696 Defa Okundu

11 günün ardından Gazze’de ateşkes ilan edildi…

Perşembe günü BM Genel Kurul’u özel oturumla toplandı. Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır’ın öncülüğünde iki oturum gerçekleşti. Pakistan, Katar Dışişleri Bakanları Genel Kurul’a hitap etti.  ABD’nin şiddeti kınayan ve İsrail’i durmaya davet eden bir BM açıklamasını, iki haftada üç kez bloke etmesinin ardından, toplantı bitiminde taraflardan ateşkes kararı geldi.

Biden yönetimi, Gazze'de muhtemelen milyarlarca dolara mal olacak sağlık ve eğitim hizmetlerinin eski haline getirilmesi ve diğer yeniden yapılanmalara yardımcı olacağını duyurdu. Gazze'nin yeniden inşası Birleşmiş Milletler aracılığıyla koordine edilecek ve bağış toplanacak.

ABD başkanı dün Netanyahu ile görüştüğünü açıkladı, Netanyahu bu görüşmeden iki saat kadar sonra ateşkesin başlayacağını bildirdi. HAMAS da benzer açıklama yaptı. Biden ayrıca Netanyahu'ya ABD'nin İsrail'in Demir Kubbesi'nin yenilenmesine yardım edeceğine dair güvence verdiğini söyledi.

ABD yönetimi şimdi Gazze ve Batı Şeria'daki Filistinli siyasi gruplar arasındaki ilişkileri ve koordinasyonu nasıl geliştireceğini düşünüyor. Biden; Filistin Yönetimi vurgusu yapıyor. HAMAS her platformda terörist olarak anılmakta.

Filistinliler HAMAS’ı temsilci olarak görüyor mu? Seçimler sürekli iptal edilmekte. HAMAS’ın zaferi aslında 2006’da kaldı.

Filistinliler içerisinde Filistin-İsrail barışına inananların sayısı azaldı. Filistin Yönetimi’nin etkinliğine de inanmıyorlar. HAMAS’ın politikaları ise mücadeleyi kapsıyor. Yeni ve yapıcı bir sayfa açmak için HAMAS’ın tanınması ve terör listelerinden çıkarılması isteniyor.

 “Yüzyılın anlaşması” ve Trump-Biden farkı

 HAMAS; direnişin İsrail’e geri adım attırdığını duyururken; Netanyahu HAMAS’ın iflas ettiğinde ısrarcı. Haniye, Filistin direnişinin ABD'nin 'sözde' yüzyılın anlaşmasını 've İsrail'le normalleşme projelerini boşa çıkardığını ifade ediyor.

 “Yüzyılın anlaşması” Trump döneminde oldu ve büyük başarı olarak sunuldu. Bu plan ardından Arap ülkeleri İsrail ile ilişkilerini açıktan duyurdu. Biden yönetiminin İsrail’e silah desteği Trump döneminden daha fazla olacak gibi görünüyor. Silah satışlarında Kongre’nin de rolü var. Demokrat parti içerisindeki sol güç kazanırsa Biden bu desteği açıktan veremez.

 Daha önceki yazılarımda ABD’li Yahudi seçmenin %60’ından fazlasının Demokrat Parti’yi desteklediğini hatırlatmıştım.

Ancak parti içerisinde 30 temsilcinin Biden yönetimine mektubu ve ilericilerin tepkileri Biden’i harekete geçirdi.

ABD Michigan temsilcisi Rashida Tlaib’in havaalanında Biden ile 8 dakika süren ayaküstü konuşması ABD’de gündem olmuştu. NYT’in Perşembe yayınladığı bir makaleye göreyse ABD’li genç nesil Yahudilerin Gazze’ye bakışı önceki nesillerden farklı. Ailelerin öğretileri ve baskısı altındalar.

Biden; senatörler ve temsilciler ile Demokratik Parti içerisinde konsensus sağlamazsa, Kongre kontrolünde önemli olan ara seçimlerde başarılı olamayabilir. Burada iç politika dinamikleri devreye giriyor. Bernie Sanders gibi isimler çaba sarfetsede yasa geçirme gücü yok. İsrail’in güvenliği için ve askeri destek konusunda bipartisan bir destek var.

Pakistan Dışişleri Bakanı Qureshi ve BM Genel Sekreteri Guterres’in en basit hali ile ifade ettiği gibi kök nedenlere bakmadan HAMAS’ın füzelerini suçlamak çözüm getirmeyecek.

Filistinliler kimi Amerikalılara göre kendilerini yönetme özgürlüğüne sahip. Bu kesim Filistinlilerin barış istemediğini düşünüyor. Arafat ve Clinton dönemi önerilen planı kabul etmemeleri bunun gerekçesi.

Ancak durumu görenler Gazze’nin nasıl bir hapishane olduğunu; elektrik, şu ve pek çok insan hakkının nasıl ablukaya alındığını, bir ulus olmak için sınırların, gümrüklerin savunma gücünün kontrolüne sahip olmak gerektiğini anlıyor. Save The children gibi kurumlar Gazze’deki çocukların maruz kaldığı travmaya dikkat çekmekte. Bunu anlatabilmek için medyanın rolü son derece önemli.

Anti-semitizm suçlamları ve vatandaş gazeteciliği

BM toplantısı için New York’a gelen Pakistan Dışişleri Bakanı CNN’in canlı yayınına katıldı. İsrail’in medya gücünün vatandaş gazeteciliği karşısında etkisinin azaldığını söyledi. Sunucu Bianna Golodryga bu sözün antisemitik olduğu tepkisini verdi. HAMAS ve roketler ile ilgili kınama için ısrar etti.  Shah Mahmood Qureshi her iki tarafın acıları için de üzgün olduğunu ifade ettiği halde onu medyayla ilgili tespiti üzerinden suçlama yolunu seçti. Adeta bakanın sözlerini oracıkta zaten doğrulamış oldu. Tıpkı ABD Dışişleri’nin Erdoğan’ın ifadelerini antisemitik bulması gibi.

İsrail meselesi söz konusu olunca aşırı bir hassasiyet ve denge gözetiliyor.

Aksi Müslüman dünya için de geçerli. HAMAS’ın çocuk kalkanlar kullanıp kullanmadığı konuşulamıyor bile. Çünkü “diğer tarafın” arabasına şu taşımakla suçlanıveriyorsunuz.  İslamafobik kaygılarla, bazı gerçeklerin ifadesine antisemitik diyiverenler ile bu suçlamaları yapanlar birbirine benziyor.

Cuma günü Filistinliler Batı Şeria’da protestoları sürdürüyor. Aksa’da ise gerginlik var.

Bu ateşkes HAMAS’ın nefes alması anlamına mı gelecek, gerilim yeniden ateşlenecek mi göreceğiz. Kalıcı bir barış için ABD’den medet umulmakta. Afganistan’dan çekilen, dış politikada önceliği Rusya ve Çin’e veren bir ABD var. Çin ile olan insan hakları tartışmalarının arka planı ticari Savaş. ABD’nin Ortadoğu’da sükunet istemesinin tek motivasyonuysa İran ile Nükleer Anlaşma’ya dönmek olarak görülüyor.

İslam dünyası, hem kendi yönetimlerini ve liderliği hem de Filistin için gerçek bir liderlik hakkında ciddi şekilde oturup düşünmek zorunda.

Yorumlar