BARIŞ PINARI HAREKÂTINA BAKIŞ

Bu harekâta salt Türklük ve salt Türk milleti gözüyle bakmak ve olayları bu satıh üzerinden yorumlamak, en az ypg’nin vereceği zarar kadar büyüktür. Olay, salt Türk olayı değil bir Türkiye olayıdır. Ve Türkiye, tüm katmanları ve tüm renkleri ile bir bütündür ve bu bütünlüğü ile bir anlam kazanmaktadır.

Bu harekâta salt Türklük ve salt Türk milleti gözüyle bakmak ve olayları bu satıh üzerinden yorumlamak, en az ypg’nin vereceği zarar kadar büyüktür. Olay, salt Türk olayı değil bir Türkiye olayıdır. Ve Türkiye, tüm katmanları ve tüm renkleri ile bir bütündür ve bu bütünlüğü ile bir anlam kazanmaktadır.

Türkiye, kendi coğrafyasına uygulanan tecrit ve sınırları etrafında ki yapılanmaların üniter yapısına vermesi kuvvetle muhtemel olan bu tehlikeye karşın, Uluslararası hukuktan kaynaklı hakları üzerinden haklı harekât icra etmektedir. Bu hukuki hak ve haklılık, yapılan bu harekâtın da en meşru temel kaynağını teşkil etmektedir.

Türkiye, en yetkili ağızlardan ve üstelik defalarca ‘’ Suriye’nin toprak bütünlüğüne ‘’ dikkat çekmiş ve dolayısıyla kimselerin bir karış toprağın da gözünün olmadığını da her platform da dile getirmiştir. Dolayısıyla angajman kuralları ve meşru haklarından hareketle yapılan bu girişim, Türkiye ve halkının bir beka meselesi olduğu, sınırları etrafında yapılmak ve kurulmak istenilen bir butik terör yapılanmasına izin vermemesi de, bahsini yaptığımız en doğal hakları arasındadır.

Birilerinin on binlerce km uzaklıktan gelerek müdahil olma hakkını ve haklılığını (!) iddia ederek yaptıkları işgale karşın, hemen sınırları dibinde ki olağanüstü yapılanmaya sessiz kalınacağını düşünmek, Türkiye’yi ve milletini tanımamak ve anlamamak demektir.

Burada ki mesele, Türkiye’nin sonuna kadar ve hem de en hukuki gerekçelerle icra ettiği bu harekâtın kendisi değildir. Mesele, bu harekâta salt ırkçı ve kafatasçı bir yaklaşım ve yorumun egemen olması dolayısıyla, geniş bir taban konsolidasyonunun önüne takoz konulması meselesidir.

İnceden inceye ve son derece akılcı şekilde devreye sokulmuş bu sinsi ve tehlikeli söylem, giderek daha bir kabul görmeye ve bir doğruyu bir başka yanlışa daha kurban verme hastalığımız nüksetmeye başlamıştır. Bu harekât bir Türk harekâtı değil bir Türkiye harekâtıdır. Ve bu harekâtın haklılığı da, Türkiye olmasından yana kazanılmış bir hak ve haklılıktır.

Türkiye, ülke ve millet olarak bütün unsurları, renkleri ve farklılıkları ile bir bütündür ve bu bütünlük tüm ajitatif söylem, eylem ve projelerin farkındalığından hareketle daha bir özenle korunması ve kollanması gereken bir zenginliktir. Bir tarafı yaparken bir başka tarafı yıkma hastalığımızı bir an evvel görmeli ve acilen tedaviye tabi tutmalıyız.

Biz, Doğusu Batısı, Kuzeyi ve Güneyi ile ve bütün bu bölgelerin birbirinden güzel renkleri ile bütünlük arz edemez ve bu devasa zenginliğin zevkü sefasını süremez isek; birilerinin, bunları kaşımasına ve bütün bu zenginliklerin çatışma gerekçelerimiz olması adına çabalarına katkı vermiş olacağız.

Ülke içerisinde ki tüm sorunlarımıza el birliği ile ve yeknesak bir vücut yapısıyla karşılık vermez, her kesimin diğer bir kesimin sorunlarını kendi sorunları olarak kabul etmez, birbirimizi dışlamak ve ötekileştirmekten yana doğru tavır göstermez isek, birilerinin bu farklılıkları kaşıyacağından ve bizleri birbirimize kırdıracağından yana kimselerin kuşkusu olmasın.

Doğu ve Güneydoğu ve dolayısıyla Kürt sorunu olayına derinden, yapısal ve gerçekçi şekilde bakacak olursak eğer, tetikleyici ana unsurun yukarda dikkatini çektiğim hatalarımızdan kaynaklandığını görmemiz zor olmayacaktır. Yıllara dayanan bu hatalarımız ve bu yanılgılarımızdan hala dersini alamamış ve hala çok çeşitli alçak ellerin hangi amaç ve emeller içerisinde görememiş olmamız, affedilir bir hata, yanılgı ve yanlış değildir. Her birey, her farklılık, her farklı etnisite, her farklı kültür, inanış düşünce her türlü saygıya da, sevgiye de, anlayışla yaklaşıma da değer ve değerlidir.

Bu bilinç ve bu diri şuur, ülke ve millet üzerinde ki oynanan ve oynanacak oyunların tamamını boşa çıkaracak ve akamete uğratacak yegâne doğru yoldur. Bütün bu kirli ve alçak emellere ve sahiplerine verilecek en öldürücü cevap, fiili olarak birbirimizi daha bir sıcak, daha bir içten, daha bir anlamlı sarıp sarmalamaktan geçmektedir.

Bizi ayrıştıran, bir kesimi överken diğerini yeren ve yermenin de ötesine geçip aşağılayan her söz, eylem ve sahipleri ivedilikle uyarılmalı ve halk, bu ajitatif ve ayrıştırıcı dile karşın daha bir dikkatli olmaya davet edilmelidir.

Bir kez daha özenle, önemle ve hassasiyetle altını çizmek isterim ki; bu harekat bir TÜRKİYE HAREKATIDIR…

 

 

 

 

 

Yorumlar