10 °c

“Avrupa, Avrupa duy sesimizi!”

Batı hayranlığı Osmanlı’nın son döneminden günümüze dek en büyük açmazı olmuştur bu ülkenin. Üstelik de uygulamada özü ıskalayıp, biçime odaklanan bir hayranlıktı bu…

Batıya özendik, 1925 yılında Şapka Devrimi ile kıçında donu olmayan yoksul halka zorla şapka giydirdik. Türkiye’deki üretim yetmeyince, kimi Avrupa ülkeleri Türkiye’ye şapka yetiştirmek için harıl harıl üretim yaptılar!...

1928’de ise Harf Devrimi ile Osmanlı alfabesini terk edip Latin alfabesine geçtik; halkı bir günde cahilleştirdik!. .

Latin harfleriyle çıkan gazeteleri kimse okuyamayınca, gazete sahipleri homurdandı, devlet gazetelere maddi yardım vermek zorunda kaldı…

Yasaları da Batıdan ithal ettik; medeni kanunu İsviçre’den, ceza kanununu İtalya’dan, idare kanununu Fransa’dan,ceza yargılaması hukukunu da Almanya’dan aldık…

Yasa, kılık kıyafet ve yaşam biçiminde Batıyı taklit edip modernleşirken (!), demokrasi, bilim, teknoloji ve sanayileşmede nedense Batıyı örnek almadık!.. Kılık kıyafetimiz değişti ama yoksulluk baki kaldı!..

100 yılı aşkın süredir Batılı gibi yaşamaya çalışan ama Batı gibi refah toplumu olamayan bu ülkenin insanları olarak hep bir aşağılık kompleksiyle bakar olduk Batıya!…

Oynadığımız futbol maçlarının değişmez sloganı oldu; “Avrupa, Avrupa duy sesimiz…”

Oysa sesimizin duyulması için; ne bir maçta alacağımız galibiyet, ne de beraberlik yeterliydi… Sisimizi ancak gelişmiş güçlü ekonomimiz, güçlü dış politikamız ve güçlü ordumuzla duyurabilirdik…

İşte son yıllarda olan da budur: Marmaray’dan, otobanlara, İstanbul 3. Havalimanı’ndan İstanbul-Bursa-İ zmir Körfez Geçiş Köprüsü’ne, Kuzey Marmara Otoyolu’ndan 3. Boğaz Köprüsü’ne, Avrasya Tüneli’nden Kanal İstanbul’a dek devasa projeler Türkiye’nin sesinin sadece Batı’da değil dünya genelinde duyulmasını sağladı.

Bu projelerle birlikte ekonomide millileşe hamlesi, savunma sanayi ve uzaya dek yansıdı. Göktürk-2’de yerlilik oranı yazılımlarda yüzde 100’ü, donanımda ise yüzde 80’e ulaştı.

Son yıllarda büyük bir sıçrama yapan savunma sanayinin cirosu 5.1 milyar dolara ulaştı. Sektörün son 5 yılda ortalama büyüme oranı ise tam bir rekor; yüzde 21. TSK'nın ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma oranı 2003'te yüzde 25 iken, 2010'da yüzde 52'ye, 2014 yılında ise yüzde 60'lara yükseldi.

Milli tank “Altay”, taarruz helikopteri “Atak”, kara ve deniz hedeflerine karşı kullanılan “SOM”, hava savunma füze sistemi “Hisar” ile orta ve uzun menzilli tanksavar füze sistemi “Mızrak” gibi başarılı projelere imza atan ve ABD’ye bile ihracat yapan sektör, geçen yıl yurtdışı satışlardan da 1 milyar 86 milyon dolar gelir sağladı.

Yerli uçak, yerli otomobil gibi devasa projeler ise meyve vermek için gün sayarken, Türkiye demiryoluna yönelik projeleri ile de dünyanın odak noktası oldu. Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda önümüzdeki 7 yıl içinde hayata geçireceği 40 milyar euroluk yatırımdan pay almak isteyen 30 ülkeden 300 şirket, geçtiğimiz ay İstanbul’daydı.

6 milyar dolarlık 80 adet hızlı tren seti yatırımından pay kapmak isteyen firmalar, yüzde 53’lük yerlilik oranı şartı içinTürkiye’ye yaklaşık 100 milyon dolar yatırım yapmayı planlıyorlar.

Yani uzun lafın kısası, sesimizi duyurmak, kılık kıyafetimizle değil gücümüzle orantılı. “Avrupa, Avrupa duy sesimizi” diye de haykırmaya gerek yok artık. Çünkü sesimizi tüm dünya duyuyor.

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.