AKLÜPMANİ(2)

Efendim, Aklüpmani dini; iktisadi yönü ağır basan siyasî, içtimaî, satanî, kervani ve fanfonî  bir dindir. Dışı süslü şekli ve rengi argümanlarla bezeli bu din, Karunî düşünceye odaklıdır. Toplamak ve yığmak üzerine kurulu bu din olduğunu geçen yazımızda belirtmiştik. Şimdi kaldığımız yerden bu dinin özelini ve özelliklerini tanıtmaya devam edeceğiz.

 

Efendim, Aklüpmani dini; iktisadi yönü ağır basan siyasî, içtimaî, satanî, kervani ve fanfonî  bir dindir. Dışı süslü şekli ve rengi argümanlarla bezeli bu din, Karunî düşünceye odaklıdır. Toplamak ve yığmak üzerine kurulu bu din olduğunu geçen yazımızda belirtmiştik. Şimdi kaldığımız yerden bu dinin özelini ve özelliklerini tanıtmaya devam edeceğiz.

Yeryüzü yuvarlağında geçmişten günümüze meydana gelen savaşların büyük bir çoğunluğunun Mani savaşları olduğunu belirten Lüpmenler, bu görüşten hareketle dinlerinin dünyanın en eski dini olduğu inancındadırlar. Lüpmenlerin diğer bir tezi de dinlerinin evrensel bir din olduğu noktasıdır. O nedenle millilik kavramına temelde karşıdırlar.

 …

            Mani’ye ulaşmak için her türlü renge, şekle ve desene bürünen Lüpmenler, açıktan: “Gemilerde talim var / Bahriyeli yârim var / O da gitti askere / Ne talihsiz başım var.”, şarkısı ile gözyaşı dökerken gizli gizli de: “Denizlere dalayım / Balıklar benim olsun / Aya haber salayım / Ceplerim Mani dolsun”, sözleri ile bestelenen şarkıları söylerler. Aküpmani dininin mesuplarının “Üçtür beştir / Mani hoştur, dünya hoştur/ Gerisi boştur, boştur, boştur/ Hayda! Diyerek kolbastı oynamalarının ibadetten sayıldığını öğrendiğim zaman doğrusu çok şaşırmıştım.

            Aklüpmani dininin temsilcileri; yerine, zamanına, zeminine, özel ve tüzel kişilerin, kurum ve kuruluş temsilcilerinin, devletlerin, devlet yetkililerinin hatta uzak yakın dünya konjektöründe söz sahibi olan kişi ve kuruluş temsilcilerinin; kaş, göz, burun işaretlerinin yanı sıra aldıkları garda göre; Budist, Putperest, Bogomî, Samirî, Mormonî, Musevi, Hıristiyan hatta Müslüman olabilmektedirler.  Takiye sanatını en üst düzeyde icra etmekteki ustalıkları sayesinde kendilerini topluma kabullendiren Lüpmenler: “Üstümüzde gök kubbe bile yarımken / biz ne tam kâfir olduk, ne tam Müslüman.”, diyen şairi mahcup etmemek için azami gayret sarf etmektedirler. Bu muhteremler, mevcut durumu çok iyi değerlendirerek bukalemundan daha seri bir biçimde renk ve şekil değiştirmekte o kadar ustalaşmışlardır ki külahınızın ne zaman ters yüz edilerek başınızdaki yerini aldığını anlayamazsınız. Koca koca törenlerle halı bağışlamak üzere gittikleri ibadethaneden kaşla göz arasında halı yürüten Lüpmenler, cennetin de bu dünyada olduğu inancındadırlar. O nedenledir ki dünya cennetini elde etmek için her türlü yol ve yöntemi kullanmaktadırlar. Mevcudun aldığı mesafe ile birlikte çapı, küpü, boyu, boyutu, gölgesi, izdüşümü, parabol eğrisi, tarihi derinliği ve sosyal ve siyasal sıcaklığı kendilerini ilgilendirmemektedir.

Aklüpmani dininin mensupları, Taoizm dini ve bu dinin gereği olan ateşe, pirinç ve tuz atıp yarı çıplak bir vaziyette ve yalınayak kor üzerinde gezinmeyi Doğu’nun modası geçmiş ayini olarak nitelemelerine karşı Vahşi Batı’nın kan içme ayinlerine alkış tutmakta ve bu kan içme ayinlerini desteklemektedirler. Bu yaman çelişkilerini ileri gelen bir Serlümpen’e sorduğum zaman Serlüpmen’in son derece sinirlendiğine ve bana: “ Bir dakika, bir dakika sen ne demek istiyorsun bre gafil! Sus ve haddini bil! Yoksa seni ‘horoz eder’ dışarı atarız. Nan’a muhtaç olursun ” diye kükreyişi karşısında çok korkmuştum. Nasıl korkmayayım Efendim! Daha önce bir değil birkaç defa Aklüpmani dinini ve uygulamalarını tenkit etmek cüretinde bulunanların nasıl horoz edildiklerine şahit olmuştum. Bu dini, öğretilerini veya uygulamalarını eleştirenlerin güçleri ve konumları ne olursa olsun kumpas kurulmakta bilumum kurgu, burgu, sorgu; gergi, sergi, vergi metotları uygulanarak  tahkir, teşhir ve tehcir edilmekte bir daha iflah olamamak üzere cezalandırılmaktadırlar.

Karanlık gecede kara taşın altında geceleyen asgari ücretli kara karıncanın sırtlayarak getirdiği kara çavdarı, kara çavdar için harcanan emeğe banarak afiyetle yiyen Aklüpmani dininin mensuplarının inanç dünyalarında mucizelerin önemli bir yer tuttuğunu da söylemeden edemeyeceğim. Olayları ve durumları 8. boyutu ile ele alarak değerlendiren bu zevata göre, mucizeler hayatımızın her noktasında vardır var olmaya da devam edecektir. “Mani”yi sadece Mani mucizeleri bertaraf edebilir.

DEVAM EDECEK…

 

 

Yorumlar