1240 Defa Okundu

Bu hafta Perşembe günü Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’ne, Demokrat Senatörler Edward J. Markey (Mass), Ron Wyden (Ore.),ve Jeff Merkley (Ore.) tarafından 2017 ve 2019 yılında ABD Kongresi'ne sunulan "Türkiye İnsan Haklarını Geliştirme Yasası" (Turkey Human Rights Promotion Act) 2021 versiyonu yeniden sunuldu.

Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi Markey, "Erdoğan'ın Trump döneminde sahip olduğu serbest geçiş hakkı sona erdi" şeklinde açıklama yaptı.

Yasa tasarısı özellikle siyasi motivasyonla verilen cezalara ve avukatlara yönelik tutuma dikkat çekiyor.

Avukatlara dair hususun, Trump'ın avukatı Guiliani'ye yapılan abluka ile aynı güne denk gelmiş olması da ironik. Trump Rusya ile ilgili, Biden oğlu üzerinden Ukrayna ile ilgili suçlandı.

Aslında son yazımda belirttiğim gibi Biden'in 1915 olaylarını soykırım olarak nitelemeye kara vermesinde seçim kampanyasında verdiği sözler kadar Trump ile Erdoğan'ın iyi görünen ilişkilerine nispet de var.

Senatör Markey'nin bu konuda Trump dönemi Erdoğan ilişkilerine atfı bu açıdan önemli.

Bu adımlar atılırken Biden'ın Erdoğan'ı NATO zirvesinde görmeyi beklediği mesajını da veriyor ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken.

Dünya basın özgürlüğü gününde Foreign Press Center sanal bir zirvede, Dışişleri Bakanı Blinken ile yabancı basın mensuplarını bir araya getirdi. Etkinlik ABD Dışişleri'ne akredite, farklı ülkelerden basın mensuplarından seçilmiş isimlerle gerçekleşti. Ve Türkiye medyasından da Razı Canikligil yani Hürriyet uygun görülmüş.

(Kamu yayıncılığı angaje olarak görüldüğü için bu seçimi anlıyorum. Razi Bey dışında merkez medyadan Habertürk'ten iki isim ABD'de görev takibi yapıyor. )

Sizlere Razi Bey'in sorularını ve Dışişleri Bakanı Blinken'ın cevaplarını olduğu gibi aktarmayı tercih ettim.

Blinken hem Ermeni meselesini hem de S-400leri yaklaşık 8 dakika boyunca konuşarak aktarmaya çalıştı.

Özetle; S-400’lerde politika değişikliği söz konusu değil.

"Yunanistan'da Rus sistemi var" sözüyse Blinken'a göre doğru bir karşılaştırma olmaz, Yunanistan bu yaptırım yasaları çıkmadan önce almıştı ve o nedenle başka bir adaya bırakması gibi bir çözüm kabul edilebilirdi…

Blinken bu konuda her iki partide bipartisan bir anlayış birliği olduğuna değindi ve “bu tavır değişmeyecek” cevabını verdi.

Soykırım meselesininse bir sürpriz olmaması gerektiğini, Biden senatörken de bu konuya kurbanlar açısından baktığını ifade etti.

Ermenistan'ın konuyu neden uluslararası mahkemelere götürmediğini, uluslararası hukuk açısından adım atılmamış bir hususta siyasi bir tavrın izahını sormak isterdim.

Zira ayrılıkçı hareketlere/gruplara dönük savaş dönemi gerçekleşen ölümler ırk ve din gözetilerek yapılmış sayılmıyor. Ermenilerin Paris Anlaşması'ndaki ifadelerini, onlara silahlandırarak destek olan manda ülkelerini de eklemek isterdim.

(Bu arada tekrar edeyim, hukuksuz her eylem için tazminat, mülk hakkı gibi hakların tanınmasından yanayım. Sadece Doğu'da değil İstanbul'dan toplanarak trenle götürülen akıbeti belirsiz isimler olduğu biliniyor. Ama uluslararası hukuk; bir kitabı var ve bu kitaba göre tüm hukuksuzları dahil etseniz de bu acıların adı soykırım oluyor mu olmuyor mu büyük bir tartışma. Amerika'ya göre Uygurlara da soykırım uygulanıyor. Kimi Amerikalı tarihçiler bu terimin çok genişçe kullanıldığında ve bunun yanlışlığında hemfikir.)

Razi Bey'e söz verilmeden önce Macaristan Telex'ten Veronika Munk söz aldı. Ülkesinde hükümet ile güçlü bağları olan medya kurumları dışında; kaynaklara erişemeyen, eleştirel ve bağımsız medya olduğunu aktardı Veronika ve Telex'in bu şekilde çalıştığını hatırlatarak destek beklediklerini ifade etti. Trump yönetiminden farklı olarak Macaristan ile ilişkilerde hangi aşamada olunduğunu, ülkedeki Rus ve Çin etkisine Blinken'ın yorumunu sordu...

