1424 Defa Okundu

HAYATIMIZIN anlam bulması, bizim yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim üzerinde ne kadar ciddi durduğumuz ve onu anlamak için verdiğimiz çabaya bağlı.

“Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?” sorusuna pek çok şey sıraladıktan sonra “Kitap okurum” şeklinde verilen cevaplar kişinin okumayı avare bir zamana hapsetmesine benziyor bizim Kur’an’la olan ilişkimiz.

“Ne zaman Kur’an okuyorsunuz?” denilse pek çoğumuzun cevabı “Namazda” veya “Ramazan aylarında hatim indiriyorum” tarzında oluyor.

Oysa hayat bir gergef gibi Kur’an âyetleriyle dokunmalı.

Bunu sağlamak içinse her ânımız İlahî Vahiy ile dopdolu olmalı.

Her hangi bir meseleyi konuşurken bile ilk aklımıza gelecek olanlar Rabbimizin bu konudaki buyrukları olmalı.

Mü’min olmanın en mühim gereklerinden biri referansımızın Kur’an olması değil mi zaten?

AMASYA dönüşü yolumuz Ankara’ya düştü.

Arkadaşım Yasemin Nazlı’nın annesi Rukiye ve babası Salih Nazlı ilk ziyaret noktamız oldu.

Kısa bir mola olarak planladığım bu buluşma uzun bir Kur’an sohbetine sebep oldu.

Her iki büyüğüm de büyük bir nezaket ve ilgiyle sarmaladıkları vakti, hiç gündelik mevzulara evirilmesine izin vermeden Allah’ın kitabı üzerinde yoğunlaştırdılar.

Tadına doyulmaz ve bitmesini hiç arzulamadığımız feyizli bu muhabbetin devamını bir başka zamana erteleyerek hayır dua ve minnet duygularıyla noktaladık.

İKİNCİ durağım yıllarca ilim ve gönül insanı Dr. Haluk Nurbaki’nin yol evlatları olarak yanında bulunan Hülya ve Hasan Akgün’ün hâneleri oldu.

Gecenin ilerleyen zamanlarına kadar hayatı ince elekten geçirdiğimiz bereketli bir muhabbetti.

Avukat Hasan ağabeyin siyere bu kadar hâkim olmasına şaşırmadım desem yalan olur.

Cümlelerimiz büyük bir âhenkle birbirini tamamlayarak akıp gitti.

Şükürler olsun.

ERTESİ gün bize Nurbaki Hocamız tarafından bir “Nezaket-i İslamiye” olarak öğretilen gidilen şehrin mânevi büyüğünü ziyaret etmek şeklinde formüle edebileceğimiz Hacı Bayramı Veli Hazretlerini ziyaret ve Cuma namazı sonrasında 36 yıldır açık bulunan muhabbetin iliği ile ilginin düğmesini buluşturduğumuz asker arkadaşım Çorum’lu Ahmet Bulut ile buluştuk.

Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretlerini, ülkemizin unutulmaz yiğit şair ve yazarı Abdurrahim Karakoç ve eşi Pakize Karakoç’un kabirlerinin ziyareti yanı sıra hemen yanı başlarında bulunan Yakup Evliya’nın türbesinden nefeslenip evlerine geçtik.

Muhabbetin ve hatıraların çemberini etrafımızda çocuklar gibi çevirdikçe geride bıraktığımız yaşanmışlıkların hiç eskimediğini hayretle gördük. Kıymetli eşleri değerli hemşerim Fatma Hanımın lezzetli ikramları ile tatlandıktan sonra kız kardeşim Reyhan ve eşi Mehmet Taşkıran ile buluşup yeğenim Muhammed Eren ve babaannesini de alarak gecemizi aydınlattık.

İtiraf etmeliyim ki, burada daha çok kendini nükte âşikar etti.

SABAHINDA kardeşimi işe bıraktıktan sonra yıllardır gidemediğim için içimde ukde olan Taceddin Sultan Dergahında hazretin huzuruna vardım.

Ülkemizin mert sesi rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ve yine ülkemizin dimağlarımıza seslenen aksiyon ve düşünce insanı yazar Nuri Pakdil’e dualar ettik.

Ardından çevresine hâkimiyet sağladıktan sonra kendime bir mekân belirleyerek kitabımı okumaya koyuldum. Uzun zamandır görüşemediğimiz rahmetli eşimin kardeşi aynı zamanda kuzenim olan Alparslan Akyolal ile eskilerin eskimeyen günleri üzerinden birer birer geçtik.

Kur’an, Sevgili Peygamberimiz, İslam ülkeleri üzerinde odaklanan sohbetimiz devam ederken sosyal medya üzerinden takipleştiğimiz Dr. Haluk Yılmaz Bey geldi ve kaldığımız yerden devam ettik.

Verimli ve muhabbetli bir tanışma oldu.

Çocukluğumuzun birbirine tanık olduğu Fiji bibimin oğlu berber Şaban Uçaral ile iş yerinde buluşup eski günlere giderek günü tamamlamış olduk.

HEPSİNİN ana ekseni Kur’an’ın hayatımıza izdüşümleri oldu.

İki kısa günün özeti buydu.

Allah bizleri kitabından ayırmasın.

Ya Selam!

Yorumlar