1892 Defa Okundu

            Koronavirüsten kaynaklı süreç bir çok planı altüst ettiği gibi bayram tatili planlarını da altüst etti.

-El mahkum herkes eve mahkum!

Geçen yıl “Tatil Bayramı” başlığı altında yazmış olduğum yazı da Tatil Bayramı planlarını yapmadıysanız geç kaldınız. Tatil beldelerdeki tüm oteller çok önceden yüzde yüz dolmuş; yani, yapacak bir şey yok!” diye ifade ederek durumu ironik olarak anlatmaya çalışmıştım.

Çok üzücü ama gerçek Müslüman Türk toplumunun en önemli değerlerinden olan Ramazan ve Kurban Bayramları maalesef  “Tatil Bayramına” dönüştürülmüştür.

Yüce Rabb’im çok büyük! Bırakınız turizm beldelerine gitmeyi komşuya bile gitmeyi göze alamıyoruz.

Ya ya! Çok çok düşünmek gerek!

Böyle büyük bir belaya niye çarptırıldığımızı çok düşünmeliyiz. Toplumsal barışın en önemli araçlarından bayramlarımızı bayram olmaktan çıkarıp tatile dönüştürmeyelim. Bayramları bayram gibi geçirelim.

Bayramlar birlikte olma, kaynaşmadır, küslerin barışmasıdır. Teknolojik ve sosyal gelişmeler sonucu yalnızlaşan insanların birlikte olmasıdır, bayramlar!

Yani, toplumsal bütünlüğümüz için bayramlara dünden daha fazla bugün ihtiyacımız var.  

Öyle hale gelmiştik ki, insanımızın küçümsenemeyecek bir kısmı bayramlarını akraba, yakınları ve komşularıyla yapacakları yerde tatil beldelerine koşarak geçiriyorlardı.

Çocuklarımız köyünü, kentini; akrabası, yakınını bilmiyor ve değerlerinden kopuk yaşıyor. İşte böyle olunca bayramı “Tatil Bayramı” olarak görmeye başlamış ve anne babalarına bayram tatilini nerede geçireceklerini soruyorlar.

Ben kimsenin tatil yapmasına falan karşı değilim; keşke herkesin her günü bayram sevinciyle dolu olsa hüzün yakınlarına uğramasa!

Ancak, bu turizm bölgelerinin çoğunun bir Müslümanın bulunması açısından sakıncalı olduğu gerçeğini de görmek durumundayız.

Tanınmış turizm merkezlerine birkaç defa gitmek durumunda kaldım ve kendi kendime “şimdi buralar bizim memleket mi” diye sordum.

Aman Yarabb’im oralar ne öyle, tam bir curuf! 

Güya yüzde 99’nun kendini Müslüman olarak tanımladığı insanların yaşadığı bir ülkenin beldelerinin durumu tam bir felaket!

Ya corona, eğer yakınları ölen insanların acısı olmasa insan olsan inan elini öpeceğim!

Allah (cc) korusun, bir Müslüman o ortama nasıl girer, o ortamın nasıl parçası olabilir?

Ben bir şey demiyorum; ancak, bir Müslüman güvendiği bir hocaya “zaruret olmadan çıplakların bulunduğu ortama girmesinin dönüşümünün ne olacağını” sormalıdır.

-Düşüncesi bile insanın tüylerini diken diken etmektedir!

Kusura bakmayız biraz dertlendim; sürç-i lisan ettiysem affola!

Dostlar! Bayramlar önemli, çok önemli! Bu corona sürecini iyi değerlendirelim. Çocuklarımıza bayramların tatil olmadığını, bayramlarımızın akraba, yakınlarımızla geçirilmesi gerektiğini öğretelim, öğretelim ki, yaşlanınca bizim de kapımızı çalan birileri olsun.

Bir de farklı memleketlerden evlenenlerin yaşadığı bir dram vardı. Bu yıl bayramı nerede geçirecekleri ile ilgili kavgaları olmayacak. Geçmiş yıllarda bu durum bir çok çifte bayram sevinç yerine hüzün olarak yansımıştır. Hatta boşanmalara bile neden olmuştur.

Bayramlar güzelliktir, güzeli çirkinleştirmeyelim. Her şey gelir geçer; gelip geçen günlerin hatıraları hep güzel olsun; hatırladıkça, içimize burukta olsa bir sevinç dolsun.

Eminim hepinizin geçmişe dair bir bayram hatırası var ve hatırladıkça sevinçle hüznü birlikte yaşarsınızdır.

Çocukluğumuzun bayramları tam bir “Bayram Sevinciyle” geçerdi. Köyümüzün her mahallesinde misafir odaları vardır. Bayram namazından sonra bu odalarda birlikte yemekler yenir; yemekten sonra küçükler bayramlaşmaya çıkar, büyükler odada oturur gelenlerle bayramlaşırlardı.

Odaya şekerler getirilirdi. Getirilen şekerlerden “Mehmet Çavuş Emminin Şekeri” değişik, tarifini yapamayacağım bir şekerdi. Çocukluğumun bayram hatıralarında “Mehmet Çavuş Emminin Şekeri” her zaman birinci sıradaki yerini korumuştur.

Barış Manço’nun “Bugün bayram/Erken kalkın çocuklar/Giyelim en güzel giysileri/Elimizde taze kır çiçekleri/Üzmeyelim bugün annemizi” şarkısı beni her zaman duygulandırmıştır.

Anam yok; dönüşü olmayan yolculuğa çıkalı beş yılı geçti. Ana, baba ve büyüklerimizin kıymetini bilelim.

Başta şehit yakınlarımızın acılı aileleri olmak üzere tüm Müslümanların Ramazan Bayramını tebrik eder; Yüce Rabb’imden herkesin bayramının bayram sevinciyle dolmasını dilerim.

 

Yorumlar