23 °c

BAYRAM

Kelime anlamını bin kişiye sorsanız 999’u “sevinç” diyecektir.. Pekâlâ gerçek hayatta, hasseten Türkiye’de gerçekten böyle mi vaziyet?

Haber şöyleydi: “Dokuz günlük Bayram tatilinin başlangıcı olan «Cuma (31 Mayıs) saat 18.00'den», dün saat 17.00'ye kadar (henüz bayram tatili bitmeden) yurt genelinde meydana gelen toplam 118 kazada, 53 kişi öldü, 355 kişi yaralandı (tabi sakat kalanlar da oldu)...”

Muhafazallah tatil (!) dönüşü var daha...

Bayram, özel olarak kutlanan gün veya günler; millî olarak önemli olduğundan kutlanan günler. Osmanlı-İslâm kültüründe, yalnızca dinin mübarek kıldığı Ramazan ve Kurban Bayramı günleri..

Batı’da da dinî bayram günleri vardı... Lâkin artık yok mesabesinde... Bugün bayram, onlarda genel olarak festival, şenlik ve tatil demek!

Batılılaştıktan sonra bu TATİL bize bir girdi pir girdi... Artık (Batı gibi bizde de) bayramın (nerdeyse) tek mánâsı TATİL...

İslâmcı iktidar da itiraz edemedi... Hattâ 17 yıl sonra geldiği noktada; dinen bayram olan günlerin öncesi ve sonrası hesap edilerek (C.tesi ve Pazarlar gözetilerek) tatil (bu bayramda olduğu gibi, özendirilip) 9 güne bile çıkarılıyor..

* * *

Bayramı TATİL addettiğimiz günden buyana akrabalık bağları yok raddesine geriledi... Böyle olunca da, bayramlaşmalarla rızalarını kazandığımız (başta ana babalarımız olmak üzere) tüm akraba ve taallukatın duâları da yok oldu!.

Allah “Duânız olmasaydı size değer vermezdim (ne işe yarardınız?) (Furkân, 77)   buyuruyor... Bu âyet-i celîle üzerine on cilt kitap yazılsa az... Çünkü yalnızca (kulluğun göstergesi olan) ibadet ve duâ ile Allah’ın yardımı sağlanır. Duâ ile kaza ve belâlar def olur..

Bir sadakanın bin belâyı def etmesi de bu yüzden.. Sadaka duâ sebebidir.. Hem de geri çevrilmezlerden... Yani o garibin duâsıyla gönüllere gerçek sevinç, sürur ihsan edilir, belâ giderilir...

Birlikte rahmet, ayrılıkta azab var... (Tirmizî, Fiten, 7) buyurdu Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem). Kur’ân’da birçok âyetin mánâsı da aynı kapıya çıkarıyor..

On yıllardır en büyük kâbusumuz olan, savaşlardan, terörden fazla kayıp verdiğimiz TRAFİK ve sair belâlarına bir de böyle bakınız..

Rahmet tecelli etmiyor, dört günde 53 ölü... Belâ dört koldan sarmış.. Bayram günü cinayetleri var. Şehid haberlerinin ardı arkası kesilmiyor!..

Çünkü ayrıldık, çünkü birbirimize “sosyal medya” ile selâm veriyoruz... Çünkü duâ almıyoruz, sarılıp duâ etmiyoruz...

Hasta ziyareti de yapmıyoruz.. Oysa belki de kabule en ziyade karîn bir duâyı kaçırıyoruz... Üzerimize yağmur gibi bereket yağdıracak bir duâyı...

Fıtr sadakalarını unuttuk... Eskiye nazaran neredeyse herkes zenginleşti ama ZEKÂT kayboldu.. Verenler de tembelliğinden kurumlara veriyor... Kim fakiri arayacak da temlik edecek?

İslâm ahlâkını ara ki bulasın... Sonra biz “tehlikenin farkında mısınız?” deyince bön bön bakıyor adam...

Hakiki sevinçleri yaşayamıyor, bir türlü huzura kavuşamıyor, bayram edemiyoruz, böyle gidersek edemeyeceğiz de...

Başına bayramda bir iş gelmiş olan “Bayram zıkkım oldu..” der.. Ya da “Bayram burnumuzdan geldi” derler.

On yıllardır bayram bize zıkkım oldu, bayramlar burnumuzdan geliyor ... Ama hálâ sebepllerini tefekkür eden yok!

Düşünmüyoruz sonra şaşırıp kalıyoruz... Ne tuhaf olduk...

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.