37 YIL ARADAN SONRA MEZRE

Yetiştirdiği değerlerle Elazığ’ı kucaklayan, misyonu ve vizyonu ile Elazığ’a damgasını vuran bir zamanların efsane Ortaokulu Mezre mezunları, Türkiye’de bir ilke imza atarak 20 Nisan 2019 tarihinde kendileri ile birlikte öğretmenlerine de bir büyük güzellik yaşattılar.

Dile kolay aradan tam 37 yıl geçmiş. Otuz yedi yıl önce gözlerinde umut, gönüllerinde ailelerine ve ülkelerine layık bir evlat olmak ve ileride iyi bir geleceğe adım atmak için gelmişlerdi Mezre Ortaokuluna. Öğretmenleri, geleceğe koşmak için hazırlık yapan bu öğrenciler için ellerinden ne geldiyse yaptılar. Onlar da vefakâr, cefakâr, fedakâr öğretmenlerini hiçbir zaman unutmadılar. Tam 37 yıl aradan sonra büyük bir vefa ve kadirşinaslık örneği göstererek arkadaşlarını ve öğretmenlerini başkent Ankara’da ağırladılar. Sanırım Türkiye’de bir ilkti bu. Öyle ya biz; liselerin, üniversitelilerin buluşmasına aşina idik; ancak ortaokulluların buluşması bildiğim kadarı ile yoktu.

Aman Allah’ım! O buluşma anını görmek yetmez, yaşamak lazımdı. Her biri ülkenin ayrı bir yerinden gelmişti Mezra Ortaokulunun mezunları; Antalya’dan, Adıyaman’dan, Sivas’tan, Düzce’den, Bursa’dan, İzmir’den, İstanbul’dan, Bolu’dan, Denizli’den, Malatya’dan, Ordu’dan, Elazığ’dan yurtdışından: Kıbrıs’tan, Amerika’dan…

20 Nisan 2019 tarihinde, Başkent Ankara’nın Tandoğan meydanındaki Etap Altınel Oteli belki de ilk defa ev sahipliği yapıyordu böylesi bir topluluğa. Yılların özlemi vardı bu birlikteliği gerçekleştiren öğrenci ve öğretmenlerde. Öğretmenlerinin gözlerinde hâlâ 13, 14 yaşlarındaki halleri ile yaşayan öğrencileri; öğrencilerin hayallerinde kara tahta başında ellerinde tozlu tebeşirlerle ders anlatan öğretmenleri... Öğretmenlerin öğrencilerini tanımaları ne mümkün… Aradan geçen yıllar, öğretmenlerin saçlarını ağartmış, omuzlarını çökertmişti; ancak en çok şaşıranı yine de öğretmenler oldu. Karşılarında yolda karşılaştıklarında tanımayacakları kesin; ancak başarı merdivenlerini tırmanmış gözleri sevgi ile bakan öğrencileri vardı. Öylesine sevgi ve saygı dolu anlatılması güç duygular yoğun olarak yaşanıyordu ki art arda. Öğrenciler, bir büyük saygıyla öğretmenlerin ellerine eğiliyor; Öğretmenler; küçük yaşta bıraktıkları öğrencilerin boyunlarına sarılıyorlardı. Yıllarca ayrı kalan baba, anne ve evladın buluşması gibiydi adeta. Hani teşbihte hata olmaz derler ya bu teşbih de değildi. Öğrencilerin o ellerine eğildikleri öğretmenler, bir zamanlar evlatları gibi basmışlardı kendilerini bağırlarına. Böylesine öğrenciler yetiştirdikleri için içten içe gurur duyan öğretmenlerin yüzleri bir başka gülüyordu bu tarifi imkansız buluşmada. Vahit Erdem, Enver Gürgözeler, Ömer Gültekin, Necmettin Yılmaz, Hülya Murat, Cemil Özkalkan, Feridun Albayrak, Ahmet Bulut ve o dönemde Mezre Ortaokulun müdürü ve Türkçe Öğretmeni olarak görev yapan ben, Hadi Önal, dünyaları bağışlasalar bu kadar mutlu olamazdık sanırım. Ahirete intikal eden Nihat Muratoğlu’nun, Necat Bozkurt’un, Durak Yıldırım’ın, Hüseyin Yıldırım’ın, Fikriye Gencoğlu Yıldırım’ın bu duyguları yaşamasını isterdim doğrusu. Allah cümlesine rahmet etsin, mekanları cennet, ruhları şad olsun. Çeşitle nedenlerle bu muhteşem buluşmaya gelmeyen öğretmenler de vardı elbette. Onları da sağlık ve esenlik dileklerimizle andık.

Yıllardan sonra öğrencilerimizle karşılaşmamız bizlere anlatılması çok zor duygu yoğunluğu yaşattı. Bir defa daha “iyi ki öğretmen olmuşuz”, dedik. Yetiştirdiği öğrencilerinin her birinin ülkenin bir köşesinde ayakları yere basan, görev ve sorumluluğunu bilen kişiler olarak görmek biz öğretmenlere öylesine büyük bir gurur verdi ki kelimelerle bunu anlatmak zor.

1982 yılı 3A, 3B, 3C, 3D sınıflarından imkanı ve zamanı olan öğrencilerimiz; Ahmet Fevzi Sanaç, Ali Uzar, Ayşegül Koloğlu, Ekber Şahin, Elif Özgencil Öztürk, Enis Yavuz Yıldırım, Ergin Odabaşı, Erhan Atalay, Erol Yılmaz, Esra Şenol, Fırat Durmuş, Gökhan Ayten, Habib Gazze, Hacer Gürbüz, Hakan Arel, Hülya Tuncer, Makbule Erdem, Mehmet Türkgülü, Murat Kenkül, Musip Çakılcı, Mustafa Teoman Erdem, Mustafa Yıldırım, Oktay Karagöz, Sabahattin Kelebek, Selda İlgenci Ünlü, Semih Sami Bilici, Senem Üstündağ Aras, Sevim Kara Yüksel, Şebnem Vurgun Erdem, Tahire Cumaoğlu, Tamer Çakı, Tolga Yönet, Turgay Canpolat, Tülin Şaşmaz, Ufuk Teoman Aksoy, Ümit Kulualp Avcı, Vedat Çevikparmak… 37 yıl sonra kiminiz üniversitede öğretim üyesi, kiminiz doktor, kiminiz mühendis, genel müdür, daire başkanı, öğretmen ve iş adamı olarak çıktınız karşımıza ve bize ahir ömrümüzde bir büyük güzelliği yaşattınız, sağ olun.

Bir öğretmen için mutluluğun en büyüğü şüphesiz yetiştirdiği öğrencilerinin hayat adını verdiğimiz bu zaman diliminde başarısını, kendisine, ailesine, çevresine vatanına ve insanlığa faydalı işler yaptığını görmesidir. Sizler, sevgili öğrencilerimiz, bu mutluluğu yaşattınız bizlere. Allah sizden razı olsun. Her birinizin gözlerinden öperim. Allah’a emanet olun.