13016 Defa Okundu

İyi Parti sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu 8 Ağustos 2020 tarihli bir TV programında yaptığı açıklamada yaklaşık olarak şöyle diyordu: “İyi Parti’nin almış olduğu beş milyon oy değerlidir. Bizim partimizin en kuvvetli tarafı kırmadan dökmeden sandıktan ümidini kaybetmiş seçmene can suyu oldu. Yoğun bakıma girmiş Türk demokrasisine hayat verdi”. 

Bu değerlendirmeler değerlidir. 

Önce şunu ifade etmeliyim: Sadece İyi Parti değil bütün siyasi partilerin almış oldukları oylar değerlidir. 

Her siyasi partinin seçmene vermiş olduğu mesajlar veya algılar doğrultusunda almış olduğu karşılıktır, almış olduğu oylar. 

Şu cümle üzerinde durulmalıdır: Diyor ki, Ağıralioğlu “Sandıktan ümidini kaybetmiş seçmene can suyu oldu”. 

Ne demektir “sandıktan ümidini kaybetmiş seçmen?”. 

18 seneden beri iktidarda olan bir parti var. Bu parti Ak Parti’dir. 

Şimdi soralım: 

Seçmen niye ümidini kaybetti? 

Veya hangi seçmen “ümidini kaybetti?”

Kabul etmeliyiz ki, “ümidini kaybeden seçmen” özellikle Ak Parti seçmeninin dışındakiler.

Ak Parti seçmeninin özelliği nedir? 

Farklı özellikler söylenebilir ama şöyle genelleme yapmak mümkündür: Türkiye’de seçmenin yüzde 75’i muhafazakârdır.  Ak Parti seçmeni bu yüzde 75’in içinde yüzde 40-50 bandında yerini alır/alıyordu. 

Dikkat ederseniz “alıyordu” dedim. 

Şu anda Ak Parti’ye halkın desteği hangi oranda denilirse: 

Yüzde 30’un altında olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. 

Anketler ortada. 

Cumhur ittifakı bunun göstergesi değil mi?

Cumhurbaşkanlığı sistemi partiler arasında “ittifaka” zorladığı açıktır. 

Peki, Ak Parti “erimeye” başladı mı? 

Bu partiden kopmalar başlamışsa bu “erimeyi” göstermez mi? 

Mesela Ak Parti kurucularından olan ve şu anda CHP milletvekili olan  Abdullatif Şener 31 Ağustos 2019’da şunları söylüyordu: Partinin kuruluş kodlarını tamamen terk eden, parti programında yazan, parti programında ne yazıyorsa hepsinin tersini politika haline getiren bir insanın niye vaktiyle şu ayrılmış diye, şimdi bunlar ayrılıyor, niye etrafında kurucu kadrodan kimse kalmadı diye bir kendisini hesaba çekmesi lazım”.

Sayın Tayyip Erdoğan’ın böyle bir değerlendirme yaptığı söylenebilir mi? 

Gördüğümüz kadarıyla hayır. 

Ak Parti’deki erimenin en dramatik ve acil görüntüsü parti başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İyi Parti ve Muharrem İnce ile ilgili son değerlendirmeleridir. 

Bakınız ne diyor Erdoğan İyi Parti ile ilgili olarak: 

“HDP ile terör örgütleriyle el ele olmak milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz İyi Parti’ye hiç uygun düşmez”.

“Milli ve yerli olduğunu düşündüğümüz”  diyor Sayın Erdoğan. 

İyi Parti’nin “milli ve yerli” olduğunu Sayın Erdoğan hangi tarihten beri “düşünmeye” başlamıştır merak konusu. 

Ak Parti erimeye başladığı zaman mı İyi Parti’nin “milli ve yerli” olduğu görüldü?

Daha düne kadar Fetöcü olarak suçlanan İyi Parti genel başkanı Meral Akşener  şimdi “yerli ve milli” oldu öyle mi? 

Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Meral Akşener’in ismini hiç ağzına almayan Sayın Cumhurbaşkanı’nın şimdi “yerli ve milli” ifadelerini kullanmasının arka planında Ak Parti’nin erimesi mi yatmaktadır? 

Sayın Cumhurbaşkanının dün “ak” dediğine bugün “kara” demesi veya tersini yapmasını milletimiz değerlendirmelidir. 

Sayın Cumhurbaşkanının CHP’li Muharrem İnce’nin yeni siyasi parti kurmasıyla ilgili ifadeleri de çelişkiler barındırıyor. 

Tıpkı Ayasofya’nın Camii olmasında olduğu gibi. 

Kendi partisinden ayrılanlar için “ümmeti bölüyorsunuz” ifadesini kullanıp CHP’de ayrılan Muharrem İnce için “parti kurmak hakkıdır” değerlendirmesi yapması biraz tuhaf kaçmıyor mu? 

Biz biliyoruz ki, siyasette 24 saat çok uzun zamandır. 

Yine biliyoruz ki siyasette “dün dündür”. 

Bu tür siyasi anlayışların geride kaldığını bilmemiz gerekir. 