Blinken "medya çoğulculuğu önemli" diye başladığı sözlerini, Macaristan'ın önemli bir NATO ortağı olduğunu söyleyerek bitirdi. Razi Canikligil'e de ondan sonra söz verildiği için Canikligil'in söze başlangıcı, bağlamı bilinince anlam kazanıyor.


Sekreter Blinken ile Dünya Basın Özgürlüğü Günü Yuvarlak Masa Toplantısı
FPC Briefing
28 Nisan 2021
Washington DC

Razı Canikligil: Basın özgürlüğünden bahsetmişken, Türkiye ve ABD ile bazı önemli sorunlar, sorunlar var ve bunları size sormazsam, sansürleniyormuşum gibi görünebilir. Ve bildiğiniz gibi 24 Nisan'da Başkan Biden’ın açıklaması vardı ve bu çok hassas bir konuydu. Ve şimdi, S-400'lerde zaten sorun vardı ve şimdi bu sorunu ekledik.

Türkiye’nin basın özgürlüğünü ele almasıyla ilgili basın özgürlüğü eleştirilerinde ABD’nin herhangi bir etkisi olduğunu sanmıyorum.

Bu yüzden yaklaşık bir ay önce Dışişleri Bakanlığı'nın brifinginde hatırlıyorum ve bir sözcü sözde Ermeni soykırımı konusunda henüz bir politika değişikliği olmadığını söyledi, ancak onca yıl sonra Başkan Biden bu terimi kullanmaya karar verdi. Ve bu yıl ne oldu? Ve normalde Dışişleri Bakanlığı yönetime, Beyaz Saray'a o kelimeyi kullanmamaları, Türkiye'yi kırmamaları, ilişkileri bozmamaları için baskı yapıyor, ancak ilişkiler zaten kötü yollarda. Türkiye’nin basın özgürlüğünü ele almasıyla ilgili basın özgürlüğü eleştirilerinde ABD’nin herhangi bir etkisi olduğunu sanmıyorum.

Ve sonra - ve ayrıca 400 sayısı var. Sana bunu da sorayım. Ve şimdi, 14 Haziran, bir NATO zirvesi olacak ve orada olacaksınız ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Biden bir araya gelecek. Nasıl çözüleceğine dair herhangi bir planınız var mı - bildiğim kadarıyla, S-400 şu anda en önemli sorun ve şu anda bir plan var mı? Şu an neredeyiz? Yeni bir - başka bir donmuş çatışma mı olacak, yoksa bir sorun mu göreceğiz? Ve lütfen bana bu S-400 ve soykırım meselesi hakkında net cevap verin. Departmanınız ve Beyaz Saray nerede duruyor ve - çünkü şimdi Türkiye kırgın ve ABD Türk medyasına veya Türk insan hakları aktivistlerine nasıl ulaşacak? Teşekkürler bayım.


Blinken: Çok teşekkürler. Dolayısıyla, 24 Nisan açıklamasına gelince, gerçekten sürpriz olmadı ve olmamalıydı. Başkan Biden, uzun yıllardır tuttuğu görüşlerini dile getirdi. Ve bir Birleşik Devletler senatörü olarak bu konuda çok netti. Kampanyası sırasında bu konuda netti. Ve Başkan olarak uzun süredir sahip olduğu görüşlerle tutarlı. Bu yüzden herhangi bir sürpriz olması gerektiğini düşünmüyorum.

Ayrıca, Başkan'ın insan haklarını ve demokrasiyi dış politikamızın merkezine koyma konusundaki kararlılığını ilk günden açıkça ortaya koyduğu da doğrudur. Ve bunun bir kısmı, tarihin anlaşıldığından emin olmayı ve tam olarak tekrarlanmalarını önlemek için geçmiş vahşetlerin kabul edilmesini içerir.

Başkanın da belirttiği gibi, Anma Günü'nün anılması suçu yüklemek değil, mağdurları onurlandırmaktır. Ve elbette, buna odaklandığımız konu Osmanlı İmparatorluğu'nun küçülen günlerindeki olayları içeriyordu ve bence şunu yapmak önemli.

