5628 Defa Okundu

Medyada tarikat ve tasavvuf ehli insanlara yönelik aşağılayıcı sözlere tepki amaçlı facebookta“tarikat ehli bir insanı aklını kiraya vermekle aşağılamaya çalışıyorlar, bir Mürşit-i Kamile kabul ederse bin aklımı tapusuyla veririm” paylaşımında bulundum.

Desteğin yanında tepkilerle de karşılaştım. Bu konuyla ilgili yazımı paylaşacağımı ifade etmiştim.

Aslında böyle bir açıklama yapmayı bile abesle iştigal bulmama rağmen yine de yapacağım açıklamanın samimi insanların anlamasına azda olsa katkısı olur düşüncesiyle yazıyorum.

İnsanların kahir ekseriyeti Allah(cc)’ın verdiği aklı Allah(cc)’ın isteği doğrultusunda kullanması gerekirken tam tersi nefsin arzularını yerine getirmek için kullanmaktadırlar.

Aklını kullanan yani akıllı insanAllah(cc)’ı tanır, Hz. Muhammed(sav)’in getirdiklerine inanır ve inandığı gibi yaşamaya çalışır.   

Kur'an-ı Kerim’in birçok ayetinde akıl ve akıletmeyle ilgili açıklamalar yer almaktadır.

Allah(cc)'ın varlığına, birliğine, Hz. Muhammed(sav)’in peygamberliğine delâlet eden binlerce hadiseye şahitlik eden birçok insan akıl edemediklerinden iman edememiş ve imansız olarak öbür dünyaya göçüp gitmişlerdir.

Nefsi emareye yakayı bir kaptırdın mı adamı ebedi cehenneme kadar götürür,Allah(cc) korusun! 

Peygamber Efendimiz(sav); ”Akıllı, nefsini kontrol altına alıp ölümünden sonraki ebedi hayat için hazırlanan kimsedir” buyurarak akıllı insanın nasıl hareket etmesi gerektiğini buyurmaktadır.

Nefsin arzusuna uymayan ölümden sonraki hayatını düşünerek hareket eden insan akıllıdır.

Aklı nefse tapusuyla veren insanlar her türlü kötü söz ve fiili rahatlıkla işlerler. Mesela, namaz kılmaz, oruç tutmaz, kul hakkı yer, içki içer, zina eder, kumar oynarlar….

Aklı nefse tabusuyla veren insanları iki grupta sınıflayabiliriz:

1-İslam’a inanmayan açık açık Allah(cc) ve Hz. Muhammed(sav)’e düşmanlık edenler. Bunlar, dünyayı sömüren, kan gölüne çevirenalçak insan toplulukları.

2- Görünüşte birinci gruptan görünmeyen ancak, birinci gruba dolaylı da olsa hizmet eden, destek verenler. Yani, dindar görünerek din ile insanları saptıranlar.

Bunlar birinci gruptakilerden çok daha fazla etkili ve tehlikeliler. Birinci gruptakiler insanın bu dünyadaki hayatına kastederken ikinci gruptakiler direkt imana zarar vererek telafisi mümkün olmayan ahiret hayatını mahvetmektedirler. 

Bunların en temel özelliklerinden biri Allah(cc) dostlarını, âlimleri özellikle de Mürşit-i Kamilleri karalamaktır.

Çünkü, mürşitler, âlimler insanın nefsin kontrolünde değil,aklın kontrolünde olmasını isterler. Bunun içinde insanınAllah(cc) ve Resulü(sav)’nün emirlerini yerine getirmesi, yasaklarından kaçınmasını öğreterek ebedi kurtuluşu için çalışırlar.

Bu mübarek insanların manevi terbiyesine talip olmuş insanları “Aklını Kiraya Vermek” suçlamalarıylaaşağılamalarını edepsizce ve gerçeklerden uzak buluyorum.

Maalesef, “15 Temmuz Hain Darbe” girişiminden sonra “Aklı Kiraya Verme”suçlamalarına insanımızın bir kısmı aklını kullanmadan itibar ettiler.

Allah(cc) rızası için azıcık düşünün!

-Türkiye’nin en zenginleri, bir ordunun generallerinin yarısı; yüzlerle ifade edilen profesör, siyasetçi, sanatçı vs. bunların hepsi F. Gülen diye ABD güdümünde bir adama akıllarını kiraya mı verdiler?

Bunlar akıllarını kiraya hele hele bir hocayahiç vermez; ancak, toptan nefse tabusuyla verirler!

Bunların maksadı makam, para yani menfaat elde etmek!

Mürşit-i Kamiller nefsin terbiye, tezkiyesi için çalışırlar ki, akıl nefsin tasallutundan kurtularak gerçek özgürlüğe kavuşabilsin!

Gerçek özgürlük Allah(cc)’a bağlanmayla gerçekleşir.

Bir insan Allah(cc)’a ne kadar bağlanırsa o kadar özgürleşir. Bu manevi vazifenin en önemli merkezleri Mürşit-i Kamillerdir.

Bu iş her ortaya çıkıp ben şeyhim ben mürşidim diyenin işi değil; hele hele şaklabanların hiç işi değil!

Gerçek Mürşit-i Kamiller kendi heva ve heveslerine göre söz söylemez ve davranışta bulunmazlar; çünkü, onlar Peygamberimiz(sav)’in varisidirler.

Postuna oturup gelene geçene el öptürmeyle vakit geçirmemişler; dinimizin öğretilmesi ve yaşatılması için her şart altında canları pahasına da olsa mücadele etmişlerdir.

-Böyle bir Mürşit-i Kamile değil aklı kiraya vermek, tapusuyla bile verilir de akıl bir mal mı ki, kiraya veya tapusuyla verilsin?

Kaldı ki, Mürşit-i Kamiller akıl kiralama ve tapulama merkezleri olmayıpböyle bir ifadeyide Mürşit-i Kamillere büyük saygısızlık olarak görüyorum.

Mürşit-i Kamiller insanların aklını değil, Allah(cc)’a hakiki kul, Peygamber Efendimiz(sav)’e hakiki ümmet olmayı ister ve bunun gerçekleşmesi için çalışırlar.

Aklımı tapusuyla veririm sözünü“KİRAYA VERİRLER” sözüne tepki amaçlı kullandım ki, bu büyük zatlara olan sevgi ve saygımızın derecesi iyi anlaşılsın.

Anlayıp anlamama kendi sorununuz olup biz ne söylediğimiz ve yaptığımızın şuurundayız, yani akıllıyız elhamdülillah!

Mürşit-i Kamillere en derin duygularla sevgi ve saygılarımı sunarım.

 

Yorumlar