324 Defa Okundu

Ahiliğin geliştirmiş olduğu, meslek edindirme ve mesleki eğitim sistemi olan çıraklık; teorik eğitim ile uygulamalı eğitimin aynı anda alınmasını sağlıyordu. Çırak ustasının yanında, ustasını gözlemleyerek, aldığı bilgilerle doğrudan üretime katılarak mesleki eğitimini tamamlıyordu. Ahilik sistemine giren çocuk, çıraklık ve kalfalık döneminde uzun yıllar uygulamalı olarak üretim sürecine katıldığı için, mesleğinin tüm inceliklerini öğrenip, uzmanlaşarak usta oluyordu. Mesleki eğitimin sürekliliğine önem veren Ahilik sisteminde, ustalık töreninde dahi kalfanın ustasından öğrenebileceği mesleki bir bilgi bulunuyordu. Kalfanın usta olarak mezun olduğunu simgeleyen “Şed Kuşanma” töreninden hemen önce ustasının kalfaya mesleğin son bilgisini vermesi âdeti, mesleki eğitimin sürekliliğinin bir ifadesi olarak görülüyordu. Ustanın kalfasına meslekle ilgili verdiği bu bilgilere “Mesleğin Püf Noktası” deniyordu. Bu gelenek bir deyim olarak günümüz Türkiye’sinde de yaşamaktadır. Ahilik sisteminde mesleki eğitime verilen önem gereği; uzun yıllar eğitim alarak bir meslekte uzmanlaşmış bir kişinin, o mesleği bırakıp başka bir meslekle uğraşmasına izin verilmezdi. Bu yasak mesleki eğitime ve kaliteye önem vermenin bir sonucudur. Bir in­sanın eğitim almadığı bir alanda mesleki başarı elde etmesi, elbette düşünülemezdi. Ahilik sistemi, bir meslek kurumu olsa da kaliteli toplumu oluşturacak, ahlak ve erdem sahibi kişileri üyeliğe kabul ediyorlardı. Bu yüzden her isteyen Ahi olamazdı. Ahi olabilmek için, bir meslek sahibi olmak gerekiyordu. Yani, Ahilik teşkilatına girmek isteyen kişinin mesleği, çocukların ise meslek edinmeye hevesinin olması gerekiyordu. Yamak ve çırak olacak çocuklar velisinin izni ve girişimi ile Ahilik teşkilatı ile ilgi kurabilirlerdi. Ahi adayı, öncelikle yamak veya çırak olarak kendisini kabul edecek bir usta bulurdu. Öncelikle çocuğun, ahlakı, çalışkanlığı, kişilik ve sosyal alışkanlıkları bakımından araştırması yapılırdı. Ahilik değerlerine aykırı davranışları tespit edilen kişiler, asla teşkilata kabul edilmezdi. Ayrıca yalancıların, hilecilerin, cimrilerin, İslam’ı bırakıp başka dine geçenlerin, suçluların, hırsızların, kumarbazların, katillerin, sözünde durmayanların, laf taşıyıcıların ve başkasının şerefine leke sürenlerin Ahilik teşkilatına girmeleri mümkün değildi. Çıraklığa kabul edilen kişilerin meslek, sosyal ve ahlak konularında uzun bir eğitim süreçleri başlardı.

MESLEKTE İŞ DİSİPLİNİ VE BÖLÜMÜ

Ahilik sisteminde iş disiplini çok önemliydi. Her Ahi esnafı, uzman olduğu mesleğinde, en kaliteli ürünü üretmek için tüm güç ve yeteneğini kullanırdı. Ürettiği malın kalitesi, o ustanın itibarını arttırırdı. Ahilik ilkelerine göre; iş disiplini ve dürüst çalışma, kaliteli mal üret­menin ön koşuluydu. Ahilikte üretim yapan esnaflar gerek yardımlaşma ve gerekse hammadde temini açısından birbirlerine bağlı olduklarından, kalitesiz bir ürünün üretilmesine asla izin verilmezdi. Çünkü Ahilik teşkilatı, hammadde temini de dâhil olmak üzere, tüm üretim zincirini denetlerdi. Esnafların üretimde birbirlerine bağlı olmaları, iş bölümü ve iş disiplinini zorunlu hale getiriyordu.

Diğer yazımızda görüşmek üzere YA SELAM

Yorumlar