3640 Defa Okundu

Hire, bugün Irak'ın Necef iline bağlı bir kaza merkezi olup Kûfe'nin 5 km güneyinde ve Kûfe ile Havernak arasında bulunan Kinîdre höyüğünün güneydoğusunda, Fırat nehri kenarında yer alan geniş bir ovada kurulmuş olan yerleşim sahasıdır.

Hire, Hz. Ebubekir döneminde fethedilmiştir.

Hire’nin fatihi Hz. Halid b. Velid’dir.

Hire ahalisi İslam ordularının geldiğini duyunca kale ve kiliselere kapandılar.

Aman dilediler.

Hire ahalisi, İslam ordusu kumandanı Hz. Halid b. Velid’e görüşmelerde bulunmak üzere bir heyet gönderdiler.

Hire’den gelen heyetin başında Amr b. Abdülmesih vardı.

Amr dört yüz yaşındaydı.

İslam ordusu komutanı Hz. Halid b. Velid,  Amr’a kaç sene yaşadığını sordu.

Amr, “Birkaç yüz sene” şeklinde cevap verdi.

İslam ordusu kumandanı Hz. Halid b. Velid, dört yüz yaşında olan Amr’ın üzerindeki bir kese dikkatini çekti. Merak etti ve keseyi eline aldı. İçindekileri avucunun içine döktü ve Amr’a “bu nedir?” diye sordu.

Amr “Öldürücü zehirdir. Mağlup vaziyete düşersem, askerimin helak olduğunu görmeyeyim diye yanımda getirdim” dedi.

Bunun üzerine Hz. Halid b Velid “Hiçbir nefis, eceli gelmeden ölmez!” cevabını verdi. Hemen ardından besmele çekerek, Allah’ın güzel isimlerine sığınmanın zararları gidereceğini ifade eden dua okuyup, zehiri kendi ağzına atarak yuttu.

Yanındakiler engellemeye çalıştılarsa da bu mümkün olmadı.

Hz. Halid b Velid’e içmiş olduğu zehir Allah’ın izniyle O’na hiç zarar vermedi.

Bu bir kerametti ve Hz. Halid’in kâmil imanı ve tevekkülünün bir neticesiydi.

Böylece dört asır yaşayan birine İslam’ın zahiri kuvvetinin manevi kuvvete bağlı ve dayalı olduğunu Hz. Halid göstermek istemişti.

Kaynaklarda dört yüz sene yaşayan Amr’ın İslam ile şereflenip şereflenmediği belirtilmiyor.

Elbette İslam ile şereflenmek bir nasip meselesidir.

İslam ordusunun kumandanı Hz. Halid b. Velid’in zehri içmesi istisnai bir tercihtir.

Nev’i şahsına münhasırdır.

Bu anekdotu niye aktardım?

Şunun için aktardım:

Bir davanın muvaffak olmasının temel şartı manevi boyutunun olmasına bağlıdır. Ruh dünyası olmayan hareketler kadük kalırlar.

Manevi muhtevadan mahrum olan hareketler, kısa metrajlı başarılar gösterse bile bir süre sonra pörsümeye mahkûmdur.

Pörsür tekrar canlanır.

Farklı bir isimle ve değişik bir görüntüyle devam eder, kendine tabi olanları yanına alır.  

Hırs, inat ve intikam duygusu ilk anda motive edicidir fakat bir süre sonra felakete müncer olur.

Hırs ve inat Ebu Cehil’in çizgisidir ve takipçileri vardır.

Bizim tercihimiz hırs değil azimdir.

Bizim çizgimiz sevgili peygamberimiz ve O’na tabi olanlardır.

Hırsına ve intikam duygusuna kapılıp Müslümanlara zarar vermek niyetinde olanları niyetleriyle baş başa bırakmak en makul yoldur.

Bunlar İslam’a cepheden saldıranlar olduğu gibi Müslüman görünümlü de olabilirler.

 

Yorumlar