Başın sağolsun...

Günümüz Müslümanlarının hayatında (din görevlilerince anlatılmadığı, öğretilmediği için) doğrularımızın tahtına din tahripçilerince oturtulmuş gûnagûn (türlü türlü) bid’at, yanlış ve hattâ günah işlerimiz var...

Günümüz Müslümanlarının hayatında (din görevlilerince anlatılmadığı, öğretilmediği için) doğrularımızın tahtına din tahripçilerince oturtulmuş gûnagûn (türlü türlü) bid’at, yanlış ve hattâ günah işlerimiz var...

Bunlardan birisi de taziyelerdeki muamelat...

Eskiden cenaze evine taziyeye gelen konu komşu ev halkı için yiyecek bir şeyler hattâ mükellef yemekler getirirlerdi. Çünkü onların vefat sebebiyle duçar oldukları derin üzüntü, bir şeyler yiyip içmelerini engeller ve bu suretle hastalanabilirler endişesi vardı..

Günümüzde ise, iş tersine dönmüş; evsahipleri taziyeye gelenlere (hattâ kimisi üç çeşit) yemek verilmek gibi manyakça işler yapılmakta, içtimâî hayatımıza tahrip kalıpları patlatılmaktadır!

Bir yakını vefat etmiş, fani dünyadan bâkî aleme göçmüş dostumuza, onu teselli babında (evvel yoğ idi işbu adet yeni çıktı) “başın sağolsun” denilir oldu...

Biz Oğuz Türklerinden daha öztürk (!) kimileri işi Göktürklere kadar götürüp, “efendim “baş” o devinde “yara” anlamındaydı, “sağolsun” da aslında “iyileşsin” anlamında “sağalsın” olarak vardı” falan deseler de hepsi hikâye, geçiniz..

Doğrusu şu: Bu, tuhaf mánâlara da çekilebilecek olan teselli biçimi, insanî yönden incitici, İslâmî açıdan ise mahzurludur. Şöyle ki,

Ehil bir hayvanı ölmüş dostlarımız, yakınlarımız için bunu eminim ki çoğumuz aklımıza dahi getirmeyiz… Oysa meselâ kedisi yahut köpeği ölmüş birine “başın sağolsun” diyerek teselli versek, son derece güzel, nezih bir iş yapmış oluruz...

“Kardeşim kediniz ölmüş, pek üzüldüm, başınız sağolsun...” diyebilir, dostumuzun gönlünü alır, bu inceliğimiz ile Allah indinde de derece kazanabiliriz… Sonuçta bir kardeşimizi teselli ediyoruz çünkü.

Lâkin “kediniz ölmüş, pek üzüldüm, Allah rahmet eylesin...” diyemeyiz, bu hem günah hem caiz değil... Rahmet dilemek, “merhum/merhume” demek ancak ve yalnızca ademoğlunun Müslümanları için caizdir, behâim için değil…

Binaen’aleyh Hristiyan, Yahudi, Budist, Şintoist gibi Hak din müntesibi olmayanlar ve kâfir (ateist, ataist, deist) kişilerden vefat edenler için yalnızca “müteveffa” (vefat etmiş kişi) tâbirini kullanmak münasip ve caizdir.

İslâmî açıdan (müslim-gayr’ı müslim) ahbabların tesellisi nezakettir. Hattâ Müslümanları teselli dinen bir vecibedir... Bu teselli, mevtanın en ziyâde ihtiyacı olanı, yakınını dâr’ül bekaya uğurlamış dostumuzun da en güzel şekilde tesellisidir...

Merhum, “rahmetli” demektir. Müslümanların ölüleri için “merhum” demek aynı zamanda bir duâdır. Elbette daha âlim, daha fazıl kişiler ziyâde duâ ile de teselli edebilirler..

Meselâ “merhumun mekânı cennet olsun, Cenâb-ı Hak rahmetiyle muamele eylesin, Hak Tealâ ruhunu şâd eylesin” gibi duâ ve temenniler en güzel teselli olduğu kadar çok da faidelidir merhuma.

Kıraat-ı Kur’ân sahibleri, mevta için bu güzel duâlara ilâve olarak, Fatihalar, Yásînler okur...

Merhum yahut merhumelerin ardı sıra böylesi güzel işler, bu kadar yüksek seviyeli duâ ve temennilerimiz varken hayvanata (behâime) söylenmesi münasib şu “başın sağolsun” lakırdısı size de tuhaf gelmiyor mu?

Gelmiyorsa sizi de kaybetmişiz demektir. Yapacak bir şey yok... “Başımız sağolsun...” 

Yorumlar