7384 Defa Okundu

Hesap zamanı geldi:

Halkın iradesiyle seçilmiş siyasilere gözdağı vermek için tankların sokaklara çıkarıldığı, kadınların başörtüsü olduğu için okullara sokulmadığı, dini vecibelerini yerine getirmek isteyen insanların adeta kamusal alandan silindiği, var olan toplumsal düzeni korku ve tehlike mantığına endeksleyen kararların kâğıda döküldüğü 28 Şubat sürecinin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı hayatını kaybetti.

28 Şubat süreciyle ilgili açılan soruşturma kapsamında 3 Ocak 2013 tarihinde gözaltına alınan, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Karadayı, 13 Nisan 2018'de sona eren davada müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Yaşı ve sağlık sorunları gerekçe gösterilerek adli kontrolle serbest kalmıştı.

Şimdi, ahirette başta rahmetli Necmettin Erbakan’ın ve mağdur ettiği herkesin hakkını ödeme vaktidir. "Ahirette Adli Kontrol Yok"

Bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmamışken sana mı kalacaktı. İşte bak sana da kalmadı.

Ne derse tersini yapıyor:

Kıymetli okurlar, ben mevcut hükümetin en çok "Yap İşlet Devret" modeliyle yapılan projelerini, kiralık ve satın alınan makam arabalarını eleştirmişimdir. Ancak, Kemal Kılıçdaroğlu’nu bu konuda eleştireceğim hiç aklıma gelmemişti.

Ben artık gerçekten Kemal Kılıçdaroğlun’u dinlediğim zaman anlamakta zorluk çekiyorum. Çünkü ne diyorsa tersini yapıyor.

Daha evvelki hafta; "Hükümet, kamuda merkezi idare ve yerel yönetimlerde makam aracı saltanatına son vereceğini taahhüt etmelidir" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'na, yeni makam aracı alınmış. Alınan aracın markası 4000 motor olan Audi A8 Long. Fiyatı ise 2 milyon lira civarında!

Kemal Kılıçdaroğlu; daha önce de, "Başbakan olduğumda Mercedes'e binmeyeceğim, araba saltanatına son vereceğim" demişti.

Ne diyor Hafız-ı Şirazi ‘’gönlüyle sözü bir olana kurban olayım"

Dedim ya Kılıçdaroğlu ne diyorsa tersini yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun iktidar olduğunu düşünmek bile istemiyorum.

Şimdi soru şu; AUDİ ve Mercedes arasında ne fark var ki? Bence AUDİ Mercedes’ten daha güzel ve daha sağlam bir arabadır.

Fayda değil zarar projeleri:

Cumhurbaşkanlığı 2020 Yıllık Programı’na göre, Ulaştırma Bakanlığı’nın Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinde şirketlere verilen garantiler için 8,3 milyar lira (eski parayla katrilyon) ödenek ayrılmıştı. Bu tutara köprü, tünel ve otoyolların yanında çok sayıda havalimanı ve tren garı ödemeleri de bulunuyor.

2019 yılında sadece Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne devlet tarafından 3 milyar TL'lik geçiş garantisi ücreti ödenmişti.

Biz Bize Yeteriz Türkiye’m kampanyasında, 2 milyar 30 milyon 380 bin TL toplandığını hatırlarsak biz bu toplanan paranın yaklaşık dört mislini "Yap İşlet Devret" modeliyle yapılan projelere verilen garantilerin tutturulamaması sonucu müttehitlere paşa paşa ödeyeceğimizdir.

Bu projelerin ihalesi yapılırken kimler nasıl hesaplama yapmış? Osman Gazi köprüsüne günlük 40 bin araç geçer garantisi verilmiş ancak gecen araç sayısı zorla 20 bini buluyor. Geri kalan 20 bin geçmeyen aracın parasını hazineden ödüyoruz. 1 aracın geçiş bedeli 30 $ dolardır. 30 X 20.000 = 600.000 $ dolar ediyor.

Düşünsenize yalnız Osman Gazi köprüsü için her gün 600.000 $ dolar ödeme yapıyoruz.

Aylık ise 600.000 X 30 = 18.000.000 (18 Milyon) dolar ediyor. Yıllık hesaplamayı yapmıyorum çünkü çıkacak rakamları görmek bile istemiyorum. Onu da siz hesaplayın :)))

"Yap İşlet Devret" mi "Yap İşlet Kazık" mı? Buna da siz karar verin :)))

Birileri yine iş başın da:

Sosyal medyada dolaşan bir videoda başörtülü bir kadın, "Allah rızası için şortu, mini eteği ve LGBT haklarını savunuyorum" diye konuşuyor ve utanmadan ‘’Allah rızası’’ için diyor. İmam hatip mezunu olduğunu, Marmara ilahiyatı okuduğunu da ekliyor konuşmasına. İslam dininden bir haber yaşamak bu olsa gerek.

Gerçi ilkokullardan tutunda üniversitelerde verilen eğitim müfredatından ne beklene bilinir ki. Koca koca ilahiyat profesörlerinin dediklerini aklıma bile getirmek istemiyorum.

Kalın sağlıcakla

 

 

Yorumlar