3524 Defa Okundu

Hepimizin bildiği gibi 30 Kasım 2007 tarihinde Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’na inişe geçtiği sırada düşen uçakta 57 kişi hayatını kaybetmişti.

Kazada hayatını kaybedenlerin içinde Prof. Dr. Engin Arık ve ekibinde yer alan akademisyenlerin olması kazada sabotaj iddiaları ile ilgili birçok tartışmaya neden oldu, zaman zaman bu kaza tartışılmaktadır.

Kazadan sonra Habertürk’de yayınlanan “Haber Analiz” adlı programda Mahir Kaynak ve Mustafa Altıoklar Isparta uçağının da Toryum nedeniyle düşürüldüğünü iddia ettiler.

Dünyanın yeni enerji politikalarına dikkat çeken Mahir Kaynak, Türkiye’nin bu anlamda çok büyük değerlere sahip olduğuna dikkat çekti.

Mustafa Altıoklar ise Isparta uçağındaki hayatını kaybeden bilim adamlarının da Toryum üzerinde araştırma yaptığını bu nedenle kazanın iyi incelenmesi gerektiği üzerinde durdu.

Bu iddiasının temelsiz olmadığına dikkat çeken Altıoklar, “tesadüf eseri hayatını kaybeden ekipten bir kişinin o uçağa binmeyerek kurtulduğunu; ancak onunda Uludağ’da saldırıya uğradığını” söyledi.

Ayrıca, TOBB ETÜ Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Mühendisliği Bölümü Hocası Prof. Dr. Saleh Sultansoy, “1991’de tanıştığı ve sonraki dönemde birçok projede birlikte çalıştığı Prof. Dr. Engin Arık ve beraberindeki bilim insanlarının da hayatını kaybettiği uçağın, yüzde 99 oranla düşürüldüğünü” iddia etti.

Çok uzatmadan kazayla ilgili hazırlanan resmi raporda uçağın düşme nedeni 'pilotaj hatası' olduğu açıklandı ve kayıtlara böyle geçti.

Bu kaza ve özellikle kazadan sonra TORYUM ile ilgili çok şeyler yazıldı, söylendi, yazılma ve söylenmeye devam ediyor.

Toryum ile ilgili öyle şeyler söyleniyor ki, söylenenleri Türkiye Cumhuriyetinin sıradan bir vatandaşı olarak ben de merak ettim. Çünkü, çok uç görüşler ortaya konulmaktadır.

Neler söyleniyor:

1- Toryum, dünyanın en temiz ve güvenilir enerji kaynağı, Türk toprakları dünya Toryum yataklarının yarısına sahip olup Türkiye rezervde birinci sırada.

Bu iddia sadece iddiadan ibaret olmayıp TÜBİTAK ve MTA tarafından son beş yıl içerisinde yapılan araştırmalarda, dünya Toryum rezervlerinin yüzde 35′nin Türkiye’de olduğu belirlendi

2- Toryumun Türkiye’nin en önemli zenginlik kaynağı olduğunu iddia eden bilim adamlarına göre ise toryum yakın gelecekteki yaşanacak teknolojik gelişmelerle nükleer yakıt olarak kullanılabilecek.

3- Nükleer enerjiye sahip olan ülkeler, santrallarda kullanılan uranyum ve toryumu Türkiye’den temin ediyor.

4- Kayseri Erciyes Üniversitesi FEF Fizikokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah Çoban, yaptıkları çalışmalarda Türkiye’nin birçok bölgesinde dünya ülkelerine oranla bol miktarda toryum olduğunu toryumun nükleer santrallarda kullanılması durumunda maddi değerini milyarlarca dolar olarak değerlendirmek mümkün, diyor.

Somut olarak açıklamak gerekirse bu potansiyelin Türkiye’nin mevcut dış borcunu 112 kez ödeyebilecek durumda olduğu söylenmektedir.

5-Buraya kadar her şey çok güzel güzel olmasına da yukarıdaki iddialar ne kadar doğru bir de bunun doğru olmadığı iddiasının görüşlerine bakalım.

Prof. Dr. Cengiz Yalçın’a göre ise toryum konusunda bugüne kadar ortaya atılan iddiaların bir çoğu balon!

Toryumu efsane haline getirenleri sahte kahramanlar olarak niteleyen Yalçın, toryumun reaktörler yakıtı olmadığını savunuyor.

İşte Yalçın’ın toryum değerlendirmesi;

“Ülkemizdeki toryum rezervlerin çokluğunu fırsat bilen, yeni nükleer kahramanlar sahne almışlardır. Esasında şu anda dünyada işletilmekte olan reaktörler toryum yakıtlı değildir.

Ancak, bizim kahramanlar bunu hiç dikkate almazlar. Toryumun ileride nükleer yakıt olarak kullanılma olasılığı, abartıldığı gibi yüksek de değildir.

Gerçeğin resmi, gerçeğin çerçevesine yerleştirildiğinde bir anlam taşır.

Toryumun enerji üretiminde, stratejik bir madde olduğu henüz doğrulanmamıştır. Toryum balonu yakında patlayacaktır, esasında bana göre patlamış ve havası boşalmaktadır.”

-Şimdi kime inanlım?

Yapılan açıklamalara göre Bor, Toryum; Uranyum, Altın daha birçok maden rezervinde dünyada ön sıralardayız.

Yani, yer altı kaynaklarına göre dünyanın en zengin ülkesi biziz; en azından ben böyle anlıyorum.

Eeee….! Ne eee… si?

-Bilmiyorum; övünelim mi dövünelim mi?

Bu durumu tartışmak yerine Çakıcı, Arınç ve siyasilerin her söylediğini tartışmaya devam mı edelim?

Yorumlar