2444 Defa Okundu

Geçen hafta ülke gündemini meşgul eden birçok tartışmayı hayret ve esefle izlemenin dayanılmaz ağırlığını ruhumda hissettim.

Azıcık, ideolojik saplantılardan uzak objektif değerlendirme iradesine sahip bir kişinin bu yaşananlara üzülmemesi mümkün değil!

Yaşanan tartışmaların taraflarının tepkilerinde samimi olmadıklarına şüphesiz inanıyor bu kısır tartışmalara bilmeden körü körüne taraf olanların durumuna da üzülüyorum!

Şuurlu insan kime, neye, neden destek ve karşı olduğunun şuurunda olmalıdır. Olamazsa hiçbir zaman figür olmaktan kurtulamaz.

Açıkçası bazı şeylerin açık yorumlarını yapmaktan bazı nedenlerle imtina ediyor, ima yolunu seçiyorum.

Anlamak isteyen anlar, anlamak istemeyenlere dua etmekten başka yapacak bir şey elimden gelmez!

En taze örnek Boğaziçi Üniversitesi rektörlük atamasında yaşananlar.

Rektörlük atamasının adalete uygun olup olmadığı elbette ki eleştirilebilir; bunda bir sakınca olmadığı gibi eleştiriler olması da gerekmektedir.

Ben bildim bileli rektör atamalarının hukuka uygun olmadığı tartışılmış ve tartışılmaktadır. Her kesim işine nasıl geliyorsa öyle hareket etmektedir.

Herkes YÖK’e karşı; ancak, kimse YÖK’ün kaldırılması ile ilgili elinde yetki olsa bile bunu kullanmıyor, mevcut durumu kendi lehinde kullanıyor.

Yani, hangi siyasi ve ideolojik anlayışa sahip olursak olalım toplum olarak hepimizde bir sıkıntı olduğu muhakkaktır.

Öyle olunca gerçek sorunları tartışamıyor belki de tartışmak istemiyor, boş tartışmalarla günleri boş boş geçiriyoruz.

-Boğaziçi üniversitesinde rektör atamasına tepki gösterenler niye öğrenciler? Öğrencinin işi bu değil ki!

Bir de bu atamayı bahane edip birtakım terör örgütlerinin burada gösteri yapmalarıdır. Boğaziçi Üniversitesinin başta öğretim üyeleri olmak üzere tüm çalışanları makul ve meşru sınırlar içinde tepkilerini ortaya koyabilirler.

Tepkiye tamam ama tepkilerin illegal terör örgütlerin bu tür olayları fırsat bilip bu durumu kullanmalarına müsaade edilemez! Velev ki, göstericilerin içinde Boğaziçi Üniversite’sinin öğrencileri olsun!

Bir de yeni rektörün göstericilerle olan diyaloğu. Bence en düşündürücü olanı bana göre burası!

Aslında kendisini o makama atayanlarında düşünmeleri gereken burası olması gerektiğini düşünüyorum!

Rektör göstericilere bazı sözleriyle ‘siz bana karşı çıkıyorsunuz ama bende sizler gibi düşünen ve yaşayan biriyim’ demek istiyor.

Mesela, hard rock dinlediğini söylüyor’. Laf aramızda cahiliyetime verin “hard rock’u” bilmiyorum!

Bilmeyenler için internette baktım bu ‘hard rock’ nedir diye; inanın, açıklananlardan bile bir şey anlamadım.

Her neyse konumuz “hard rock” değil; rektörün sözleridir!

Rektör istediği müziği dinleyebilir, zihniyeti kendisini rektörlüğe atayan iradenin zihniyeti ile örtüşmeyebilir, bunların hepsi normaldir.

Ancak, rektörlüğüne karşı çıkanların neden karşı çıktıklarını dikkate alarak kendisini o makama atayanların dayandığı sosyolojik tabana saygı duyması da beklenebilir, diye düşünmeden edemiyorum.

Açık ve net söylüyorum; eğer o makama ben atama yapsaydım bu konuşmalarından sonra ilk fırsatta görevden alırım.

Yanlış anlaşılmasın ben her türlü atamanın hakkaniyet sınırları içinde liyakata dayalı olmasını savunan birisiyim.

Ancak, bu atamaya karşı çıkanlarla destek olanların zihniyet çatışması varsa sen de orada ikiyüzlü davranmayacak dik durmasını bileceksin.

Gelecek yazımda, Cumhurbaşkanımızın 19.10.2019 tarihinde İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi açılışında yaptığı konuşmalarının bir kısmına yer vererek devam edeceğim.

Yorumlar