13672 Defa Okundu

Ece Üner ne demiş?

“Virüs mü, fırsatçılar mı daha hızlı yayılıyor, bilemedik. Koronavirüs geliyor maske fiyatı 5 katına, makarna fiyatı 3 katına çıkıyor”. 

Yalan mı? 

Bizim memlekette böyle tipler yok mu?

Bu tipler içinde “Müslüman” görünümlü olanlar yok mu? 

Ece Üner onlardan dert yanıyor ve diyor ki, “Sorsan hepimiz Müslümanız. Ama gel gör ki, namaz 5 vakit, ahlak 24 saat farz”. 

Ece Üner burada haklı. Fakat eksik haklı. 

Namazın 5 vakit olduğunu biliyoruz.  Ahlaklı olmanın da olmazsa olmaz olduğunun şuurundayız. 

Buraya kadar tamam. 

Ancak bu memlekette artık herkes Müslüman değil. 

Misyonerlerle birlikte hareket eden Fetöcülerin “sayesinde” ülkemizde Müslüman yüzde 90’lardan daha aşağılara inmiş vaziyettedir şu anda. 

Dinler arası diyalog veya kültürlerarası diyalog ile Fetöcülerle kucak kucağa olan ve “Ne istediler de vermedik” diyenlerin marifetiyle Müslümanların sayısı bariz daha aşağılara kaydı. 

Son 15-20 sene içinde sadece Müslümanların sayısı aşağılara inmekle kalmadı, ayrıca Müslümanlığın içini boşaltarak sadece görüntü Müslümanlığı peydah ettiler. 

Örnek mi istiyorsunuz?

Başörtüsü meselesi. 

Güya “dünya liderimiz” başörtüsü problemini çözerek kamu kuruluşlarında ve üniversitelerde istihdam edilen/edilecek kızların ve hanımların başörtülü olmalarını sağladı. 

Ne oldu sonra? 

Başlar örtüldü ama baş örtüsünün içindeki başlar kaybedildi. 

Üniversitelerde elinde sigara ve erkek arkadaşıyla sarmaş dolaş kızlarımız var. Başı örtülü (!)

Derste “Hristiyan ile Müslüman yan yana aynı mezarlığa gömülsün, ne fark eder?” diyen başı örtülü kızlarımız var (!)

“Abdestsiz Kur’an okunabilir” diyen imam hatiplerde “hocalarımız” var. 

İlahiyat fakültelerinin bir kısmını hiç sormayın. Oralarda ayet beğenmeyen öğretim üyelerinden kaderi inkar eden ve horozdan kurban olabilir diyen prof. larımız var. 

Erkeklere vaaz eden başı örtülü  “hoca hanımlarımız”  bile var (!)

Cumhuriyet tarihinde tek partili dönemde bile tatbik edilmeyen Diyanet işleri başkan yardımcısı başı örtülü “hocalarımız” var (!)

Mezhebin istiskal edildiği, Kur’an-ı Kerim’in herhangi bir kitap gibi anlatıldığı bir ortamda yetişen   başı örtülü kızımız soruyor: “Hocam, niye kadınlar imam olmuyorlar?”

Dünyanın “lideri” başörtüsü meselesini çözdü ya? 

Kadın-erkek eşit olacak ya ?!

Kadın-erkek karışık şekilde  camiye girmeli ve ibadet yapmalıydı (!)

Müftü yardımcısı kadınlarımız var (!)

Erkeklere vaaz eden “hoca hanımlarımız” var bizim (!)

Öyle ya: 15 asır önceki hükümlerle amel edilir miymiş (!)

Mezhep de nereden çıktı?! Peygamberimiz döneminde mezhep mi varmış (!)

Ece Üner ne demişti?

“Deprem oluyor ev sahipleri kirayı 3 kat artırıyorlar. Sorsan hepimiz Müslümanız”

Haksız mı Ece Üner? 

Kiraları artıranların hepsinin Müslüman olduğunu söyleyemeyiz ama bunların içinde Müslüman olduğunu söyleyenler yok mudur? 

Veya bunlara Müslüman demeyelim de “İslamcı” diyelim. 

Deprem  veya koronavirüs sebebiyle fiyatı 3’e veya 5’e katlıyorsa üstelik bunu yapanlar Müslüman görüntüsü altındaysa; bunlara ahlaklı diyebilir miyiz? 

Ahlaklı değillerse kıldıkları namaz, “namaz” olur mu? 

Namaz fuhşiyat ve menhiyattan men etmez mi? 

Eski Kanal 7 spikeri ve yeni Hürriyet genel yayın yönetmeni (yani, Kanal 7 spikerliğinden daha yeni anlamında) Ece Üner’e tepki göstermiş ve demiş ki, “Korona fırsatçısı sahtekârların, dinden diyanetten uzak kimseler olma ihtimali yok mu?”

Elbette var Ahmet Bey!

Dinden uzak insanların sahtekârlık yapmaları ile dindar görüntüsü altındakilerin sahtekarlık yapmaları aynı olur mu? 

Ahmet Bey soruyu tekrar ediyorum: 

Dinden ve diyanetten uzak birinin  sahtekarlık yapmasıyla dindar görüntüsü veren birinin sahtekârlık yapması aynı olur mu? 

Veya soruyu şöyle soralım: 

Bir müftü oğlu düşünün; Kur’an kursu düşmanlığı yapıyor.  Kur’an okunan müesseselerin kapatılmasını istiyor. Bir de ateist birinin Kur’an düşmanlığını tasavvur et. İkisinin davranışı halk nezdinde aynı şekilde algılanır mı? 

Sen kimden yanasın? 

“Dindar görünümlü olanlar, sahtekârlık yapmaya devam etsinler, zararı yok” mu diyorsun? 

Yoksa “canım memlekette sahtekarlık zaten vakay-ı adiye haline geldi. Dindar olanlar ile dinden diyanetten uzak olanların yapmalarında hiçbir mahzur yok” mu diyorsun. 

Sen böyle düşünebilirsin. 

Ben  öyle düşünmüyorum. 

Ece Üner’in dediği gibi diyorum ki, 

“Ben günün adamı değil, hakikatin adamı olmaya çalışıyorum”. 

Ahmet Bey, Ece Üner bu sözünü ne kadar realize ediyor bilemiyorum ama en azından senden daha tutarlı olduğunu söylemek mecburiyetindeyim...

Vesselam.

 

Yorumlar