960 Defa Okundu

Amerika Birleşik Devletleri, 1991’de Irak’a yönelik yaptığı saldırılarda, güneyde Şiileri, kuzeyde de Kürtleri yedeğine almıştı. ABD’nin dolmuşuna gelen bu iki unsur, Saddam’a saldırmışlardı.

ABD, ilk saldırıdan sonra “istediğini elde etmiş” ve savaş bitti diyerek hava harekâtını durdurmuştu. Bunun üzerine Saddam’ın birlikleri Kürtlerle Şiilere operasyon yapmış ve yüz binlerce sivili katletmişti. Kürtler ve güneydeki Şiiler, aylarca ABD’den medet umarak cellatlarına boyun uzatmışlardı.

Amerika, 1991’de Irak’ta oynadığı oyunun aynısını şimdi Suriye’de oynuyor. PKK üzerinde bir kısım satılmış Kürdü kendine payanda etti ve şimdi onları ortada bıraktı.

ABD'nin 91’de Irak’ta sahnelediği bu oyunu bildiğim için Suriye'den yavaş yavaş çekilmeye başlaması, hiç şaşırtıcı gelmedi.

Burada ama kendisine sol-devrimci vb. sayan ideolojik körlükten ya Rojava gibi bölgelerde sosyalizm vb. kurulduğu romantizmleri ile bölgedeki gelişmeleri gerçekçi okumadan çok uzak kaldılar.

Sürüsüne bereket Türk televizyonlarının “Ortadoğu uzmanları” da Türkiye’nin geçirdiği askeri sanayi ve teknoloji devrimi göremediği ve yeni Türk-Rus ilişkilerini okuyamadığı için, Türkiye’yi hafife aldılar.

Türkiye-Rusya ilişkisi şimdilik bölgedeki dengeleri esas olarak belirleyecek unsur gibi duruyor. Ve Türkiye’nin Suriye’deki varlığı aslında bir anlamda Rusya için de büyük güvence. Çünkü, Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi demek, yeniden CIA’nın ve MI 6’nın İslam maskeli terörist örgütlerinin Suriye ve Rusya’da fink atması demek olduğunu çok iyi biliyor.

"Suriye'den çıkmak" şu anda Türkiye'nin gündeminde yok gibi. Türkiye halkı, 150 yıllık çekilmenin ve yenilgilerin verdiği bir hınçla Türkiye’nin Suriye’de “kalıcı” olmasını istiyor. Bu da en çok Erdoğan’ın işine geliyor. Türk ordusunun Suriye’deki varlığı hem seçim arifesinde hem de Erdoğan’ın gelecek planlarına çok büyük hizmet eder. Erdoğan, sivil siyasetçi olarak Türkiye’nin gelmiş geçmiş en yüksek çıtasını oluşturduğuna inanıyor. Şimdi onunu bir inanca daha ihtiyacı var: Türkiye’nin kurucu paşasını da aşmak.

Eh yıllarca fütuhat ve televizyonlardaki dizilerin goygoyu ile iyice bilenmiş kamuoyu “fetih” istiyor. Erdoğan da cumhuriyetin ikinci muzaffer generali; ikinci Mustafa Kemali olma fakat aynı zamanda 1. Mustafa Kemal’i aşan olmak istiyor. Bu her muhteris siyasinin ütopyasıdır. 

Şimdi yeniden ve bu çerçeve içinde Trump’ın Suriye’den çekilme kararını ele almamız lazım

ABD Suriye’den çekilmeden önce onun neden bu ülkeye geldiğini hatırlamak ve zihnimizde canlı tutmak gerekiyor. Bunu hafızamızda canlı tutarsak, “geri çekilme”yi daha iyi okuyabiliriz kanaatindeyim.

ABD, Suriye’yi işgal etme gerekçelerinden hiç birinden vazgeçmiş değil.

Şu gerçek asla unutulmamalı: Amerika, yeni dünya düzeninde süper güç olarak devam etmek istiyor. Ortadoğu, Akdeniz, Afrika'yı asla bırakmaz. Taktiksel hamleler yapar, eşek/maşa değiştirir ama bırakmaz.

