarak giriyorsunuz.  Gaz bombalarıyla talebeleri uyandırıyorsunuz.  

Bu kadar aceleniz neydi? 

Yurt öğrencileri yalvarıyorlar: “Kur’an-ı Kerimlerimizi bari alalım, müsaade edin!” diye. 

İçinde tek kişinin sigara içmediği yurtta ağzı sigaralı kişiler merdivenleri kapatmışlar, Kur’an-ı kerimlerin alınmasına bile müsaade etmiyorlar. 

Yurttaki talebeler “Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz dokunulmaz, müsaade edin biz alalım” diyorlar.  Müsaade etmiyorlar “yıkıcılar”. 

Ve enkaz altında kalıyor Kur’an-ı Kerimler. 

Ne büyük imtihandır bu? 

Bu kadar üzerlerine gidilen bu kuruluşa mensup insanlar isyan etmiyorlar devlete.

Devleti temsil edenler “yanlış” insanlar olsa bile.

Siz, bu yurtlara hiç gittiniz mi? Oralarda bayrak için hususi  dolaplar vardır.  Bayrağa hürmet edilir.  Zira bayrak milletimizi ve devletimizi temsil eder. 

Gecenin 03.30’nda balyozlarla saldırarak kapılarını kırdığınız mekanda bayrağa hürmet vardı. 

Devletten tek kuruş para talep etmeden faaliyetlerini yıllardır devam ettiren bu kuruluşları mali olarak “terbiye” etmek istiyorsunuz. 

Sizden para talep etmiyorlar. 

Üstelik devletin yapması gereken (bayrağa hürmet, topluma faydalı olmak ve çeşitli sahalarda –fen, sosyal, tıp vs gibi-pek çok hususu meccanen yapıyorlar. 

Ama siz, kurban bayramına bir hafta kala mezbahalarını yıkıyorsunuz. 

Kermeslerini engelliyorsunuz. 

Bu kuruluşlardan ne istiyorsunuz?

Osmanlı’dan günümüze kadar çok darbeler yaşadık. Fakat bu kadar dehşetlisi görülmedi. 

Yeni camii açılışı yapacaksınız. Ve bu açılışta Kur’an-ı Kerim okuyacaksınız. Aynı zamanda kilise temeli atacaksınız. 

Milletimiz bunları görmeyecek mi? 

Su’dan bahanelerle bazı derneklere ait kurs ve yurtları kapattığınız için hiç vicdan azabı duymuyor musunuz? 

Tekrar ediyorum. Kilise temelinin besmele ile atılması meselesine girmiyorum. 

Bu ne ağır imtihandır? 

Milletimiz ne kadar büyükmüş ki, bu kadar ağır imtihanlara tabi oluyor. 

Ama Allah var keder yok. 

Kur’an hizmetinin sahibi Cenab-ı Hak’tır...

Vesselam.

 

Yorumlar