10 °c

Ankara senaryoları

 

Hani nerde “ileri görüşlü” köşe yazarları çizerleri?

Meclis koridorlarından haberler verirlerdi…

Niye hiçbiri ön göremedi CHP’den 15 milletvekilinin pat diye İYİ Partiye geçmesini…

A’dan Z’ye herkes nasıl da şok oldu…

Nerede kaldı öngörüler, tahminler, yorumlar…

Buradan şunu söylemek istiyorum…

Siyasetin görünen yüzü, bir de gerçekten görünmeyen yüzü var…

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli bir sözü vardı değil mi?

“Garip senaryolar” diyordu…

Sahi şu anda Türkiye senaryoyla yatıp senaryoyla kalkmıyor mu?

“Muhalefet aday çıkaracak mı?”, “Gül aday olacak mı?”, “Akşener imza toplayacak mı?”

Eyvallah…

Gördük ki hiç beklenmedik siyasi gelişmeler de olabiliyor.

Öyleyse şöyle birazcık geriye, siyasi yakın tarihe bakarak ibret almaya ne dersiniz?

Mesela kaç kişi hatırlar Ferruh Bozbeyli ismini?

Adalet Partisi’nden ayrılıp yeni parti kurarak Süleyman Demirel’i hayli terletmiş bir isimdi…

1970 yılında AP içinde Genel Başkan Süleyman Demirel’e karşı olan grubun içinde yer almıştı. AP’den ve Meclis Başkanlığından ayrılıp partiden kopan arkadaşlarıyla birlikte Demokratik Parti’yi kurmuş Genel Başkanlığa da gelmişti.

Sonra ne oldu? Siyasetten bile çekilmek zorunda kaldı…

Ve bu siyasi isim hatıratında diyordu ki:

“O dönemde evimiz gelip giden partililerle dolup taşıyordu… Hepsi bize –bugünün tabiriyle gaz veriyor-  ve diyordu ki: “Millet arkamızda, Millet Sizi istiyor efendim.”

Seçimlerde hüsran yaşadık. Heyecanlı günler geçip de kendime geldiğimde fark ettim ki o kimseler hemen hepsi aynı kişilermiş ve kendi beklentileri için bize heyecan veriyorlarmış.”

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında sadece siyasi rakip arayışları mı vardı?

Güneş Motel usulü yer değiştirmeler, saf değiştirmeler sadece 15 milletvekili ile mi kalacaktı?

Erdoğan öyleyse niçin garip senaryolardan söz ediyordu?

Kim kiminle ne tür hesaplar içindeydi?

Yedi düvelin hemen altımızda bölgeyi şekillendirme operasyonları… İstikrara ve güvene en lazım olunan bir dönemde…

Neydi bu yâd ile konuşmalar, görüşmeler poz vermeler?

Nasıl da insanların gazına geliniyordu?

Heyecanlı toz dumanlı günler geçtiğinde sel gider kum kalır atasözü nerede kalacaktı?

Ahmet Davutoğlu, milletvekili de olmayacağım, partimin de hizmetindeyim derken ne kaybetti?

İnsanın “nerdesin ey vefa!”, “nerdesin ey devlet adamlığı!” diye haykırası gelmiyor mu?

Kişisel payeler, istikbal beklentileri bu kadar mı önemli?

Sahi bu kadar mı?

Hani nerede toplu vurdukça sinelerin top sindiremeyeceği birlik beraberlik?

Hani nerede kardeşlik?

Niçin goygoycular pek cazip geliyor?

Niçin en lazım olan yerde “Sen de mi Brütüs!” olunuyor…

Niçin?

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.