28 ŞUBAT

Haber VAKTİM gazetesinden Osman Akdoğan’a 28 Şubat süreci ile ilgili röportaj verdim.

28 Şubat döneminde yaşadıklarımı anlattım...

Yazının içinde geçen bir hadiseyi de sizlerle paylaşmak istedim…

Buyurun:

*

Kastamonu’da gazete çıkardığım dönemdi….

Valilik önünde güzel bir meydanımız var. Orada gezerken , karşıda bulunan Adliye binasından bir adamın kaş göz işareti ile dangalakça hareketler yaptığını gördüm. Oturuyor, kalkıyor kafasını ahrazlar gibi sağa sola sallıyordu. O esnada arkama bir el dokundu, “Sesini çıkarmadan arabaya bin” dedi.

“Ne oluyor?” demeye kalmadan “ben polisim” dedi. Meğer adliyedeki o dangalak, savcıymış. İşmar ettiği ise polis. Bindik arabaya “nereye gidiyoruz?” dedim. Cezaevine dedi. “Dağ başında mı yaşıyoruz Karakola gitmeden, savcı hakim karşısına çıkmadan cezaevimi olur?” dedim. Cevap gecikmedi “sen hangi ülkede yaşadığını sanıyorsun?”

Evet bilmiyordum yaşadığım kenti, ülkeyi. Onlar en iyisini bilirdi. Neyse götürüp attılar hapishaneye.

Sonradan öğrendim ki tanımadığım ismini dahi bilmediğim bir hakime hakaret etmişim. Yine sonradan öğrendim ki, Refah Partisi’nden belediye başkan adayı olan Erdoğan Soydan kefalet ücretimi ödemiş…Çıktım…

Sora Çevik Bir süreci başladı, iki kez dava açtı hakkımda. Garip olan, adam mahkemeye yazı yollamış, hakime hitaben yazılan mektupta, “bu adamı cezaevine atın” edemiş.

KIRILMA NOKTASI 28 ŞUBAT DEĞİL

Zulmü sadece 28 Şubat içerisine sığdırmak da yanlış. Cumhuriyet tarihi süresince mağdur edilen kesim bu toprakların çocukları, yerlisi. Aslında bu işin kırılma noktası, dışa bağımlılık istemeyen bir neslin önünün kesilmeye başlamasından ibaret.

Tarihimize göz attığımızda satılmış cumhurbaşkanlarından geçilmez olduğunu görürsünüz. Darbeyle gelmiş, türlü dalaverelerle otorite olan bu satılmış adamlar; tüm okullarda anlatılır, resimleri duvarlara asılır. Altına da bilmem kaçıncı cumhurbaşkanı yazılır. Sanki “Darbeci Başkan” yazmak çok zormuş gibi.

ASKERLER OLACAK GENÇLER BİR AY EĞİTİME ALINMALI

Darbelerin asıl kaynağı nedir biliyor musun? Askere giden gençlerin bilinçsiz olması. 20 yaşındaki bir gence, askere gittiği tabur ya da bölük komutanı “komutanın öl derse öleceksin” derse, adam aldığı ilk emirle ölmeye, öldürmeye gider. Hedefin ne olduğuna bakmaz. Tabi ki askerlik ciddiye alınması gereken bir durum. Komutan “öl” derse ölünecek ama anayasaya aykırı emir aldığında silahı komutana çevirmesini de bilecek. 15 Temmuz’da gördük. Bir askerin hainliği ekranda görüp, yanlıştan döndüğünü ve ağlamasını izledik. Darbeyi önlemenin en önemli kısmı, öncelikle askere gidecek gençlere eğitim vermektir. Bir ay yeterli, burada şunu aşılayacaksınız, “asker görevini icra ederken bir üstün sana ‘halka ateş edeceksin’ derse kabul etmeyeceksin, gerekirse o emri vereni öldüreceksin. Asker peygamber ocağına gittiğinde vatan hainliğini değil, vatanı korumayı öğrenecek. Ve her asker bu düsturla hareket edecek.

KARARGAH NEDEN RAHATSIZ

Hürriyet gazetesindeki manşet ülke gündemine girdi. Tam da 28 Şubat’a birkaç gün kala. 28 Şubat Darbesi’ni eleştirmesi gereken gazete, TSK’yı siyasetin içerisine çekme girişiminde bulundu. Bir bakıma nabız ölçme hadisesi.

Karargahın 7 madde diye açıkladığı sıralamada 6 madde korsan. Sadece birinden rahatsızlık duyuldu. O da ‘kadın subayların başörtüsü takabilmesi’

Orduda; Sakaldan, başörtüsünden iğrenen bir cenah var. Başörtülü kadınların subay olmalarını istemek şöyle dursun, lojmana giren kadınları tekme tokat döver bu adamlar.

*

"Karargah rahatsız" haberi bir zaman atılan "genç subaylar rahatsız" manşetini hatırlattı...

*

Kusura bakmayın ama...

Hangi TSK mensubu başörtülü subaylardan rahatsız oluyorsa...

buyursun İsrail orada...


*


Sağlıcakla kalın…