Hatırlarsanız yazının başında ısrarla ABD’nin 1991 Irak İşgali üzerinde durdum. ABD o işgalden çekildikten tam 12 yıl sonra; 2003 yılında Irak’a geldi. Ve Irak’ı üçe bölerek içinden çıkılmaz bir hale getirdi ve şimdi yerel aktörlerin birbirleri ile didişmesini izlerken, Irak’ın tüm zenginliklerini sömürüyor.

Emin olun Irak’ta uyguladığı taktiğin aynısını Suriye’de uyguluyor.

ABD, Suriye’de açmazda olduğunu, kullandığı figürasyonun bir halta yaramadığını ta 2016’da kanaat getirdi ve o zaman çekilmekten söz etmişti. Buna rağmen, PKK Kürtleri, “katır Reşo” olmakta ısrarcı davrandılar. Ve ABD, PKK’lilerin bu kifayetsizlikleri ile birlikte şımarıklıklarına katlanamayınca şimdi Barzani kartını Suriye’de masaya sürüyor.

Diğer taraftan Türkiye, Rusya ve İran Suriye'de siyasal çözüm için BM gözetiminde anayasa konusunda anlaştıklarını duyurdular. Ve bu anlaşma kesinlikle ABD’nin işine yarıyordur. Yoksa, ABT, bu taktiksel geri çekilmeyi hayata geçirmezdi.

Ve Türkiye, Fırat’ın doğusuna girdiğinde Rusya ile karşı karşıya gelmeyecektir. Rusya da “kendisine ihanet edip” ABD’yi tercih eden PKK/PYD çetelerinin ders almalarını istiyor. Türkiye de bu hasmını ezmek ve ABD’nin gönderdiği on binlerce kamyonluk askeri malzemeyi ganimet olarak almak istiyor.

Türkiye Fırat’ın doğusuna girdikten bir süre sonra ABD’nin arananlar listesine aldığı PKK’lı çetelerden bir iki tanesini yakalayıp Türkiye’ye teslim edeceği ihtimali hiç de zayıf değil. Çünkü Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon Türkiye’yi Rusya ile daha da yakınlaştıracak. Türk askerleri ile Rus askerleri ortak operasyon ve devriye görevleri icra edecekleri kaçınılmaz olacak. Bu da ABD’yi telaşlandırıp, eski müttefiğine jest yapmasını sağlayacaktır.

Trump Hükümeti son birkaç gündür ne yaptı? Fetullah gülen adlı baş teröristi iade yollarını aradıklarını söylüyorlar. Patroitlere onay verdik diyorlar. Frat’ın doğusuna rahatça girin diyorlar. Ve bunların sonucu, Suriye’de siyasal çözümü birlikte yapalım diyorlar.

ABD, bunları babasının hayrına vermiyor Türkiye’ye. Çünkü, ABD Suriye'de İsrail ile birlikte kapana kısıldı ve PKK partnerleri ile bir ilerleme yapamıyorlar. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtı ile "Akdeniz'e PKK koridoru planları suya düştü. Fırat'ın Doğusu harekâtı ile de PKK/PYD'nin hendeğe gömüleceğini gördü. Bunun Türkiye’nin zaferi olarak değil di kendisinin müttefiğine verdiği bir jest olarak görülmesini istiyor.

Trump, “Irak, Suriye ve Afganistan'da 7 trilyon Dolar harcadık seçilirsem çekileceğim” vaadini vermişti. Geçen Şubat ayında da çekiliyorum diyerek S. Arabistan'dan çekilme parası istemişti ama ABD'nin Ortadoğu ve Akdeniz, Karadeniz planları değişmedi. Şimdiki çekilmeyi de o şekilde görebiliriz.

Suriye'de final dönemine gelindi. Ya büyük bir savaş çıkacaktı ya da uzlaşı. Şu anda arka planda bir uzlaşma ağırlıklı görünüyor ama her an masa yeniden devrilebilir. Rusya, Türkiye ve ABD ekonomisi burada bir savaşı kaldırabilecek konumda değil.

Yorumlar