İşte İyi Parti sözcüsü Ağıralioğlu’nun sözünü ettiği “beş milyon oy” bu açıdan değerlidir. 

İyi Parti sözcüsünün ifade ettiği bir başka husus daha vardır ve bu daha önemlidir. 

Diyor ki, İyi Parti sözcüsü: “Hiç bir vatandaşımız herhangi bir siyasi partiye nikâhlı değildir”. 

Veya bu mealde bir ifade kullanıyor. 

Bu ifade dikkate alınmalıdır. 

Ülkemizin ve demokrasimizin  kalitesinin artması için bu anlayışa ihtiyacımız vardır. 

Takım tutar gibi  siyasi parti tercihi yapılmaz/yapılmamalıdır. 

Siyasi partiler programlarını halka anlatırlar ve anlatabildikleri oranda oy alırlar. 

Siyasi partiler, yapacaklarını ve vaatlerini vatandaşları ikna ettikleri nispette karşılığını alırlar/almalıdırlar. 

Bu yönüyle İyi Parti “yeni nesil” bir parti anlayışını temsil ettiği söylenebilir. 

Hatırımızdan çıkmamalıdır ki, 2023 yılında yapılacak genel seçimlerde 7 milyon genç oy kullanacak. 

Ben şahsen genel seçimlerin 2023’e kadar bekleyeceğini düşünmeyenlerdenim. 

Ağıralioğlu’nun ifade ettiği “beş milyon oy” değerlidir fakat birilerinin iktidarının devamı için payanda olmamalıdır. 

“Beş milyon oy” ülkemiz ve insanımız için sadra şifa olmalıdır. 

Unutulmamalıdır ki, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle bir oyun değeri  49.9 oydan daha “büyüktür”. 

Şu andaki sistem böyle. 

Bu  sistemin sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değil fakat sağlıklı sistemi geçinceye kadar bu şekilde olacak. 

Görüldüğü kadarıyla Cumhur ittifakının dışında güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerinde konsensüs sağlanmış gibi görünüyor. 

Ülkemiz açısından güçlendirilmiş ve iyi işleyen parlamenter sistemin daha faydalı olduğu görülmektedir. 

İyi Parti ilk kurulduğu zaman çok şeyler söylendi. Fakat bu parti “beklenmedik” şekilde kurumsallaştı. 

Şahsen benim açımdan İyi Parti, şimdiye kadar kurulmuş yüzlerce partiden biridir. Bu partiyi farklı kılan özellik şudur: Seçmenleri kendilerine “nikâhlı” olarak görmüyorlar. 

Burası önemlidir. 

İyi Parti’nin ortaya koyduğu bu anlayışı önemsiyorum ve “yeni nesil siyasi parti” anlayışı olarak altının çizilmesini bekliyorum. 

Siyasi partilerin kuruluş gayesinin özünde, mevcut yapılandan daha iyisini yapmak iddiası vardır. 

İyi Parti Milliyetçi Hareket Partisi’nden ayrıldı. Şartlar öyle gerektirdi. 

Olabilir. 

Şimdiye kadar kurulan siyasi partilerin hangisi öyle değil ki? 

Demokrat Parti CHP’den ayrılmadı mı?

Cumhuriyetçi Köylü ve Millet Partisi Demokratik Parti’den ayrılmadı mı? 

MHP, Cumhuriyetçi Köylü ve Millet Partisi’nden ayrılmadı mı? 

Milli Nizam Partisi Adalet Partisinden ayrılmadı mı? 

18 seneden beri iktidarda olan Ak Parti Milli Nizam Partisi’nin uzantısı olan Refah Partisi’nden ayrılmış değil midir? 

Listeyi uzatabiliriz. 

Siyasi partiler ihtiyaca cevap vermek üzere kurulur/kurulmalıdır. 

Hangi siyasi partinin başarılı olup/olmayacağına vatandaşın vereceği oylarla anlaşılır. 

Temenni ederiz ki, ülkemize hizmet eden, kutsal değerlerimizi istismar etmeyen, mukaddes değerlerimize saldırmayan, liyakat prensibini esas alan siyasi partiler başarılı olsun. 

İyi Parti’nin almış olduğu beş milyon oy bu yönüyle değerlidir ve bu oylara daha başka “yeni nesil siyasi tercih” oylarının dâhil olmasını arzu ederim. 

Yüzde 50 artı bir sisteminde İyi Parti’nin beş milyon oyu, beş milyon kere kıymetlidir. 

İyi Parti sandıktan ümidini kesen seçmeni hayal kırıklığına uğratmamalıdır. 

İyi Parti yoğun bakıma girmiş Türk demokrasisine can suyu vermeye devam etmelidir. 

İyi Parti 1930’lu yılların ideolojisini ısrarla ve inatla gündeme getirmekten kaçınmalıdır. 

1930’lu ve 1940’lı yıllarda yaşanmış bir kısım söylem ve uygulamaların tarihte yerini aldığını unutmamalıdır. 

Türk milletinin beslendiği bin yıllık kültürü hatırından çıkarmadan siyaset yapmalı ve milletimizin ümidini kırmamalıdır...

Vesselam.

Yorumlar