31 °c

Alın tezgâhınızı, cehennem olun!

İslam, gerçeğe teslim olmaktır; bir taraftar grubuna teslim olmak değildir. İslam, insanın kendi gerçeği ile yaşamasıdır; öfkeli sloganlara yaslanması değildir. İslam, her şeye ve herkese “âlem” bilinciyle bağlanmaktır; başkalarını dışlayanlara tavır almaktır, eşyayı küçümseyenlerin karşısında olmaktır, varlığı sömürenlere katılmamaktır.

İslam, en çok, insan olmaktır; çok insan olmaktır; herkesten ve her şeyden sorumlu bilmektir kendini. “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun” derken, cümle varlığı bir aile yakınlığıyla avuçlamaktır. “Sana, yalnız Sana kulluk ederiz!” diye yakarırken, cümle eşyayı gönlünün başköşesinde aşina yar yüzleri olarak ağırlamaktır.

İslam, ilk insandan beri süregelen istikamet çizgisidir; Hz. Âdem’den, Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’dan Hz. İsa’ya ve nihayet Hz. Muhammed’e devredilen insanlık nöbetidir. İnsanlığın ortak değeri hakikate teslim olma çabasıdır. Hakikat, güneş gibidir; kimse hakikati tekelleştiremez, kimse hakikatin sahibi olmak üzerinden ayrıcalık devşiremez.

İslam, insanlığa yapılan bir iyilik teklifidir. Bunu Peygamberimizin Taif’teki tavrı anlatır. Kendisini taşlayanların helak edilmesine razı olmaz: “Bilmiyorlar ya Rab…” diyerek, kendisini kovmaya kalkanların bile içindeki insanlık cevherinden umudunu kesmez. Müslüman olarak var olmanın, derin ve kederli çizgisi tam da taşlanırken ortaya çıkar.

Batı’nın, gün geçtikçe makyajı dökülen, giderek maskesi düşen, rafine diplomatik dili çözüldükçe çiğleşen ve çirkefleşen üst-aklı, İslam’ı şiddetle alt edemeyeceğini anladı. Haçlı seferlerinin demode olduğunu kavradı. Post-modern zamanlarda, İslam’ın karşısına geçmek yerine, sinsice yanına geçti. Kendi ürettiği sahte Müslüman imajlı projelerle İslam’ın sığ, çiğ, kof, saldırgan, vahşi olduğuna inandırmak istedi insanları. İslam etiketinin altında sahte içerikler üretti. Amansız bir görüntü kirliliğiyle kuşattı insanlığı. İslam’ı şekilciliğe ve sığlığa eşitleyen Vahhabilik, bu projelerin ilki ve en eskisidir-en az 100 yıllık… Yenilerde ise El-Kaide’yi ve nihayet IŞİD’i üretti; IŞİD üzerinden, içinde Peygamberimizin mührü, Allah lafzı, Allahuekber gibi sembollerin eşlik ettiği vahşet ve dehşet imajları üretiyor ve bunu günde trilyonlarca kez tekrar ediyor.

“İslamofobi” bu üst-aklın kendi ürünü aslında. İslam’ın korkunç bir şey olduğuna yana yakıla ikna etmek istiyor insanları. Başarılı da oldu sayılır. Aklıyla değil, gözüyle düşünen kalabalıkları görüntüler üzerinden ikna etti bile.

Gerçek şu ki, İslam’dan gerçekten korkuyor üst-akıl. İslam’dan İslam korkunç olduğu için değil, İslam’ı korkunç gösteremedikleri için korkuyor. İslam’ın derinlikli ve incelikli içeriğini “sufizm” vs gibi kendi ürünü markalara hapsediyor, kabalıkları ve sığlıkları İslam diye görüntülüyor. Sürekli görüntü propagandası yapıyor.

Yeni Zelanda, İslamofobi silahının geri tepmesidir. İslam’ın korkunçluğuna dair tüm sahte kozlarını kaybetti Batı 15 Mart. Şehitlerimizin canlarıyla imzaladığı 15 Mart, bakalım, bu üst aklı yıldıracak mı yoksa bir başka İslam görünümlü intikam saldırısı tezgâhıyla şahlandıracak mı?

 

YORUM YAZIN

adınız ve soyadınız ile yorum yapabilirsiniz
YAZIYA İLK YORUMU SİZ YAPIN

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
istiklal.com.tr bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.