Canikligil: Afedersiniz efendim, (Statement’ta) Osmanlı'yı kullanmasının nedeni bu muydu? Hiç getirmemek -(İlişkilere zarar getirmemek için mi)

Blinken: Hayır, ifade kendi adına açıkça konuşuyor. Ve yine, dediğim gibi, sürpriz olmamalı. Başkan’ın Başkan Erdoğan ile iyi bir görüşme yaptığını belirtmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Görüşme fırsatını beklediklerini biliyorum. Birlikte yakın çalıştığımız birçok konu ve alan var. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve NATO için kritik bir müttefiktir. Birçok paylaşılan bölgesel, küresel çıkarlarda ortaklığımız oldu . Ve daha geniş alanda işbirliği ve anlaşmazlıklar yaşadığımız alanlarda etkili yönetimi içeren güçlü bir ikili ilişki aramaya devam ediyoruz.

Ve çoğu ülke gibi, bizim de anlaşmazlıklarımız var. Biz - Türkiye'den de aynısını beklediğimiz gibi, anlaşmazlıklarımızı açıkça, doğrudan, dürüstçe ifade etme saygısını Türkiye'ye borçluyuz. Ve bu, ilişkimizin önemli bir özelliğiydi. Arkadaşım ve dışişleri bakanı meslektaşımla(Cavusoglu) birçok görüşme yaptım. Ve yine, biliyorum, Başkan, görüştüklerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile konuşmayı bekliyor.

S-400 sorusuyla ilgili birkaç şey. Bakın, biz de - orada sürpriz olmadı - ayrıca Türkiye'yi S-400 sistemini terk etmeye teşvik etme konusunda çok net, çok doğrudan ve çok tutarlı davrandık. Ve ortak öncelikler konusunda Türkiye ile işbirliği aramaya ve anlaşmazlıklarımız olduğunda diyaloğa girmeye devam edeceğiz.

S-400'ün satın alınması - bunu uzun zamandır söylüyorum - tüm müttefiklerin Varşova'daki 2016 NATO zirvesinde Rus teçhizatına bağımlılıkları artırmak değil, azaltmak için verdikleri taahhütlere doğrudan aykırıdır. S-400'ün satın alınması ABD'nin ve müttefik askeri teknoloji personelinin güvenliğini tehlikeye atıyor ve Türkiye ile ABD'nin hem güçlü hem de önde gelen üyeleri olduğu ittifakın bütünlüğünü zayıflatıyor. Aynı zamanda, ittifakın birlikte çalışabilirliğini de baltalıyor ve bu, etkili bir şekilde işleyebilmesi ve karşılaşabileceği her türlü zorluğun üstesinden gelebilmesi için çok kritik öneme sahip. Aynı zamanda, elbette, Rusya’nın savunma sektörüne önemli fonlar sağlıyor ve Rusların Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Türk savunma sanayisine erişimini sağlıyor.

Bu yüzden, tabi olduğumuz ve iyi bildiğinizden emin olduğum CAATSA mevzuatı olarak bilinen Kongre'nin kabul ettiği yasalar uyarınca yaptırımlar uyguladık. Ve bundan sonra da yasayı takip edeceğiz.

Bu yüzden ileriye dönük bir yol bulabileceğimizi çok umuyorum, ama aynı zamanda Türkiye'nin ve bu nedenle tüm ABD müttefiklerinin ve ortaklarının, gelecekte ek S-400'ler de dahil olmak üzere Rusya'ya gelir, erişim ve nüfuz kazandıran Rus silahlarının satın alınmasından kaçınması da çok önemli. Yine, Rus savunma teşkilatları ile yapılan tüm önemli işlemler, yasaya, CAATSA'ya tabi olabilir ve bu, hali hazırda uygulanmış olan yaptırımlardan ayrı ve bunlara ek olabilir.

Yani yine, biz - konuşmalarımda, Başkan'ın konuşmalarında, çok açık ve net davrandık, sürpriz yok. Bence Ankara'daki ortaklarımız tam olarak nerede durduğumuzu biliyorlar ve umarım bu yolla ileriye doğru olumlu bir yol bulabilir ve birlikte çalışmanın önemli olduğu birçok alana odaklanıp hatta işbirliğimizi derinleştirebiliriz.

Canikligil: Efendim, eğer varsa - bence onlar üzerinde iade politikası yok. Girit, Yunanistan modeli, 300 füze savunma sistemindeki gibi- uygulanabilir mi, S-400 için? Demek istediğim, Türkiye onları bazı alanlara yerleştirebilir mi?

Blinken: Bunlar çok - evet, çok farklı durumlar, çok farklı örnekler. İnsanların yaptırım mevzuatından çok daha eski ekipman satın aldıkları bazı durumlarda, örneğin orada - bunlar çok farklıdır. Ancak hem yönetimimiz hem de Kongremiz tarafından iki partili bir temelde güçlü bir şekilde paylaşılan endişeler, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler açıktı, çok açık kaldı ve değişmeyecekler.

Yorumlar