20 °c

Artık anladıkları dilden haykırıyoruz...

Bu sıralar gerek içeride, gerek de dışarıda durumlar oldukça karışık. Avrupa'nın ayrılıkçı tavrı, Amerika'nın Halkbank misillemesi, Kerkük'teki bayrak krizi, Fırat Kalkanı operasyonunun sona ermesi, ABD güdümündeki örgütün Sincar hamlesi, Rusya'nın ambargo inadı, Yunanistan'ın kokmuş ağız muhabbetleri, MİT'in birilerini rahatsız eden çalışmaları derken gündemimiz oldukça yoğun. Artık diz çöken Türkiye yok, dolayısıyla iç ve dış güçleri oldukça rahatsız ediyoruz. Karanlık güçler tarafından mümkün olduğunca engel olunmaya çalışılıyor hatta bütün imkanlar seferber edilmiş vaziyette. Bu süreçte birlik olmaya kenetlenmemiz gerekir, tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi...

 

                                * * *

 

Fırat Kalkanı operasyonunun sona erdirilmesi oldukça yerinde bir karar oldu. İşgalci olmadığımızı, güvenli bölge hedefimizi oluşturduğumuzu ve masanın her türlüsünde yer alacağımızı ispatlamış olduk. Ayrıca gerektiğinde müdahale edebileceğimizi de gösterdik. Doğrusu, Rusya'nın sıcak denizlere inme niyetiyle Afrin'de yoğun çabalar sarf etmesi, Amerika'nın ypg öncülüğünde doğu hattında naralar atması, Esed'in de güney hatta 'alamıyorsan zarar ver' teyakkuzu bizi ister istemez bir köşeye sıkıştırdı. Bundan sonraki süreçte, sahada ÖSO arması takan mehmetçiklerimiz olacak. Yâni, Türkiye sahada yokmuş gibi ÖSO'yu pyd'nin üzerine salacak, haliyle güya demokrasi diyenlerin sesleri çıkamayacak. Uluslararası koalisyonun bir parçası olarak Türkiye'nin böyle bir riske girmesi olası bir dünya savaşının başlaması olabilir. Bu açıdan baktığımızda, Türkiye'nin taktik zekası oldukça mutluluk verici. Umarım her şey misliyle lehimize döner.

 

                             * * *

 

 

 Amerika'nın Halk Bankasının genel müdür yardımcısını tutuklaması akıllara acabaları getiriyor. Her fırsatta hukuk soruşturup karar verir diyen Amerika ne hikmet ki müdürü ilk fırsatta tutukluyor, darbe imamını ilk fırsatta vizesini iptal etmek için arıyor. Ben burada hiçbir mantık bulamadım. Madem yasaları iyice soruşturup öyle karar veriyor, neden politikalarına zıt düşen olaylarda bir çırpıda eyyam kesiliyor? Cevabı gayet basit, ülkemiz üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. Düşünün, Amerika'nın peşinde olduğu birini veya karakutusunu yakalarsak ne olur? Cevabını vereyim, önce genelkurmayı gelir, sonra CIA gelir, ardından Dışişleri bakanı gelir, en son da tepedekiler gelir. Görüyoruz işte, bir bir geliyorlar. 'Dostum n'aber' demeye mi geliyorlar? Son gelişmeler gösteriyor ki, Adil Öksüz halen Türkiye'de ve kırmızı halı serili kapıların arkasında saklanıyor. Bu Amerika'nın olur, İngiltere'nin olur, Almanya'nın olur bilinmez ama ülke içerisinde olduğu muhtemel; artık sağ mı, ölü mü orası meçhul... Deniz Yücel olayında da gördük ki, bu ihtimal hiç de uzak değil. Ülkemizden kaçan hainlerin yerleri inleri bu denli belli iken, Adil'in de ortaya çıkıp birilerinin yanında şov yapması içten bile değildi ama kendisinden halen bir haber yok. Bu durum, -ölü ya da sağ- Türkiye sınırları içerisinde olduğunu o kadar çok kuvvetlendiriyor ki. Yasak kapıların ardı aralanmalı...

 

                             * * *

 

Ulaştığım yerel kaynaklar pyd'nin bölge halkına Türkiye aleyhine karalayıcı kampanyalar yürüttüğünü ve gidersek mezarlarımızı kazacaklarını söyleyecek kadar komik duruma düştüklerini öğrendim. Öyle iğrençleşmişler ki, Türkmen ve Arap kadınlarını mahrem yerlerinden asmışlar. Aynı şekilde, yaşlı erkeklerin de gözleri oyularak tonca işkenceye maruz bırakılmış. Bu insanlık dışı vahşetler 21. yüzyılda tarihe adını kara lekelerle yazmıştır. Birileri masum demeye devam etsin...

 

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.