11368 Defa Okundu

Babamın çok sık anlattığı hikayelerdendir. Çocuk babasına “baba ahırdaki ata vermemiz gereken yemi her gün biraz daha azaltıyorum ama o bu durumun farkına hiç varmıyor” der. Babası ise “elbet bir gün farkına varır evladım” der. Günlerden bir gün at ahırda ölü bulunur.

O at bizim toplumumuz. Yem de ahlaktır. Ahlak giderek azalırsa topluma ne mi olur? Zayıflar ve sonunda ölür. Göz yumduğumuz işlerin sonunun nereye varacağını sanıyoruz? 1683’te 5.200.000 kilometre kare olan toprağımızdan şimdi 783.000 kilometrekare kalmasının sebebi nedir?

Devleti ayakta tutan ahlaktır. Siyasetçinin devletin ve milletin çıkarı için her türlü hileye başvurabileceğini savunan Machiavelli’nin aksine Kant, siyasetin ahlaka dayanmadan tek bir adım dahi atamayacağını söylemekte çok haklıdır. Zaten adım atsa ne olacak? Kaç adım atabilecek?

Mevcut sistem yetmediğinde çareyi sistemi değiştirmekte buluyoruz. Yeni bir sistem deniyoruz.  Ama kısa süre sonra yeni sistemin de açığı bulunuyor. Yani istediğiniz kadar sistem değiştirin ahlak olmayınca tüm çabalar boşa gidiyor. Temelinde ahlak olmayan her iş boşa kürek çekmektir.

Mesela öğretmenleri sınavla atamak mı daha doğrudur yoksa mülakatla mı? Yıllar boyunca sadece sınav puanı ile atandılar. KPSS sınavlarında yapılan yolsuzlukları ise yıllar sonra öğrendik. Sonra vazgeçildi. Mülakat daha önemli oldu. Şimdi ise mülakatlarla ilgili sorunlar ayyuka çıktı.

Ahlak; sadece namusumuzu değil, mesleğimizi, devletimizi ve dinimizi de muhafaza eder ve yüceltir. Ahlaka anlam veren dindir ama ahlaktan faydalanmak için dindar olmak da şart değildir. Dindarsanız ahlaklı olmak zorundasınızdır fakat ateistsiniz diye ahlaksız olmak zorunda değilsinizdir. 

Çoğu insan ancak sınırlı bir bölgede ahlaklı olabilir. Kimi insan sadece kendi çıkarını bilir. Kimi insan ailesi dışında herkesi aldatabilir. Kimi için ülkesinin çıkarı önce gelir. Asıl mesele ise canlı ve cansız (doğal kaynaklar) herkesle ahlaki bir ilişki kurmaktır. Bu da büyük düşünmeye başlamaktır.   

Büyük düşünmek güçlü bir ahlak gerektirir. Mustafa Öztürk son videosunda insanda böbrek yetmezliği gibi toplumda da bir çeşit ahlak yetmezliğinin mevcut olduğunu söylerken çok haklıdır. Ülke atılım yapamıyorsa bunun nedeninin bizi sürekli geri çeken ahlaki zaaflar olduğu açıktır.

Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkıp gelişmiş ülkeler kategorisine yükselebilmesi için en önemli eksik ahlak gibi görünüyor. Ekonomi, pandemi, deprem veya terör her şeyin yolu ahlaka çıkıyor. Demek ki ahlak adım atmamıza yarıyor. Güç, hız ve anlam veriyor.   

Yorumlar