2228 Defa Okundu

Türk ve Türkiye sosyolojisinin, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadim siyaset, bürokrasi, aristokrasi, hukuk ve uygulamalarına dair oturmuş bir algı ve adeta değiştirilmesi mümkün olunmayacağı inancı, bütün ülke vatandaşlarının ittifak ettiği olguların başında gelmekteydi.

Doksanlı yılların başından iki binli yılların başına kadar yaşanılan tatsız, acı ve sert uygulamalar, yukarıda bahsini yaptığımız ‘’değişmez/değiştirilemez’’ algısını pekiştiren çirkin yaşanmışlıkların bilinç altımıza kazınması ameliyesinin bilinçle uygulandığı yıllardır.

Bu yıllar ve uygulamaların yoğunluğu, uygulama basıncı ve volüm düzeyindeki yükseklik ‘’oynanmak istenilenlere yaklaşmanın mümkünsüzlüğünün’’ buyurgan, emredici, ürkütücü, yıldıran, korkutan ve tehdit edici bütün argümanları içerisinde barındırmaktaydı.

Bütün bu acı, tatsız, huzursuz ve umutsuzluğa sevk eden uygulamaların halkı bunalttığı sürecin tam  ortasında Ak parti kuruluyordu. İktidar olmasıyla birlikte alışılmış, zoraki de olsa kabul edilmiş siyasi, hukuki ve ekonomik uygulamaların köşe taşlarıyla oynuyor, demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet ve özgürlük gibi muhteşem vurgular ve uygulamalarda bulunuyordu.

Yabancı ve dini vakıfların müsadere altına alınmış her türlü haklarının iadesinden tutunda Alevi açılımına ve oradan Kürtçe konuşma, yazma, ifade hürriyetinden radyo ve tvlerin kurulma izninden yayın yapma haklarını verilmesine kadar birsürü ezber bozan uygulamaların takdir ve teşekkürün öznesi oluyordu Ak parti.

Demokrasi, halkın iradesi, çoğulculuk, hukuk, adalet ve insan hakları vurgularının yanı sıra sağlık ve ulaşım alanındaki yaptığı hamleler büyüyen, gelişen, sevilen ve takdir edilen Ak partinin hanesine altın harflerle yazılmış anlamlı özellikleriydi.

Bütün bu yüksek dereceli risk içeren siyasi hamleler, Ak parti lehine sonuçlar doğururken Türkiye sosyolojisinin kabuk kırmasına, değişim ve dönüşümüne de önemli katkılar sunmaktaydı. Halkın Kürt, Türk, Alevi ve Sünni tanım ve yaklaşımında önemli ve değerli değişimler baş gösteriyordu.

Terör ve terörist tanımındaki yapılan Anayasal ve yasal anlamdaki hukuki değişimler, yazı ve çiziler, parti kapatmayı zorlaştıran tüm değerli ve gerçekçi uygulamalar, değiştirilmesi mümkün değildir inancını kökünden tırpanlayan hamlelerdi.

Bütün bunların sonucunda toplumun değişik katmanları arasındaki buzlar eriyor, yaklaşım tarzındaki sertlik, ötekileştirme ve kabullenememe gibi menfi inanç ve davranışlar yerini daha insancıl, hukuki ve kabulü mümkün bir zemine taşıyordu.

Yıllar, bu uygulamalarla birlikte ardı ardına ilerlerken Ak parti kendisini inkar eden, yalanlayan ve derin çelişkiler içerisine sokan tutarsız uygulamaları devreye sokmaya başlıyordu. Güvenlik (!) politikaları ardına saklanan, gücü, dayatmayı korku ve tehdidi ve hemen akabinde polis devleti olmayı tekrar sahaya süren Akp dönemi başlıyordu.

Özellikle sistem değişikliğiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinin bypas edilmesi, Milletvekilliği ve fonksiyonunun sıfırlanması ve sonrasında ‘’tek adam’’ inancının kaim olmasıyla birlikte Akp ve Ak parti kavgası daha belirginleşiyordu.

Mhp ile yapılmış konsolidasyon, akla zarar operatif uygulamalara geniş alanlar açıyor, güvenlik politikaları ! hukuki ve insan hakları uygulamalarını hiçe sayıyor ve keyfi uygulamaların ardı ardına devreye sokulmasına meydan veriyordu.

Gelinen noktada HDP ve Milletvekillerinin fezlekelerinin Meclise getirilme ve akabinde devam edecek olan prosedür sonrası Milletvekilliklerinin düşürülmesiyle yapılmak istenilen şey, en hafif tabirle sosyal huzur ve barışı menfi yönde sabote etmekten başka hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

Türkiye sosyolojisinin tanım ve algılarındaki ciddi, büyük ve köklü değişimler, Akp’nin, HDP üzerinden oynadığı oyunun herhangi bir pozitif karşılığa dönüşmesine izin vermeyecek bir olgunluk taşıması hasebiyle yapılacak tüm salvoları boşa çıkaracaktır.

Bu bilinç ve şuur İyi parti, Chp, Saadet partisi ve bu mantaliteye entegre olabilecek diğer tüm partilerin elini güçlendirecek rasyonel sosyolojik verilerdir. Buradan hareketle Millet ittifakının korkmadan, çekinmeden ve yüksünmeden Meclise gelecek fezlekelere karşı takınacağı olumsuz tavrın sonraki süreçlerde önemli getirileri kendi hanelerine yazacağından hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

HDP’nin, terör ile arasına mesafe koymadığı tezi üzerinden ben ve yazıma gösterecekleri karşı savın demode, bayat ve inandırıcılıktan yoksunluğunun üzerine dikkat çekmek istiyorum. Zira HDP yeni kurulmuş bir siyasi oluşum olmamakla birlikte cari siyasi anlayış ve uygulaması da yeni değildir.

ABD’yi  yeniden keşfetmiş Akp, sinekten yağ çıkarıyor. 

 

Yorumlar